23 – MÜ’MİNûN SÛRESİ 118 âyet olup Mekke döneminin sonunda nazil olmuştur. Hac sûresi, müminlerin dünya ve âhirette felaha ereceğini bildirmişti. Peşinden gelen bu sûre, bu felahın, hangi şartlara ve vasıflara bağlı olduğunu bildirir. Daha sonraki uzun bölümde (23-73 âyetler) bu şartları haiz olan nebîlerin fazilet mücadeleleri örnek verilir. Sonra âhiret hayatına geçilir. Öldükten sonra dirilmeyi akıllarına sığdıramayan kâfirlere Allah’ın muazzam kudretinin delilleri zikredilir. Müteakiben iman ve inkâr ehlinin âhiretteki âkıbetleri bildirilir.
Hz. Ömer (r.a) şöyle demiştir: “Resulullah (a.s.) a vahiy indiğinde biz yanında arı vızıltısı gibi bir ses işitirdik. Bir gün üzerine vahiy indi, bir süre bekledik. Derken üzerindeki bu hal açıldı, hemen kıbleye dönüp ellerini kaldırdı: “Ya Rabbî, bizi çoğalt, eksiltme. Değerimizi artır, bizi hakir kılma. Bize ver, mahrum etme. Bizi tercih et, başkalarını bizim üzerimize tercih etme. Bizden razı ol ve bizi razı eyle” diye dua etti. Sonra da: “Bana on âyet indirildi ki kim bunları yerine getirirse cennete girer”
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – Muhakkak ki müminler, mutluluk ve başarıya erdiler.
2 – Onlar namazlarında tam bir saygı ve tevazu içindedirler.
3 – Onlar boş şeylerden uzak dururlar. [25,72]
4 – Onlar zekâtı ifa ederler. [91,9-10; 41,6-7]
5-7 – Onlar mahrem yerlerini günahlardan korurlar. Yalnız eşleri ve cariyeleri ile ilişki kurarlar. Çünkü bunu yapanlar ayıplanamazlar. Ama bu sınırın ötesine geçmek peşinde olanlar, işte onlardır haddi aşanlar.
8 – O müminler üzerlerindeki emanetleri gözetirler, verdikleri sözleri tam tamına tutarlar.
Ahitler: Gerek kendi aralarındaki akitler, gerekse Allah Teâlaya karşı verdikleri ahitlerdir.
9 – Onlar namazlarını vaktinde eda edip zayi etmekten korurlar.
Namazlarını vakti vaktine, huşû içinde devam ettirirler.
10 – İşte vâris olanlar onlardır. [19,63; 43,72]
11 – Ebedî kalacakları Firdevs cennetine vâris olanlar onlardır.
12 – Şu bir gerçektir ki Biz insanı süzme çamurdan yaratırız. [30,20; 6,2; 32,8]
İnsanın süzme çamurdan, yani balçığın özünden yaratıldığını bildiren âyetler, insan bedeninin toprakta yetişen ya da toprağın bileşiminde bulunan çeşitli organik veya inorganik maddelerden oluştuğuna, toprakta yetişen besinlerin özümlenmesi yoluyla bu unsurların sürekli olarak canlı hücrelere dönüştüğüne
işaret etmektedir. Böylesi bir vücuda bunca imkânları ve sistemleri lütfeden Allah’a şükretme gereğini hatırlatmaktadır. 12-14. âyetlerde geçen mazi sigaları, bu yaratılış başından kıyamete kadar devam ettiğinden, muzari (geniş zaman) anlamı taşımaktadırlar.
13 – Sonra onu nutfe (sperm) halinde sağlam bir yere yerleştiririz.
14 – Sonra nutfeyi alakaya (yapışkan döllenmiş hücreye), alakayı mudgaya, yani bir çiğnem et görünümündeki varlığa, mudgayı kemiklere dönüştürür, sonra da kemiklere et giydirip, derken yeni bir yaratılışa mazhar ederiz. İşte bak da Allahın ne mükemmel yaratan olduğunu bir düşün! [22,5]
15 – Ve bütün bunlardan sonra, siz ey insanlar, ölürsünüz. [21,35]
16 – Sonra büyük duruşma (kıyamet) günü diriltilirsiniz.
17 – Yine şu da bir gerçektir ki Biz sizin üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz yaratmadan da, yarattıklarımızdan da habersiz değiliz. [2, 29; 40,57; 32,4-12; 17,44; 71,15; 65,12]
“Tarâik” tarîkanın çoğuludur. Bu, göklerin, Allah katında inen emirlerin geçtiği yer olması itibariyledir (Talak,12). Müfessirlerin çoğu burayı yedi gök diye açıklarlar. Elmalılı M. H. Yazır ise “İnsanın yedi idrâk yolu, yani görme, işitme, tatma, koklama ve dokunmanın yanında akıl ve vahiy yolları” olduğunu düşünür.
18 – Biz gökten belirlediğimiz bir ölçüye göre su indirir ve onu yerde dinlendiririz. Ama dilersek onu yerden gidermeye de kadiriz.
Âyette geçen “eskennâhu” yağmur sularının durgunlaştırılmasını ve yerde dinlendirilmesini ifade eder. Yağmur suları toprak tarafından yavaş yavaş emilerek dibe iner. Eğer böyle olmayıp birden inseydi veya sel halinde akıp gitseydi hem büyük zararlara sebep olur, hem de canlılar, yağmurun hayat veren faydalarından mahrum kalırlardı.
Diğer taraftan Zümer, 21 âyetinin beyan buyurduğu üzere Allah, gökten indirdiği yağmur sularını yerde süzdürüp menbalara yerleştirmekte, oralarda dinlendirmekte, sonra o depolardan yeryüzüne çıkartıp canlıların istifadesine vermektedir. Dikkat etmeli ki yağmur, bütün kâinat içinde, milyonlarca yıldız arasında yalnız dünyada mevcuttur. Bu su olmasaydı, hayat düşünülemezdi. Bu büyük nimet elbette tesadüfî değildir.
19 – O su ile sizin için hurma ve üzüm bağları yetiştirdik ki onlarda size çok faydalar vardır, onlardan yersiniz de. [16,11; 36,34-35]
Hurma ve üzüm Araplarca en marûf meyveler olduğundan, misal olarak yalnız bunlar zikredilmiştir.
20 – Sina Dağından çıkan bir nebat da yetiştirdik ki o ağaç hem yağ, hem de yiyenlere bir katık çıkarır.
Bu ağaç zeytin ağacıdır.
21 – Evcil hayvanlarda da sizin için ibretler vardır.
Onların içinden çıkan sütle sizi besleriz.
Daha onlarda sizin için nice faydalar bulunur.
Onların etinden de yersiniz. [16,5-7; 36,71-73]
22 – Onlara da gemilere de binersiniz. [17,70]
*
Monday, July 16, 2007
Sunday, July 15, 2007
Bugun ayakalrim agriyor:)oyle cok gezdikki:))hic ummadigim kadar ucuz vede kaliteli seyler aldim, aldik:))bi tek kizim mahrum kaldi bu alisveristen:P, macsy'e bu sene bii oldu:)hakikaten turkiyede bile bu kadar ucuz olamaz deidgim fiyata etekler aldim, bugunde yine iki etek aldim, ayni model farkli renk ama gercekten haria bir fiyat:)gectigmiz cuma gunu bir arkadasta gordugum ve NY company'de indirime dusen gomlektende size ima gore bulunca onuda alip eteklerimden biriyle cok seker bir takim yapmis oldum:))Elhmdulillah, Rabbim hayirli gunlerde hayirli zamanlarda hayirlisiyla kullanmayi nasip etsin, esimde kendine pantolonlar aldi:))diyorum kayinpederim gorse kesin esimin iki kati kadar alirdi, buraya geldiklerinde fiyatlar turkiyeden daha uygun geliyor onlara:))Yazin ders almadigim icin keyfim daha bi yerinde:)stajim ilkbahara kalacak ama olsun diyorm, cunku esim haftaici 4 gun okula gidiyor benimle hem saatleri cakisackti hemde aslihanla cok zor olacakti, gec olsun guc olmasin, hayirlisiya bitsin insaallah:)Dun lise arkadasimla butun gun msn'deydim aralarda aslihani yedirdim, uyttum vs...kendimi lise yillarinda gibi hissettim, hakikaten butun gun konusurduk ve konusacak seyde bulurduk, dun en son webcam'den aldighimiz kiyafetleri birbirimize gostermemiz, tam bir liselilikti:)))biz hep boyleydik, birimiz bisi alsin digerine muhakkak goseterir, begenenin elinde kalirdi:)geneldede o el benimki olurdu:)))cunku derya cok guzel seyler bulurdu, ozellikle benim amerikada oldugum yillar turkiye donuste onun esyalarina bakar begendiklerime el koyar yada aynisndan sipari ederdim:)mesela bana aldigi mavi jeans'ten bir pantolon vardi, abartmiyorum bes yil giydim:)))artik baya eskidide duruyor bi tarafta:)))atmaya kiyamadim ayni modelden diktirim belki diye:))ipli mipli bisidi:)) iste boyle yaz cok guzel ele turkiyede olsak daha bi guzel olabilirdi, ama Rabbim en hayirli zamanda donmeyi vede guzel yazlar gecireyi nasip etsin insaallah:)
Thursday, July 12, 2007
Can sIkIcI
Bugun nerdeyse bir ay once aciklanmasi gereken sinavimin notu belli olmus! gcici bir C vermisti hoca bir odevim eksik diye!neyse tamamladim ettim, hani ben bekliyorum bir A verir diye, cunku butun sinavlarim iyi gecmisti, biri haric, neye bugun baktim dersimin ortalamasi B+ olarak gecmis kayitlara, neyse dedim su eksik sinmavin sonucuna da bi bakiyim 95 almisim!not ortalamam 88.5 geliyor, hocada sagolsun 2.5 puandan sebeb B+ veriyor,hani hamdediyorum bulmusta bunamis degilim ama iste A bekliyordum! bazen cok gicik oluyor bu hocalar ya!ne can sIkIcI sey!
Friday, July 06, 2007
Kac gundur yazmak istiyorum bir hadise ve bana dusundurdukleri hakkinda ama bir turlu olamadi. Yalanci Yarim dizisini cok severdik, ara sira bazi bolumlerini cok cocuksu bulsakta, her persembe yada c.tesi you tube'a yuklenmesini sabirsizlikla beklerdik, ta ki gecen haftaya kadar...Hakikaten soke olduk esimle, hani hic beklenen bir sey degildi basroldeki oyuncunun boyle ansizin olan kazasi ve ardindan gelen olumu...Inna lillahi ve ileyhi raciun dedik! Hepimiz olecegimizi biliyoruz, ama genclikten ileri gelen birsey sanirim ki olumu ekseriya biraz daha gec yaslara yakisan birsey goruyoruz!yalniz henuz ceyrek asri yeni doldurmusken bu yeryuzu misafirhanesinde, birden ebed alemine acilmis olabiliyor kapilar! Acikcasi bu duydugum en uzucu olum haberlerinden biriydi, belki benimle yasit olmasi, belki 28. yas gunumun hemen oncesinde olmasi cok etkiledi beni...resmen benimde basima bisi gelirmi diye dusunmedim urkmedim degil, olumu cok yakin hissettigim zaman dilimlerinden birini yasadim...Hayatta Allah'tan ve O'na ve Rasulu'nun getirdiklerine imandan baska hersey bos bunu birkez daha anladim....Hakikaten ev, evlad, es, hepsi dunya hayatinin zineti, susu, hersey emanet hic birsey baki degil, sadece Rabbin rizasi gozetilenler haric...Baris Akarsu'nun annesine kalben oyle uzuldumki, yerinde olmayi hic istemezdim, Rabbim imtihan etmesin, ama annesine masaallah da dedim, hakikaten Rabbim veriyorsa bir imtihan sabrini da veriyor buna bir kez daha inandim gonulden, annesinin soyle dedigi yaziyordu okudugum bir haberde"Rabbim onu cok sevdi yanina aldi", evlad iste Rabbimizin en guzel emanetlerinden, veren O, alacak kudrete sahip olan da O. Bunu bilmek meseleyi bu suurla kavramak ne buyuk bahtiyarlik, ama sabrida cok guc iste...Rabbim bize hayirli imtihanlar versin, kaldirmayacagimiz seylerle bizi imtihan etmesin, imtihan oldugumuz seylerde kaybedenlerden degilde kazananlardan olalim insaallah!Olum her an gudnemde nezaman nerde ve ne hal uzere gelecegi belli olmayan birsy o yuzden ya Agizlarin tadni kaciran olumu cokca zikredin diyor Allah Rasulu(sav) hatirlayalimki olumu sIkca ebedi kalacagimiz yurda olan bagimiz, istiyakimiz, vede o olcude amellerimizin guzelligi, ihlasi artsin insaAllah....
Monday, July 02, 2007
3 Temmuza dair...

Annem'e sormustuk bir gun,"yaslaninca nasi oluyor 40 yil 50 yil nasi hatirlaniyor, nasi bisi o kadar yili gecirmek diye", annnemde bize, sadece onemli gunleri hatiriyorsun,mesela benim onem verdigim, mesela dugunumu, cocuklarimin dogdugu gunleri, sevdigim birinin vefatini demistide,nasi bir duygu olmali ki bu demistim! dunya hayatimin 28. yilindayim bugun:)annemin dedigi sekilde hatirliyorum gecmisi:) 18'lerdeyken 28 yas ne cok gelirdi, simdi ne de genc bir yas aslinda diyorum...ozellikle 19'dan sonra ne de cabuk tukendi bu 20 li yaslar! Dogum gunumu ilk kez bir gun oncesinden kutlayan Turkiye'den bir arkadasim oldu! esim napacak en cok onu merak ediyorum:)Aslinda yaslandigim icin aglamak istiyorum, ben acaba cok mu pardon garip bir duygusalmiyim:)Rabbim hayir ve hasenatla dolu bir omur nasip etsin dilerim...
Friday, June 29, 2007
En son yagmur dedim, yine yagmur diyecegim herhalde, ama o sicak 3 gunu unutamiyorum, sali, carsamba ve persembe.Ozellikle sali gunu buhar olup uzmak uzereydim butun gun evde AC'ler calisti ama yinede evin isisi 9o'dan 95'den asagiya dusmedi, sanirim 33 C ediyo, simdi Turkiye'deki 45'leri 50'leri dusununce cok hamd ettim. Sal ve Carsambayi evde gecirdik, ama Persembe gunu bir mevlide gittik, annesini kaybetmis bir hanima, Cuma gunu hanimlarla toplandik, yarinda misafirim vardi iptal oldu, ama yine isim var bi suru, Pazar gunu kultur merkzinin acilisi var ve yogun bir gun olacak yine, p.tesi okul basliyor, sonra esimin okulu basliyor, sonra burda yazin tertip edilen programlara katilimim olacak edecek derken, onumuzdeki 1.5-2 ay bir hayli yogun gececek gibi...Allah zamanimizi hayirli islerle gecirenlerden eylesin, hep hayatimizda guzel hayirli yogunluklarimiz olsun...Rabbim Onun rizasi dahilinde isler yaptirsin...
Monday, June 25, 2007
Yagmur
Bugun kayinvlidemle gorustum, Istanbul'un kavurucu sicagindan bahsetti, ben ise NY'unbir turlu gelmeyen yazindan:)hakikaten bu sene cok ilginc NY iklimi, yaklasik 4 yildir burdayim ve ben sunu gozlemledim, burda yagmur yagarsa butun gun yagar ertesi gune acar hava, ama bu sene ilginctir, yagmur bir basliyor sakir sakir yagmaya, ama belki 15 dakika sonra duruyor ve hava gunluk guneslik oluyor, bir kac saat sonra yine basliyor, ve oylece gunler devam etti bu sene, hic bilmiyorum ki haziran ayinda bu kadar yagmur yagsin burda...gerci bundan Allah muhafaza sekva olarak degilde iklimlerin nekadar degistiginin bir ispati olarak bahsediyorum...Yoksa hamdolsun Yagmuru Veren'e..Bugun esimle bahsederken yagmurdan aklimiza K.Kerimde mealen "Biz isteseydik katimizdan suyu sadece tuzlu da indirebilirdik" ayeti kerimesi geldi. Ne kadar sukretsek azdir Rabbimize, nekadar merhameti buyuk bize, biz ki kullugunda, insani vasiflarnda bircok eksigi olmasina ragmen, O yine katindan bize nimetlerini gonderen...Ihtiyacimizi en iyi bilen, havadaki gazlarin oranini ince bir hesap uzerinde tutan, her aldigimiz nefes dahi ayri bir sukru gerektirdigi halde, O'nun azametini, yucelegini kavrayamadigimiz, kavramak icin dua dua yalvardigimiz...3 yasinda bebek kivaminda bir cocugun asiligine sabredmeyen bizlere, onca kusurumuza, hatamiza, gunahimiza ragmen merhamet eden, bize sabreden, tovbe etmemiz icin muhlet veren, deniz kopugu kadar olmus gunahlarimizi affeden, Affetmek Saninin Yuceliginden Olan Rabbimiz, bizi senden ayirma,senin hosnut olacagin isler yapmayi nasip et!
Tuesday, June 19, 2007
Saturday, June 16, 2007
Bugun kizimla babasina hediye aldik, keyiflide sayilabilecek bir alisverisimiz oldu hamdolsun, birileriyle karsilastik yeni birileriyle tanistik, guzel vakit gecirdik oglene kadar hamdolsun:) tek sorun benim ayaklarimin agriyor olmasi:)Allah im sen guc kuvvet ver, hakikaten artik yazmaktan utaniyorum, ama gercekten cok cabuk yoruluyorum:)
Friday, June 15, 2007
Bugun turk okulunun graduationi vardi, bende guya fotograf cektim cektirdim hani hatira diye dusunerek, sonra ne ldu eve geldim, aslihan bize minik dualardan bi parca soyluyrdu, sildim formatladim daha cok space olsu diye, azicik usenmeyip kamerayi alabilirdim hemde alt kattaydi, sonucta fotolari yalnislikla sildim, vede goruntude guzel olmadi...ama iste oldu bitttiii....Bugun kucuk capta bi kermeste vardi, iki tane Vakko esarp aldim, hakikaten cok ucuzdu, biri mavili tonlarda filan, bir digeride uzun zamandir istedigim siyah beyaz, ikinci banhsettigimi cok begendim, ama eve geldikten sonra akerin web sayfasina baktim ve esarplarin hemen hepsinde aklim kaldi:( Turkiye'ye donuste sanirim kendime her hafta hadi abartmiyim ama her iki haftada bir esarp alicam insaallah, burada gonlume gore esarp bulamadim gitti, webten begenip aldirdiklarimda gelince cok begenmedim vs... Bi kac kisiyle tanistim, bu yonuylede guzeldi seviyorum degisik yuzleri:) kac gundur evden cikmiyordum ya bugun bana coook iyi geldi, birde tmizlik yaptim ya aslinda bence o cok daha iyi geldi:P ,hadi kollarim agriyor diye yapmiyorum yapmayincada evde kendimi pek bir bos hissediyorum:) Birde cuma gunlerini pek severim ben, bu cuma ya da bi cok sey yetistirdim ya daha bi cok sevdim:)
Thursday, June 14, 2007
:)
Bugun aksam ustu disari cikti, hani ayakkabi bakacaktim, ama bizim burda nine west magazasi pekte erken kapaniyormus, bilmiyorduk, neyse tam caddey gececegiz, bide ne gorelim, yeni turkish grocery acilmis, hani oyle boyle basit bi yer degil, gayet guzel vede sIk olmus:) birde acayip ucuz, sanirim turkiyede bukadar ucuz degildir urunler:) sonra tam cikista ne gorelim, akliniza gelebilecek her bir cesit meze, kurabiyelerde var bi suru:)ve en guzeli ne aslinda bu olayin, yerinin okulma iki street uzaklikta olmasi:) bundan sonra dunkin'a zor ugrarim, yasasin kombo tabaklarim:P, sanirim su yaz ve de kis donemi iyi kilo alirim, okulun son yilinda oldu bu rahatlik ama olsun, bari son donemlerimde iki lokma bisiyi agiz tadiyla yiyim, gulluogluda cok yakin gerci ama yne 5-6 street yurunuyo birde avenue gozum pek kesmiyordu, kesincde iki ders arasinda gidiyor ikincisine muhakkak gec kaliyordum:P, birde bugun sok edici bi sonuc ogrendim, bi dersim ki sinavlarim gayet iyiyken C gormiyimmi notmu, soka girdim resmen, hmen hocaya email yazdim tai nasil olur bu diye, ceaben bi class workun eksik, o da neymis, labratuvarlari yapiyorum bide onlari quiz olarak koyuyor onlari yapmamisim ama oyle bunal;dimki o dersten sadece zaten cisco 'nun sayfasindan haftada iki quizini yapiyorum birde labratuvar odevlerini mi gecicem blackboard accounta diye salladim resmen, hani dedimki merak ederse verirm lab manual'i:P, sanki hocanin cok ihtiyaci varya yapmama:P neyse cok sukur onlari yaparsam degistirecekmis, haftaya kadar sure verdi!
Bu hafta hava hep kapali ve yagmurlu, bi disari cikmaya birine gitmeye cesaret edemedim!dun doktora gittik bayada serince geldi hava, hayret ki ne hayret haziranda boyle olsun hava! Lise arkadasimla msn den gorustuk bu sure boyunca:) simdi turkiyede olup onunla asliverislere cikmak vardi! lisedeyken her haftasonu kendimize esraptir etektir bisiler almak icin muhakkak cikardik:)illa her haftasonu bisi yiyecektik disarda:) bi ara nedenni bilmedigimiz bi sekilde kirildik birbirimize gorusmedik, ama sonra ortada bisi olmadan anlamsiz bi sekilde kirildgimiz farkettik! neymis efendim Elbisenin yenisi Dostun eskisi makbulmus:), ins Istanbula donuste yakin semtlerde yasayacagimzi icin gorusme sansimizda cok olacak, buarada ikimizde avrupa yakasindan anadolu yakasina gelin gittik:)tabi ben anadoludan amerikaya mecburi bir transfer donemi yasasamda Istanbula donecek olmak bunu dusunmek kadar guzeli yok!Buarada ins vize isleri hallolursa yigenim gelecek kisa bi sure sonra, ins ins da hallolur, eger gelirse benden mutlusu olurmu bilmem:)esimle simdiden enes gelince nerelere gideriz planlar yaptik, hem onu hem kendimizi gezdiricez:)
Wednesday, June 13, 2007
Tuesday, June 12, 2007
Takintilar:)
Eminecim sobelemis bende cevapliyorum efendim:)
-Ellerimi cok yikarim, hatta iki dakika binanin kapisinin oraya kadar inip cikmis bile olsam bu boyledir:) zaten gun icinde bi cok kereler yikarim:)evde en cok biten sey sabundur:)
-Kesinlikle okulda, hastanede, ord burda surda kapilaa ellerimle dokunamam, bis ekilde kolumla filn acmaya calisirim:)musluklari da keza oyle, tutamam:)
-Pecete, wipes cok kullanirim, suan A.Aslihan'da alisti cok sukur oda aynen ogretildigi gibi habire silinir, bi kasik corba icer ama hemen silinir:)
-Emine gibi bende tablolar ve tullerin duzgun durmasi hususunda hasassasim rahatsiz eder, bulundugum yerde bile bi sekilde duzetmeye calisirim:)
-Meyuve suyu, sut yad ketchap vs gibi kutulu ve kavanozlu seyleri muhakkak sudan gecirir ondan sonra yerlestiririm yerlerine, onlari yerlkestirenlerin kirli eldivenlerive ellerini yikamadiklarini gozonunde bulundurup bunu yapmazsam raht edemem, yikanmadan konmussa muhakkak cikarir kondugu kismi siler, yikar koyarim:)
-Handstenizer cok kullanirim:)cantamda bulunmali muhakkak bi tane:)
-Esim evden cikarken muhakkak Ayetel Kursi okurum, onada okumasini her sabah tembih ederim:)okunmazsa olmaz, bisi olacak gibi hissederim, yani muhakkak okunmali:)
-Aslihan bisi yedirirken bismillah cektim mi diye dusunur tekrar tekrar cekerim:)
sanirim hepsi bu takintilarimin:) cok da makul seylermis canim:P, Eminecim tesekkurler sekerim,...
Kirpikteki Gozyasi, Ahimsacim ve Yaban Erigi'ni sobeliyorum:)
-Ellerimi cok yikarim, hatta iki dakika binanin kapisinin oraya kadar inip cikmis bile olsam bu boyledir:) zaten gun icinde bi cok kereler yikarim:)evde en cok biten sey sabundur:)
-Kesinlikle okulda, hastanede, ord burda surda kapilaa ellerimle dokunamam, bis ekilde kolumla filn acmaya calisirim:)musluklari da keza oyle, tutamam:)
-Pecete, wipes cok kullanirim, suan A.Aslihan'da alisti cok sukur oda aynen ogretildigi gibi habire silinir, bi kasik corba icer ama hemen silinir:)
-Emine gibi bende tablolar ve tullerin duzgun durmasi hususunda hasassasim rahatsiz eder, bulundugum yerde bile bi sekilde duzetmeye calisirim:)
-Meyuve suyu, sut yad ketchap vs gibi kutulu ve kavanozlu seyleri muhakkak sudan gecirir ondan sonra yerlestiririm yerlerine, onlari yerlkestirenlerin kirli eldivenlerive ellerini yikamadiklarini gozonunde bulundurup bunu yapmazsam raht edemem, yikanmadan konmussa muhakkak cikarir kondugu kismi siler, yikar koyarim:)
-Handstenizer cok kullanirim:)cantamda bulunmali muhakkak bi tane:)
-Esim evden cikarken muhakkak Ayetel Kursi okurum, onada okumasini her sabah tembih ederim:)okunmazsa olmaz, bisi olacak gibi hissederim, yani muhakkak okunmali:)
-Aslihan bisi yedirirken bismillah cektim mi diye dusunur tekrar tekrar cekerim:)
sanirim hepsi bu takintilarimin:) cok da makul seylermis canim:P, Eminecim tesekkurler sekerim,...
Kirpikteki Gozyasi, Ahimsacim ve Yaban Erigi'ni sobeliyorum:)
Monday, June 11, 2007
Mevlânâ hazretleri, Mesnevi’de kötü huyun insanýn
nefsine ve çevresine nasýl bir eziyet yaptýðý
hakkýnda þöyle bir hikaye anlatýr: Huysuz
adamýn biri bir gün herkesin gelip geçtiði yol üzerine
dikenli çalýlar diker. Yoldan geçenler her ne kadar
“Bunlarý buradan sök at” dese de o bunlarýn hiçbirine
kulak asmaz. Yine kendi bildiðini okur. O dikenli çalýlar
büyür yoldan geçen halkýn ayaðýna takýlýr, onlara
eziyet eder. O yoldan geçenler periþan olur. Bu durum
valiye kadar intikal edince vali onu yanýna çaðýrýr. Dikenleri
sökmesi için emreder. O da sökerim diye söz
verir; ama bugün yarýn diye ertelemeye devam eder.
Ne sökmem der ne de sökmeye teþebbüs eder. Bir gün
vali onu yanýna çaðýrýr; “Verdiði sözde durmayan
adam, emrimi uygula!” diye sýký sýký tembihler. Aðýr
ikazlarda bulunur. Çalýlarý diken huysuz adam da þöyle
der: “Önümde hayli günler var. Merak etme nasýl olsa
günün birinde sökerim.” Vali ise çabuk olmasýný
söyler ve onu uyarmaya devam eder. Ama adam sözden
anlamaz. Dikenler de kök salýp büyümeye devam
eder. Mevlânâ, hikayenin bu kýsmýnda bir iþi yarýna ertelerken
zamanýn su gibi akýp gittiðini söylüyor ve;
“Her gün sen yarýn bu iþi görürüm diyorsun ama
günler geçip gittikçe o dikenler daha da kuvvetleniyor.
Onu sökecek olan da ihtiyarlýyor, kuvvetten düþüyor.
Sen de her bir kötü huyunu bir diken bil. O dikenler
kaç keredir senin ayaklarýna battý. Kaç kere oldu
seni kötü huyun yaraladý. Sen kendi tabiatýndan
hastalandýn da duygusuzluðun yüzünden habersizsin.
Çirkin huyunun da baþkalarýný rahatsýz ettiðini
bilmiyorsun. Sen þu dikeni gül fidaný haline getir. Gül
fidaný ile onu aþýla. Böylece sendeki dikenler gül fidaný
haline gelsin. Eðer sen de þerri gidermek istiyorsan,
ateþin gönlüne hakkýn rahmet suyunu dök.”
Mevlânâ, burada nefsinin kötü arzularýna düþmeyi
dert edinmeye dikkat çekiyor ve diyor ki:
“Nefsinin ateþi söndüren sonra, gönül bahçesine
dikersen biter. Laleler, ak güller, güzel kokulu çiçekler
yetiþir. Sözün kýsasý; iþini yarýna býrakma. Çabuk tövbe
et de istiðfarý yarýna býrakma. Yýl geçti ekin vakti geldiðinde
sende yüz karalýðýndan baþka bir þey kalmaz.
Beden aðacýnýn köküne kurt düþtü.
Onu söküp ateþe atmak, kulluk yaparak iyi iþlerle
onu öldürmek gerek.”
nefsine ve çevresine nasýl bir eziyet yaptýðý
hakkýnda þöyle bir hikaye anlatýr: Huysuz
adamýn biri bir gün herkesin gelip geçtiði yol üzerine
dikenli çalýlar diker. Yoldan geçenler her ne kadar
“Bunlarý buradan sök at” dese de o bunlarýn hiçbirine
kulak asmaz. Yine kendi bildiðini okur. O dikenli çalýlar
büyür yoldan geçen halkýn ayaðýna takýlýr, onlara
eziyet eder. O yoldan geçenler periþan olur. Bu durum
valiye kadar intikal edince vali onu yanýna çaðýrýr. Dikenleri
sökmesi için emreder. O da sökerim diye söz
verir; ama bugün yarýn diye ertelemeye devam eder.
Ne sökmem der ne de sökmeye teþebbüs eder. Bir gün
vali onu yanýna çaðýrýr; “Verdiði sözde durmayan
adam, emrimi uygula!” diye sýký sýký tembihler. Aðýr
ikazlarda bulunur. Çalýlarý diken huysuz adam da þöyle
der: “Önümde hayli günler var. Merak etme nasýl olsa
günün birinde sökerim.” Vali ise çabuk olmasýný
söyler ve onu uyarmaya devam eder. Ama adam sözden
anlamaz. Dikenler de kök salýp büyümeye devam
eder. Mevlânâ, hikayenin bu kýsmýnda bir iþi yarýna ertelerken
zamanýn su gibi akýp gittiðini söylüyor ve;
“Her gün sen yarýn bu iþi görürüm diyorsun ama
günler geçip gittikçe o dikenler daha da kuvvetleniyor.
Onu sökecek olan da ihtiyarlýyor, kuvvetten düþüyor.
Sen de her bir kötü huyunu bir diken bil. O dikenler
kaç keredir senin ayaklarýna battý. Kaç kere oldu
seni kötü huyun yaraladý. Sen kendi tabiatýndan
hastalandýn da duygusuzluðun yüzünden habersizsin.
Çirkin huyunun da baþkalarýný rahatsýz ettiðini
bilmiyorsun. Sen þu dikeni gül fidaný haline getir. Gül
fidaný ile onu aþýla. Böylece sendeki dikenler gül fidaný
haline gelsin. Eðer sen de þerri gidermek istiyorsan,
ateþin gönlüne hakkýn rahmet suyunu dök.”
Mevlânâ, burada nefsinin kötü arzularýna düþmeyi
dert edinmeye dikkat çekiyor ve diyor ki:
“Nefsinin ateþi söndüren sonra, gönül bahçesine
dikersen biter. Laleler, ak güller, güzel kokulu çiçekler
yetiþir. Sözün kýsasý; iþini yarýna býrakma. Çabuk tövbe
et de istiðfarý yarýna býrakma. Yýl geçti ekin vakti geldiðinde
sende yüz karalýðýndan baþka bir þey kalmaz.
Beden aðacýnýn köküne kurt düþtü.
Onu söküp ateþe atmak, kulluk yaparak iyi iþlerle
onu öldürmek gerek.”
Temizlik!!
Hakikaten varmi mis kokulu bir evde yasamak gibisi:))"Temilik imandandir" dusturu insani daha bi ferahlatiyor bu noktada:) kac makine camasir yikandi saymadim bile, baya bi coktu:)e iki hafta dile kolay dogru durus camasir yikanmadi:(hele tuller Allahim o ne parlakliktir:)resmen renklerini buldular tekrardan:) penreleri islak silme isi benim, kurulma iside esimin oldu:)aksaminda br nur vakti, saat 10 gibi, gelen gecen civar komsularimiz bakip bakip durdular, muhtemelen kafalarini egdiklerindede gulduler halimize:)ama olsun yilmadik :)hemen tullerimizi astik, takim ruhu icerisinde cabucakta bitirdik, aslinda benim yardimciya degilde, esimin daha cok yardim etmesine ihtiyacim var sanki:)
Sunday, June 10, 2007
Bu pazar yine alisveris yorgunlugu+misafirle bitti, guzeldi hamdolsun,... ama yine istedigim gibi bir ayakkabi bulamadim bulduklariminda size'i yoktu, zaten manhattandaki macys'te acayip cesit oluyor vede ilgilenen cok, burda bi tane calisan eleman bulana kadar caim cikti:(sanirim carsamba persembe gunu gibi aslihanla gozum kesip gidicem manhattana:)babamiza babalar gunu hediyesi almak lazim, kendimize ayakkabi, kizima sandaleeet...sanrim okul olmayina en cok sevdigim sey alisveris:)michael korsun ir ayakkbisini godum, cok begendim, ama iki tommy ayakkabi alsam ustune parada artiyor:)en iyisimi tommyden vazgecmemek:) ama nine westtede guzel modeller gordum, ama ben aaradigi ayakkabiyi bulana kadar bekleycek yapidayim hic sevmiyorum acele ve uyduruk seyleri:)bugun mesela sirf u yuzden kirmizi bir cantayi biraktim, simdi alsam kirmzi cantam olurdu diyoru, bi tane vardi takmiyorum diye hediye ettim:) macysten yine uzun etek buldumya, bu sene uzun etekte baya bi ihlas gosterdim sanirim:)yada bu yazin modasimi uzun etek:)))yarin kizlari davet ettim, belli degil gelecekleri ama ben yinede bisiler planladim aklimdan hani gelirlerse carcabuk hazirliyim:)bu sira aklimda zeytinyagli sarma var, okul biti ya kendime yapacak zaman alici isler ariyorum, yarin kitap okumaya baslayaagim daha dogrusu basladigim iki kitap var, biri ingilizce biri turkce, ingilizce olanin turkcesini bi blogda tavsiye edilir gormustum, ama ben cok sIkIldim okurken psikolojik bir kitap cunku, digeride aglayarak okuyorum resmen:)o yuzden ya evde kendi basima okumam en iyisi, yoksa millet deli filan diyecek, ama konusu canakkale olunca insan ister istemez agliyor, ne kahramanliklar olmus... bi kac arkadas ziyretide yapayim diyorum su tatilde cunku baya bi davet eden var birinden baslamak lazim gitmeye ve sonmrasinda sirasiyla davet etmek lazim...esim su sira yardimci edinmem mevzuunda israrli ama ben hakiketen yipranicam diye urkuyorum, cunku yanimizda calisan birine rica da bulnmak bana zor geliyor, babamin iyerine gittigimde calisan elemanlara bana icecek bisi soylemesini soylesin abim yada babm, acayip utanirdim, koca koca adamlar hizmet ediyor diye, ben boyleyim napayim, bi arkdasim, eve yardimci tutmak isyeten babasina demiski, baba ben emin ol gelen teyzeye bi is yaptirmam kendim daha cok yaparim, onada cay verir oturturum, sunlar sunlar yapilacak edilecek diyemem...ama lazimda en azindan kollarimin agrisinin hafilemes acisindan, belki esimde benimle birlkte olur yardimci olarak dusundugum hanimla gorusmemde...
Thursday, June 07, 2007
Wednesday, June 06, 2007
Bu hafta hic bitmiyor, gunler uzadikca uzuyor, her gun bir sinav, zor sorular, kafayi yemek uzere olan bir ben bunaliyorum, ekimde 4 yil olacak turkiyeye gitmeyeli, babamida gormeyeli, bugun bi arkadas turkiyeye tatile gidiyormus ve bana veda etmek icin tlf acti, nasi icim gitti anlatamam, dersler agir ben sinavdan sinava kosmaktan yorulmus bir halde, zaten kollarim agriyor, hele sali gunku sinavdan sonra sg kolumdada bir agri, dile kolay 3 saat yaz yaz bitmedi, bugunde yin bir uc saat habire yaz soru cevapla, 27+25+63+10=125 sorumu eder, iste o kadar soru cozdum, kafayi yedimmi yok ama yemek uzereydim, bi sure sonra kafam durdu zaten, karnim ac, yorgun bir bee, zaten sabahtan aksama kadar ders calismaktan boynu ve sirti agridan bir hal olmusum...neyse bu gecenin de sonuna geldik, yarin son sinavim var, icimden hiiiiiccccc clismak gelmiyor, biktim yahu nedir bu!!!!ben turkiyeye gitmek istiyorum biraz dinlenmek istiyorum, kisa kadar nasi sabrederim bilmiyorum, su sira yine aldigim iki kiloyu verdim, tartilmadim, ama ben zayifladigim zamani biliyorum, cunku kemiklerim daha cok agriyor, yuzum daha cok soluk bi hal aliyor...dua edin arkadaslar, su yarinida bi atlatiyim hayirlisiyla....
Tuesday, June 05, 2007
Bugun sinavim vardi, evi temizlemem lazimdi, tabi ben ilk once ev temizlemeyi terci ettim, sinav calismam icin sanirim sadece 20 dakikam kalmisti, karnimda acikmisti, ama namaz kildim, esim geldi beni okula getirmeye bende cikarken evden bi snapple kaptim dolaptan okula giderken hem onu ictim hem ders calistim biraz daha, ama hala actim, derse girince kendime bu sefer bi sprite bide cikolata aldim, synphony en sevdigim, neyse o da iyi gelmedi ac karna, onceden yani ben gencken cikolata doyururdu beni sanirim yaslaninca doyurmuyor mideyi:) sinav bitti biraz yatissada acligim hala actim eve geldim kostu kostur, canim kisir yemek istedi, msn'de de liseden bir arkadasimla chatlesiyorduk, ay ben kisir yapayim ,canim kisir istyor dedim:) neyse aksam ders cikisi, kisir, pogca cay bide dunden kalan kekle gecistirilir dedim:)hadi ben dolaptaki makarnadan bi dilim isttim, yukari bilgisayar basina gectim, arakadasima makarna yedigimden kisiri aksama biraktigimdan bahsettim, oda bana ozledigi bisiyden, yillar yillar once o bize geldiginde, seviyor diye hergelisinde, alman pastasi yapardim, bazen yengem yapardi, ama hepsi guzel olurdu, bide ben o zaman yedigim seylerin lezzetini daha bi cok alirdm, cunku tam kafa arkadaslarim, yengelerim yanimdaydi, simdi esim en iyi arkadasim ama oyle ayriki yemek hususunda secimlerimiz, bi kere ben et sevmem o ise sut, peynir, kaymak ve onalrin cicine girdigi hersey! onun sevmedikleri benim en sevdigim, benim sevmediklerim onun en sevdigi, iste bazen arada bulsuyoruz ama sagolsun o yapiyor fedakarligi:)neyse asil anlatmak istedigim baskaydi...o alman pastasinin tarifi elime gecene kadar hep disardan alinip yenen birseydi!hele o benim cocuklugumun vazgecilmez tadiydi, hemen her gun pastaneye yigende yaninama alinip gidilir yenirdi, bazen pakette eve getirilir evde yenirdi...Eneside ben alistirmistim ona, aslinda benden yedi yas kucuklugunu dusunursek belki aslihancim kadar bisiydi, ama ben onu cok severdim, o benim yigenim degil kardesimdi, oyle hissederdim, halada oyle, degismiyor bu duygu, o uzulsun ben daha cok uzuluyorum, abime bir laf soyletmiyorum, ilk ya iste bide yas farki az ya, bide istedigim kucuk kardes ya iste o yuzden cok seviyorum...bugun alman pastasi hem o coculugumdaki guzel gunleri, hem enesin o guzel bebekligini getirdi aklima...cok uzun yilar oldu o pastaneye gitmeyeli acaba hala ordamidir?yine o alman pastalari varmidir?ve acaba yine ayni eski kadar guzel ve lezzetlimidir?
Friday, June 01, 2007
Gecen hafta ne cok gezmistik, bu haftaysa sadece bir gun aslihan kresteyken alisveris icin disari ciktim, oda ders calismaktan bunaldigimdan...finallerle dolu bir hafta cuma gunu itibariyle basladi, ve geriye 4 tane kaldi, pazar gunude sinavim var, p.tesi gunu ders, carsambada o dersin sinavi, sonra persembe aksami bir sinav daha sonra bu donemde bitiyor ins...sali ve persembe derslerimin hocasi masteri dusunup dusunmedigimi sordu, iste computer'de bir master programi var okulun neden basvurmayi dusnmuyorsun dedi, yok dedim cok yoruldum, diplomami alayim yeter, yine bi kac kez sordu, bak ptesi gunu master programiyla alakali bilgilendirme niteligindekonferans tanisma tarzi bi program var ona katilmayi dusunmezmisin filan dedi, yok ben almiyim dedim, hakikaten turkiyede 1.5 yil zaten biyoloji okudum, burda yaklasik iki yil ingilizce hazilirk, simdi okudugum bolum, aradada iki yillik bi bosluk var, sonra bir yilda hamilelikten oturu olusan gidememe, ben yilmayimda kim yilsin diye dusunuyorum bazen...bazense bu okul bitince baya bi bosluga dusecegim diyorum:)cunku hayatim 7 yasindan beri okullarda gecti, oyle cok okul, oyle cok unv degistirdimki....bu sanirim 4. uiniversitem:) bunda baya sebat gosterdim ins sonu gelir...SIkILiyorum bunaliyorum, su kollarimda disagrisina benzer agri icin bile doktora gidecek zaman bulamiyorum, cunku evle, kizimla alakali eksikliklri tamamlamayla geciyor o bosluklarimda, yada biraz rahatliyim diye disari cikmalarla...dusunuyoumda uzun zamandir sIk gorustugum arkadaslarimla gorusuyorum, daha ziyade onlar ariyor kimseyi aradigim yok, gecende alisverise gitmistik, arkadas beni uzaktan gormus tanimis kostur kostur yanima geldi, ben oyle dalginim vede kafamda kac bin tane sey varsa o ta yani basimda olana kadar farketmedim onu, utandim birazda bu farkedememislikten...yine gecen gun VA'dan tanidigim bir abla aradi, hal hatir icin, onuda baya uzun zamandir aramiyordum, yine utandim o arayinca...aslinda ziyaretlerine gitmem gereken, davet etmem gerekenler var bi turlu olmuyor, kendimi bazen coook yorgun hissedeiyorum, bazen az kaldi cogu zaman oyleyim, sadee dusunuyorumda ferahlamak icin 10-15 dakika yazmanin bisiler okumanin disinda kendim icin pekte bisi yapmiyorum, surekli kendime evle, kizimla, derslerimle alakali bi suru ugras bulup, gunu geciriyor vede oylece bitiriyorum...Gezen gu kizimin odasinin duvarlarina cicekler cizdim, kelebek ve ugurbocegide, bu beni acayip keyiflendirdi, onceden tezhip motif ve desenlerini calisirkende ayni huzuru hissederdim...eger haftasonlari tezhip kursu gibi bi sansi olsa ne guzel olurdu, Istanbul'u ozluyorum...Istanbul'da nekadar cok soylesi, fuar, konferans tarzi seyler bulurduk, gittigimiz mekanlar nekadar hostu, bir kere namazi nerde kilacagim sIkIntisi olmadan bir camide namaz kilabilmenin huzuru... simdilerde dua ediyorum portatif seccade hediye eden gazeteye, iyiki vermis boyle bisi, her bir yerde isime yariyor hamdolsun, alisveris merkezlerindemagazalarda soyunma odalarinda namaz kiliyoruz cogu zaman:)komik ama oyle:))hakikaten camiler ne guzel nimet, burda bi kere alisverise gidip sonrasinda namaz kildigimiz bir cami oldu, Fatih Camii, burda bir grup turk yaptirmis, Allah razi olsun yaptiran, yapan vede maddi manevi emegi gecenlerden o gun alisveris sonrasi camiye gidip namaz kilmak amerikadaki en buyuk luxlerimizden biriydi Tukiyeyi hatirlatan...Su sira saglik sorunariyla mesguluz ailecek, hani buuk capta degil hamdolsun ufak tefek denilebileck seyler ama iste insa nasilda anliyor kiymetini bilmedigini bu guzel nimetin, varmi saglik gibisi, Allah kimsenin agzinin tadini bozmasin afiyetten ayirmasin...
Wednesday, May 30, 2007
Turkiye'deki ilgincliklerden secmeler kosesi!
Fatih’in türbesindeki kilit
Ali Ulvi Kurucu merhum hatıralarında Fatih’in türbesini ziyaret edemeyişini anlatıyor: “Ertesi günü de İstanbul’u gezerek geçirdik. Fatih’e gittik. Fatih’in türbesini ziyaret etmek istedik. Türbe, tozlu, bakımsız, kapısı kapalı ve kapı zincir vurulup üzerine kilit asılmış hâlde idi... Pederin o manzara karşısında o günkü ağlayışını unutamam: “Yahu, zincir suçlulara, canilere vurulur. Acaba Fatih’in suçu nedir? İstanbul gibi bir beldeyi alıp, evlâdına, ahfadına, çocuklarına, torunlarına hediye eden zâtın türbesi neden kapanır? Neden kapısına zincir vurulur? Neden ziyaret olunması yasaklanır! Acaba böyle bir felâket hangi milletin başına gelmiştir?” O günün ve babamın o hâlinin bendeki izleri senelerce devam etmiştir. Daha sonra yazdığım “Fâtih’in Türbesinde” ve “Ağlayan Ayasofya” gibi şiirler hep o günün hatıralarını terennüm eder.
(Kaynak: Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar. 1. cild. shf: 247. Kaynak Yay.)
*Hamdolsun biz o kilitli donemi gormedik, ne ilginc degimi, Istanbul'u fetheden sanli padisahin kabrini ziyaret bile yasak br donem yasandi su ulkede, yanilmiyorsam Turgut Ozal(Allah gani gani rahmet eylesin ins,razi oldugu kullarindan olsun)doneminde bu zincirler kilitler kaldirilmis, bunun kiymetini bilmek lazim, ozellikle Istanbulda yasayanlar kesinlikle arkadaslar tavsiyem ziyaret edin bu mubarek vede kahraman zatlari, Ruhlarina bir Fatiha'yi esirgemeyelim ins ve kabrlerini ziyarette bile olusturduklari o manevi atmosferi yasayin derim nacizane...
Bundan 9-10 yil once daha lise talebesi oldugumuz donemde abilerim ve kuzenimle gitmistik bir Ramazan aksaminda Yavuz Sultan Selimin kabrini ziyarete, kabristanin hizmetiyle gorevli olan bir abi belkide bir cogumuzun bildigi yasanmis bir hikayeyi anlatti...Abdulhamid Han zamaninda, Yavuz Sultan Selimin kabristaninin Turbedari o donemin en dusuk memur maasini alirmis, hanimi hamileymis, bir sabah evden cikarken esinden aksama bisi isteyip istemedigini sormus, hanimida(ki esinin getiremiyecegini tahmin etmekle birlikte) "canim kiraz cekiyor bey, bir kilo kiraz alirmisin"demis, bey ise"insaallah hanim "diye cikmis evden, kabristana gelmis, sabah ilk isi supumekmis ortaligi, derken birden aklina esinin kiraz istedigi gelmis, onu almamaktan dolayi buyuk bir caresizlik hissetmis ve o anlik reflex bir harekle supurgeyi kabrin bas kismina gelen tarafna vurmus"Sen nasi bir padisahsin, kac senedir kabristaninin hizmetindeyim, hanimima bir kilo kiraz alacak kadar bir param yok". Derken gun oylece dusunmekle ve uzuntuyle birmis tabi aksam kiraz alamamanin caresizligiyle evine donmus, sabah oldugunda, Padisahin huzuruna cagrildigi haberi gelmis..Abdlhamid in huzuruna cikmis, hosbesten sonra Abdulhamit Han sormus sen dun kabristanda ne yaptin diye, nomal temizlik ve bakim islerindn bahsetis, ama bu cevap Adulhamit han hazretlerini tatmin etmemis, yok yok sen ne yapin diye sormus tekrar iyice dusunmesini soylemis,derken Turbedar dusunmus tasinmis ve sonunda aklina gelmis, supurgeyle kabre vurdugu, ve cekinrek soylemis bunu, Abdulhaid han da "iste o senin kullandigin o supurgeyle dedem Yavuz Sultan Selim butun gece kafama vurdu, sen nasil bir padisahsin, benim kabristanimin hizmetini yapan turbedara, karisina bir kilo kiraz almaya yetcek kadar bile bir maas vermezsin"dye, sonra bu turbedara o donemin en yuksek memur maasi baglanir..Allah mekanlarini Cennet eylesin ins..
Ali Ulvi Kurucu merhum hatıralarında Fatih’in türbesini ziyaret edemeyişini anlatıyor: “Ertesi günü de İstanbul’u gezerek geçirdik. Fatih’e gittik. Fatih’in türbesini ziyaret etmek istedik. Türbe, tozlu, bakımsız, kapısı kapalı ve kapı zincir vurulup üzerine kilit asılmış hâlde idi... Pederin o manzara karşısında o günkü ağlayışını unutamam: “Yahu, zincir suçlulara, canilere vurulur. Acaba Fatih’in suçu nedir? İstanbul gibi bir beldeyi alıp, evlâdına, ahfadına, çocuklarına, torunlarına hediye eden zâtın türbesi neden kapanır? Neden kapısına zincir vurulur? Neden ziyaret olunması yasaklanır! Acaba böyle bir felâket hangi milletin başına gelmiştir?” O günün ve babamın o hâlinin bendeki izleri senelerce devam etmiştir. Daha sonra yazdığım “Fâtih’in Türbesinde” ve “Ağlayan Ayasofya” gibi şiirler hep o günün hatıralarını terennüm eder.
(Kaynak: Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar. 1. cild. shf: 247. Kaynak Yay.)
*Hamdolsun biz o kilitli donemi gormedik, ne ilginc degimi, Istanbul'u fetheden sanli padisahin kabrini ziyaret bile yasak br donem yasandi su ulkede, yanilmiyorsam Turgut Ozal(Allah gani gani rahmet eylesin ins,razi oldugu kullarindan olsun)doneminde bu zincirler kilitler kaldirilmis, bunun kiymetini bilmek lazim, ozellikle Istanbulda yasayanlar kesinlikle arkadaslar tavsiyem ziyaret edin bu mubarek vede kahraman zatlari, Ruhlarina bir Fatiha'yi esirgemeyelim ins ve kabrlerini ziyarette bile olusturduklari o manevi atmosferi yasayin derim nacizane...
Bundan 9-10 yil once daha lise talebesi oldugumuz donemde abilerim ve kuzenimle gitmistik bir Ramazan aksaminda Yavuz Sultan Selimin kabrini ziyarete, kabristanin hizmetiyle gorevli olan bir abi belkide bir cogumuzun bildigi yasanmis bir hikayeyi anlatti...Abdulhamid Han zamaninda, Yavuz Sultan Selimin kabristaninin Turbedari o donemin en dusuk memur maasini alirmis, hanimi hamileymis, bir sabah evden cikarken esinden aksama bisi isteyip istemedigini sormus, hanimida(ki esinin getiremiyecegini tahmin etmekle birlikte) "canim kiraz cekiyor bey, bir kilo kiraz alirmisin"demis, bey ise"insaallah hanim "diye cikmis evden, kabristana gelmis, sabah ilk isi supumekmis ortaligi, derken birden aklina esinin kiraz istedigi gelmis, onu almamaktan dolayi buyuk bir caresizlik hissetmis ve o anlik reflex bir harekle supurgeyi kabrin bas kismina gelen tarafna vurmus"Sen nasi bir padisahsin, kac senedir kabristaninin hizmetindeyim, hanimima bir kilo kiraz alacak kadar bir param yok". Derken gun oylece dusunmekle ve uzuntuyle birmis tabi aksam kiraz alamamanin caresizligiyle evine donmus, sabah oldugunda, Padisahin huzuruna cagrildigi haberi gelmis..Abdlhamid in huzuruna cikmis, hosbesten sonra Abdulhamit Han sormus sen dun kabristanda ne yaptin diye, nomal temizlik ve bakim islerindn bahsetis, ama bu cevap Adulhamit han hazretlerini tatmin etmemis, yok yok sen ne yapin diye sormus tekrar iyice dusunmesini soylemis,derken Turbedar dusunmus tasinmis ve sonunda aklina gelmis, supurgeyle kabre vurdugu, ve cekinrek soylemis bunu, Abdulhaid han da "iste o senin kullandigin o supurgeyle dedem Yavuz Sultan Selim butun gece kafama vurdu, sen nasil bir padisahsin, benim kabristanimin hizmetini yapan turbedara, karisina bir kilo kiraz almaya yetcek kadar bile bir maas vermezsin"dye, sonra bu turbedara o donemin en yuksek memur maasi baglanir..Allah mekanlarini Cennet eylesin ins..
Fatih’i “fatih” yapan âlim: Molla Gürani
Fatih’i “fatih” yapan âlim: Molla Gürani
Molla Gürani Hazretleri engin tevazuu ve heybetiyle devrinin en kıymetli alimleri arasındaydı. Genç şehzadeden cevval bir Fatih çıkaran eğitimdeki en büyük pay onundur.
Molla Gürani Hazretleri, Molla Yegan Hazretleri’nin Osmanlı’yla tanıştırdığı kıymetli bir âlim ve velidir. Molla Yegan, 1440’lı yıllarda hacca gittiğinde ilim meclislerinden istifade etmek ve kıymetli insanlarla tanışmak amacıyla Kahire’ye de uğrar. İşte, Molla Gürani ile burada tanışır ve onu Osmanlı’nın payitahtına gelmeye ikna eder. 2. Murad’la tanıştırır. Asıl adı Ahmed bin İsmail olan Molla Gürani Hazretleri önce Hüdavendigar Medresesi sonra da Yıldırım Medresesi’nde hizmet verir. Çok kıymetli âlimler yetiştirir. Ele avuca sığmayan ve çok zeki olan şehzade Mehmed’in eğitimi de sonunda ona verilir. Genç şehzade, derslerini öğrenmekte zorlanmamakta ama hiç çalışmak istememektedir. Çok hocada okur; ama tamamını yıldırır! Zaman zaman öğretmenlerini zor duruma sokar. Hatta bir keresinde hocasını durdurur: “Aman efendim, ne yapıyorsunuz? Mermere basıyorsunuz! Meryem Validemiz İsa Aleyhisselam’ı taş üstünde getirmedi mi dünyaya. Öyleyse mermere hürmet gerek!” der. Başka hocaları takılsa da bir hocası onu şu mantıkla susturur: “Ya... Öyleyse çıkar bakayım yün çorabını. Bilmiyor musun aynı Meryem validemiz. İsa Aleyhisselam’ın beşiğini de yün ile örttü. Öyleyse örgüye hürmet gerek!”
Sultan 2. Murad, genç şehzadesinin eğitimi için Molla Yegân, Molla Fenâri ve Molla Ayas gibi muhteşem âlimleri düşünmektedir. Ancak bu haşarı şehzadeyle uğraşmak on medrese yönetmekten zor olacağından, “Acaba onu kim yola getirebilir?” diye düşünmektedir. Sonunda Molla Gürani’nin siması belirir gözünde. Padişah, Molla Gürani Hazretler’ini oğlunun eğitimi için yollarken “Eti de senin” der, “kemiği de. O bundan böyle senin oğlun. Var bildiğin gibi işle!” Mübarek Manisa’ya vardığı saatte şehzadeyi derse çağırır. Uşaklara bile itibar eder, ama geleceğin sultanını görmezden gelir! Talebesine sıradan biri gibi davranır ve “Otur!” der, “Hayır oraya değil, şuraya!” O güne kadar emretmeye alışan şehzade şaşakalır. Belki de hayatında ilk kez diz çöker. Molla emsileyi açar ve emreder: “Darabe (Dövmek) fiilini çek bakayım!” Fatih fiili kafasına göre çeker. Molla Gürani’nin kaşları yıkılır, kafasını “olmadı” gibilerden sallar, bakışlarıyla azarlar. Sonra üstüne basa basa fiili çeker ve sesini yükselterek, “Döverim, seni döverim, seni öyle bir döverim ki!...” Fatih ağlamaklıdır.
Şehzade artık geceleri ödev yapmaya başlar ve ezberlerini aksatmaz. Daha doğrusu aksatamaz. Ama gün gelir ilmin tadını alır. Eski haşarılıklarından uzaklaşır. Çok değil üç beş ay sonra bambaşka biridir o. Molla Gürani Hazretleri “Arabi ve Farisi bilmek yetmez.” der, “Düşmanlarının da lisanını öğrenmelisin!” Latince, Sırpça ve Rumca öğretilir. Hem konuşup hem de yazmaktadır. Ardından şehzadeyi İtalyan asıllı Anconal Giriaco’nun önüne oturtur, Avrupa tarihini okutturur. Dahası aritmetiğe, geometriye, astronomiye zorlar. Ufkunu açar. İnanç ve ideal aşılar. Bir ara Manisa’ya gelen Sultan Murat, oğlunu tanıyamaz. Fatih görünüşte çocuktur, ama çok olgundur.
***
HOCA HASRETİ
2. Mehmed padişah olduğunda Molla Gürani yine Kahire’ye dönmüştür. Ancak padişahı hocasının hasreti yakmaktadır. Ona öyle çok ihtiyacı vardır ki. Hemen Sultan Kayıtbay’a bir mektup yazar, hocasını ister. Kayıtbay Molla Gürani Hazretleri’ne hem haberi iletir, hem de “Gitmeyin hocam!” der, “Size ne vâad ediyorsa, fazlasını vereyim!” Molla Gürani, “Sizin veremiyeceğinizi vâad ediyor!” der, “Evlatlık!” Ardından, “ Müsaade edin gideyim. Benim yüzümden aranıza husumet girmesin.” der ve yola çıkar. Genç padişah hocasını görünce çocuklar gibi sevinir. İstediği imkanları önüne serer ve ardından Şeyh-ülislamlık makamına getirir.
***
MEZARIMA AYAKLARIMDAN ÇEKEREK GÖTÜRÜN
Molla Gürani Hazretleri dünya makamlarına rağbet etmez, ancak gençleri yükselmeye teşvik eder. Nitekim gün gelir müderrisliği de bırakır ve mütevazı dergahında bildiği usullerle talebe yetiştirir. Özellikle kıraat (Kur’an-ı Kerim’i doğru okuma) üzerinde çok durur. Büyük Veli gecelerini ibadetle geçirir ve gündüzleri daima oruçludur. Döner dolaşır ölümü anlatır ve ona hazırlanır. Nitekim bir gün talebelerini toplar. “Şimdi!” der, “üzerinizde olan hakkımı ödeme zamanıdır. Açın bakayım Yasin-i Şerifı!” Genç mollalar onun son yolculuğa çıkacağını anlar ve çok ağlarlar. Molla Gürani her zamanki gibi sakin ve mütebessimdir; ama bir başka heybet belirir yüzünde. “Beyazıd’a söyleyin âdalet üzere olsun, insanları himaye, beldeleri muhafaza etsin!” buyurur. “Namazımı bizzat o kıldırsın ve borçlarımı (aslında borcu yoktur) sahiplensin. Size vasiyetim şudur ki: Beni garipler gibi defnedin. Mezarıma ayaklarımdan çeke çeke sürükleyin!” Beyazıd Han hem vasiyyete, hem de edebe riayet etmek ister. Onu yine çeke çeke sürüklerler, ama zarif bir hasır üstünde.
***
Gönlü gibi kabri de insanlarla iç içe
Molla Gürani Hazretleri’nin kabri, İstanbul suriçinde Millet Caddesi üzerinde. Fındıkzade otobüs duraklarının hemen arkasındaki Karamani Piri Mehmed Paşa Camii’yle karşı karşıya. Her gün önünden binlerce otobüs ve tramvay geçiyor. Milyonlarca insanla her gün iç içe. Gelin onu ve diğer fethin manevi sahiplerini unutmayalım. Bizler ev sahibi değil, kıymetli ecdadımızın misafirleriyiz. Fatihalarla ruhlarını ihya edelim. *
Tuesday, May 29, 2007
oylesine....
Komik!10 gun kadar once dunkin'a gitttim, cunku hava soguk olmasina ragmen okulda AC acikti ve donmak uzere oldugum icin bi cay alayim dedim...Dunkin'a gidecegim yolda astfalt calismasi vardi bir haftadir, derken yeni asfalt dokmus calisanlar dinleniyordu, bazisi kahve almis bazisi yiyecek bisi, kalben acidim hakikaten aksamin bir vakti ilkbahari animsatmayan bi serinlikte calisiyorlardi, derken dunkin'a girdim, iceride sonradan yol calismasinda olanlardan biri oldugunu farkettigim sakalli bi amcacikta kahve aliyordu, ben iceri girdigimde birden sicaklik vurunca yuzume it's so cold today dedim, amcam gulerek bakti ve bana'you are so young to feel cold" dedi:)bende guldum, babami animsatti bu sozu bana cunku nezaman babama soylesek hani hava soguk olupta cok soguk usuduk bugun desek, babam hemen genc insan usurmuymus derdi:))kulturler nekadar farkli ama yaslaninca olusan mantalite ayni sanirim, genc insan usumez:))gerci amcam beni genc gordugu icinde sevindim tabi bugune bugune temmuzda 28 yasina girecek olan biri olunca young grubunda olmak freahlatiyor insani:)))herneyse o aksam cay aldigim hatun bana nereli oldugumu sormustu, bugun yine cay aldim, ve bugun yine nereli oldugumu sordu:)))cok komik herhalde tanimadi beni, yada taniyorda ingilizcesi cok iyi olmadigi icin illada benimle muhabbet olsun diye mi yapiyor bilmiyorum:))komikti iste!bugun bank account actim yine, kac aylardir erteliyorum aslinda acmamda lazim yen bi tane, hani islem uzun surecek diye gitmiyordum toplamda beklemelerde dahil 10 dakika kadar bir surede bitti....neymis hic bir isi gozunde buyutmeymis, simdi bu gazla yarin doktorada gitmem lazim, cunku neden? kolum da agri yayilmaya basladi resmen, korkuyorum insaallah cerrahi bir mudahaleye gerek kalmadan haplarla bisilerle tedavi olur...
Sunday, May 27, 2007
Hz. Eyüp Sultan’ın getirdiği bayrak dalgalanıyor
Hz. Eyüp Sultan’ın getirdiği bayrak dalgalanıyor
NECDET DERVİŞOĞLU
Müslüman Arapların İstanbul’u kuşatması sırasında şehit düşen Efendimiz’in (sas) mihmandarı Hz. Halid bin Zeyd Ebu Eyyüb el-Ensari’nin İstanbul’un fethinde çok büyük yeri vardır. O Efendimiz’in işareti gereği iki kez İstanbul’un fethi için Arabistan’dan İstanbul’a kadar gelmiştir.
Vefat edince de yine Efendimiz’in bir başka mucizevi işareti gereği naaşının Bizans surlarının en yakın yerine kadar taşınmasını, Müslüman askerlerinin ayaklarının altına defnedilmesini arzu etmiştir. Bu yerine getirilince Bizanslı komutan, “Ne kadar akılsızca bir iş yapıyorsunuz. Yarın siz kuşatmayı kaldırıp gittiğinizde büyüğünüzü köpeklere yem yapacağız!” deme cür’etinde bulunmuştu. Buna verilen cevapta “Arap yarımadasındaki Hıristiyanlar ve kiliselerin “akıbetinin” düşünülmesi gerektiği ihtar edilince Bizanslıların yelkenleri suya ermişti! Bu tehdide rağmen Bizanslılar Eyyüb Sultan hazretleri’nin kabrine zarar vermek bir yana kıtlık ve darlık zamanlarında himmetinden istifade için gelip mum yakmışlardır.
Hz. Halid’in (ra) mezarının yeri fetih sırasında Akşemsettin Hazretleri tarafından tayin edilince Fatih Sultan Mehmed, mezarı üzerine bir türbe yapılmasını emretti. Türbenin inşaatına 1453 yılında ve İstanbul kuşatmasının ilk günlerinde başlandı. Fatih’in yaptırdığı türbe daha sonraki dönemlerde çeşitli ilavelerle değişime uğramış; ancak esas türbe mekanı orijinal yerinde durmuştur. Fetihten sonra Hz. Halid’in kabri etrafında ilk olarak fetih şehitleri gömüldüler. Daha sonra başta devlet adamları olmak üzere Eyüp Sultan Hazretleri’ne yakın olmak isteyen milyonlarca İstanbullu buraya defnedildi. Padişahların kılıç kuşanma merasimleri burada, onun manevi huzurunda yerine getirildi. Ancak fetihten 554 sene sonra ne yazık ki, mezarlığın bulunduğu tepeye Eyüp Sultan Tepesi adı verilemiyor. Pier Loti adlı bir Fransız’ın adı tercih edilebiliyor. Oranın kabristana dönmesi merhum mihmandar-ı Nebi (sas) sayesinde gerçekleşmiş. 400 sene sonra birisi orada çay içti diye isim değişebiliyor. Bu da çok garip tabii ki. Eyyüb Sultan hazretleri’ne “alemdar-ı Resul (sas)” de deniyor. Ancak, onun hakkında mükemmel bir çalışmaya imza atmış bulunan merhum Hacı Cemal Öğüt, bu bilginin yanlış olduğunu kaynaklara dayanarak yazıyor. Hz. Halid, sadece “mihmandar” yani “ev sahibi, yol gösterici” idi diyor. Alemdarlığı ise diğer sahabelerle birlikte şu vesileyle olacak. Ve zaten milyonlarca İstanbulluyu onun etrafında toplayan sır da burada gizli: “Hz. Halid Ebu Eyyüb, yarın ahirette, aziz vatanımızın ruhu mesabesinde olan İstanbul’da ve bu diyarın civarında medfun bulunan ne kadar ehl-i tevhid varsa hepsinin alemdarı olacağı şüphesizdir. Efendimiz (sas) buyurmuşlardır ki: Benim ashabımdan bir kimse, herhangi bir memlekette vefat ederse, şüphe edilmez ki, o memleket halkından ne kadar ehl-i iman olarak vefat eden kimseler varsa yarın kıyamet gününde o halkın önünde, nuruyla ortalığı aydınlatarak ve onların önlerine düşerek yedecek ve hepsini biiznillah, Cennât-i aliyata şefaatiyle idhal edecektir.” (Eyyûb Sultan, H. C. Öğüt, shf: 130. Timaş, 1998)*
NECDET DERVİŞOĞLU
Müslüman Arapların İstanbul’u kuşatması sırasında şehit düşen Efendimiz’in (sas) mihmandarı Hz. Halid bin Zeyd Ebu Eyyüb el-Ensari’nin İstanbul’un fethinde çok büyük yeri vardır. O Efendimiz’in işareti gereği iki kez İstanbul’un fethi için Arabistan’dan İstanbul’a kadar gelmiştir.
Vefat edince de yine Efendimiz’in bir başka mucizevi işareti gereği naaşının Bizans surlarının en yakın yerine kadar taşınmasını, Müslüman askerlerinin ayaklarının altına defnedilmesini arzu etmiştir. Bu yerine getirilince Bizanslı komutan, “Ne kadar akılsızca bir iş yapıyorsunuz. Yarın siz kuşatmayı kaldırıp gittiğinizde büyüğünüzü köpeklere yem yapacağız!” deme cür’etinde bulunmuştu. Buna verilen cevapta “Arap yarımadasındaki Hıristiyanlar ve kiliselerin “akıbetinin” düşünülmesi gerektiği ihtar edilince Bizanslıların yelkenleri suya ermişti! Bu tehdide rağmen Bizanslılar Eyyüb Sultan hazretleri’nin kabrine zarar vermek bir yana kıtlık ve darlık zamanlarında himmetinden istifade için gelip mum yakmışlardır.
Hz. Halid’in (ra) mezarının yeri fetih sırasında Akşemsettin Hazretleri tarafından tayin edilince Fatih Sultan Mehmed, mezarı üzerine bir türbe yapılmasını emretti. Türbenin inşaatına 1453 yılında ve İstanbul kuşatmasının ilk günlerinde başlandı. Fatih’in yaptırdığı türbe daha sonraki dönemlerde çeşitli ilavelerle değişime uğramış; ancak esas türbe mekanı orijinal yerinde durmuştur. Fetihten sonra Hz. Halid’in kabri etrafında ilk olarak fetih şehitleri gömüldüler. Daha sonra başta devlet adamları olmak üzere Eyüp Sultan Hazretleri’ne yakın olmak isteyen milyonlarca İstanbullu buraya defnedildi. Padişahların kılıç kuşanma merasimleri burada, onun manevi huzurunda yerine getirildi. Ancak fetihten 554 sene sonra ne yazık ki, mezarlığın bulunduğu tepeye Eyüp Sultan Tepesi adı verilemiyor. Pier Loti adlı bir Fransız’ın adı tercih edilebiliyor. Oranın kabristana dönmesi merhum mihmandar-ı Nebi (sas) sayesinde gerçekleşmiş. 400 sene sonra birisi orada çay içti diye isim değişebiliyor. Bu da çok garip tabii ki. Eyyüb Sultan hazretleri’ne “alemdar-ı Resul (sas)” de deniyor. Ancak, onun hakkında mükemmel bir çalışmaya imza atmış bulunan merhum Hacı Cemal Öğüt, bu bilginin yanlış olduğunu kaynaklara dayanarak yazıyor. Hz. Halid, sadece “mihmandar” yani “ev sahibi, yol gösterici” idi diyor. Alemdarlığı ise diğer sahabelerle birlikte şu vesileyle olacak. Ve zaten milyonlarca İstanbulluyu onun etrafında toplayan sır da burada gizli: “Hz. Halid Ebu Eyyüb, yarın ahirette, aziz vatanımızın ruhu mesabesinde olan İstanbul’da ve bu diyarın civarında medfun bulunan ne kadar ehl-i tevhid varsa hepsinin alemdarı olacağı şüphesizdir. Efendimiz (sas) buyurmuşlardır ki: Benim ashabımdan bir kimse, herhangi bir memlekette vefat ederse, şüphe edilmez ki, o memleket halkından ne kadar ehl-i iman olarak vefat eden kimseler varsa yarın kıyamet gününde o halkın önünde, nuruyla ortalığı aydınlatarak ve onların önlerine düşerek yedecek ve hepsini biiznillah, Cennât-i aliyata şefaatiyle idhal edecektir.” (Eyyûb Sultan, H. C. Öğüt, shf: 130. Timaş, 1998)*
Thursday, May 24, 2007
from zuhalyalcin hide details May 1
g>
>
>Bu ankete aninda yanit veren AKP yandaslari, Abdullah GUL'un adayligini
>desteklediklerine iliskin oy oranini % 61 e yukseltmisler. Haberiniz olsun.
> Sonucta, sanki Turkiyenin % 61 i destekliyormus gibi anlasilabilir. Haydi
>gayret dostlar. Linki tiklayiverin lutfen. Sonra da bu adresi kendi e-posta
>adreslerinize iletmekten kacinmayiniz. Tesekkurler.
(bu kiimda gecen linki vermiyorum, olaki yanlislikla hayir oyu vermis olunur diye)
>
Bu Zuhalhanimdan kizim adina actigim email accountuna gelen emaildir...Hakikaten coook sasirdim, hani politika yapmak degil niyetim, ve Allah biliyor politikyida sevmiyorum, ama ben yurtdisinda yasadigim halde, sadece ulkemi yoneten politikaclarin onulu politikalariyla ulkemin nasil itibarla anildigina sahitken, sanatci duyarliligina sahip birinin boyle bir emaili gonderen kisi olduguna inanamiyorum, inanmakta istemiyorum...
Efendim lutfen cikarin at gozluklerinizi, yahu bu ulkeye bu insanlar hizmetten baska ne yapti, yeseler icseler gunlerini gun edip, akraba-i talukat,butun yakin es dost, cardakcilarini zengin etseler belkide, hatta hatta belkide degil cok sevilirlerdi...Biz Osmanli torunuyuz efendim, suan dunyada bir itibarimiz varsa buda Osmanli'dan geliyor, bizim dedelerimiz dini butun insanlardi, simdi bugun bu politika yapanlar ayrica namaz kliyor, esleri ortulu diye ne degisiyor anlamiyorum!!!!yahu ben ortulu olunca size ne zararim dokunuyor!!!!yillardir nedir bu onyargi, nedir paylasilamayan, hepimiz ulkemiz icin var degilmiyiz, her yaptigimiz iste ulkemizi iyi temsil edelim dusuncesini tasiyor degilmiyiz?lutfen artik kirin su onyargilari, siz insansaniz biz baska bir varlik degiliz basortusu taktigimiz icin, uyanin efendim uyanin artik!!!Allah izan,s elamet versin hepimize!!!!
g>
>
>Bu ankete aninda yanit veren AKP yandaslari, Abdullah GUL'un adayligini
>desteklediklerine iliskin oy oranini % 61 e yukseltmisler. Haberiniz olsun.
> Sonucta, sanki Turkiyenin % 61 i destekliyormus gibi anlasilabilir. Haydi
>gayret dostlar. Linki tiklayiverin lutfen. Sonra da bu adresi kendi e-posta
>adreslerinize iletmekten kacinmayiniz. Tesekkurler.
(bu kiimda gecen linki vermiyorum, olaki yanlislikla hayir oyu vermis olunur diye)
>
Bu Zuhalhanimdan kizim adina actigim email accountuna gelen emaildir...Hakikaten coook sasirdim, hani politika yapmak degil niyetim, ve Allah biliyor politikyida sevmiyorum, ama ben yurtdisinda yasadigim halde, sadece ulkemi yoneten politikaclarin onulu politikalariyla ulkemin nasil itibarla anildigina sahitken, sanatci duyarliligina sahip birinin boyle bir emaili gonderen kisi olduguna inanamiyorum, inanmakta istemiyorum...
Efendim lutfen cikarin at gozluklerinizi, yahu bu ulkeye bu insanlar hizmetten baska ne yapti, yeseler icseler gunlerini gun edip, akraba-i talukat,butun yakin es dost, cardakcilarini zengin etseler belkide, hatta hatta belkide degil cok sevilirlerdi...Biz Osmanli torunuyuz efendim, suan dunyada bir itibarimiz varsa buda Osmanli'dan geliyor, bizim dedelerimiz dini butun insanlardi, simdi bugun bu politika yapanlar ayrica namaz kliyor, esleri ortulu diye ne degisiyor anlamiyorum!!!!yahu ben ortulu olunca size ne zararim dokunuyor!!!!yillardir nedir bu onyargi, nedir paylasilamayan, hepimiz ulkemiz icin var degilmiyiz, her yaptigimiz iste ulkemizi iyi temsil edelim dusuncesini tasiyor degilmiyiz?lutfen artik kirin su onyargilari, siz insansaniz biz baska bir varlik degiliz basortusu taktigimiz icin, uyanin efendim uyanin artik!!!Allah izan,s elamet versin hepimize!!!!
Dun elektrik carpiyordu, daha dogrusu carpti, sanirim burda elektriklerin voltaji dusuk oldugu icin elidme yanma ve sarsilma vede sizlama olarak hissettim sadece:)iste dikkatsizlik ve acelecilik bir de bir hata ve gunaha kefaret diyelim ins...sac kurutma makinesi herzaman prize taktigimda onunla butunlesir bir hal alir, bu seferde aynisi oldu, cabuk cabuk cikaricam ya illa ordan oraya kosturma haliyle, cektim prizden baktim gelmiyor, soyle alttan tutayim dedim, bir akim hisettmemle Allah nidasiyla elimi cekmem bir oldu:)resmen elimin ustunde tam ordada toplandi kisa surelide olsa aldigim akim ve yanma hissi oldu, bi sure kizarik kaldi ama bugun gecmisti hamdolsun...Sonra kolumda tam bilegin ele bitistigi noktada bir sertlik farkettim gecn gun, googleladim, sanirim kemikler arasindaki sivinin iltihap kapip kistlesmis halde derinin altnda kemiklerin ve damarlarin arasinda sertlesmesinden mutesekkil bisi.. zaten iki sene once bileklerimde bi agri sozkonusu olmus, dokto kas gevsetici vermis, anneminde uc ay bizimle kalmasi ve benim ev islerinden uzak kalmam ve sonraki donemide genis insan moidunda gecirmm sifaye vesile olmus yasadigim agri hafflemis ve bi sure sonra iyilesmisti, ama su bir-iki ayi oyle yogun yasiyorumki, dersler yogun ben yogun, ev yogun hersey yogun gidiyor, evde zaten oturdugum dakikalar sinirli en cok oturdugum zaman dilimi aksam esimle bir saatlik bilemedin bir bucuk saatlik film izlerken oluyor,usengec kari-koca olaraktan dolduruyoruz termosa cayi ve oyle iciyoruz, tatli tuzlu cay yaninda gidecek her bisiyimizide onumuze diziyoruz hani kalkmayalim bir daha...simdi suan cumleleri yazarken ne buyuk nimet icindeyiz dusuncesi gecti aklimdan...hamdolsun Rabbim verdigin her turlu nimet icin halbuki oylede nankor olabiliyoruzki zaman zaman, insan zaten nedense maddi anlamda hep kendinden daha iyi konumdakilere bakip daha fazlasini istemekte,manevi anlamda kendinden daha yetersiz bulduklarina bakip teselli etmekte, bende sanirim biraz oyleyim, bazen dusunuyorum, uzuluyorum , mesela bugun bir arkadasima gittim taksi cagirmistim, taksici yaslica bir adam belki 70 kusur yasinda, belkide daha genc ama belliki sigara kullanan bir tip, belki o onu biraz daha cokmus gosterdi, oyle cok uzuldumki, bir omur gecmis oyle beyhude iman sahibide degil buyuk ihitmal cunku rus asilliydi, kalben oyle muteessir oldumki anlatamam, sonra gittimiz cadde uzerinde banklar kondurulmus agaclik golgesinde yerler var, burdada ihtiyar muhtemelende yahudi olan amcalar stranc gibi bisi oynuyor, onlarada icim burkularak baktim...Allahim dedim ne guzel bir nimet iman, bizim musluman yaslilarimiz ne guzel, ne guzeldir ibadetleri, ne guzldir namaz sonrasi muhabbetleri, ne guzeldir vakitlerini gecirme adina yaptiklari ibadetleri, kendimide teselli ettim anlayacaginiz, Rabbim ins istikametinde sabit kilsin, kildigimiz namazim bile ne buyuk nimet geldi bana, belki gunde bir saatimi anca alan bir ibadet ama ne guzel bir huzur verdi icime, ins hic degilse gunumde bos gecirmedigim bir zaman dilimi vermis Allahim, iyiki nasip etmis bu nimeti,Rabbim biz Sensiz birakma, bize dertszi hastaliklar verme Rabbim, verdigin hastalkiginda Sifasii verecek ancak Sensin, Sen onu bizden almadikc o bizden uzaklasacak degildir, Sen verdigin hastalgiida bize hayirli kil, Sana daha cok yaklasmamiza vesile kils, Bizi Sensiz, Sevginsiz, Merhametinden uzak birakma Allahim...
Tuesday, May 22, 2007
Cok uzgunum....Ankara'da o bombayi patlatan yada patlatanlar insan olamaz...ete kemige burunmus caniler...olen 6 kisi densede acisi binlerin, milyonlarin yureginde fakat hani bizler unutucaz belki bi sure sonra ama ailelerin yureklerinde yillarca hic atesi bitmeyen bir kor olarak kalacak...Rabim sabr-i cemil ver ailelerine, bizlerede selamet...
Bir ayeti Kudsiydi yanilmiyorsam
"Allah bu dunyaya bir sinegin kanadi kadar deger vermis olsaydi icinde hic bir kafiri barindirmazdi"
Imtihan dunyasi, olenler ins Rablerine kavustu ins Cennetler, ya bunu yapn ada yapanlar,iste onlar icin yasasin Cehennem diyorum!!!!!
Bir ayeti Kudsiydi yanilmiyorsam
"Allah bu dunyaya bir sinegin kanadi kadar deger vermis olsaydi icinde hic bir kafiri barindirmazdi"
Imtihan dunyasi, olenler ins Rablerine kavustu ins Cennetler, ya bunu yapn ada yapanlar,iste onlar icin yasasin Cehennem diyorum!!!!!
Hani moda ya!
Hani modaya her agzi olanin ulkenin suan icinde bulundugu durum vede konumla ilgili yada ilgisiz laflar etmesi:)bende katilayim yahu bu kervana iki tane ozlu olabilecek nitelikte cumle dizisiyle:)Ailem dergisinden alintidir:)
"Bir devlet; zeki, kuvvetli, inancli ve dinamik fertlerle temsil edildigi olcude guclu ve istikrarli, dolayisiyla da talihl sayilir."
"Bir toplumun dirlik ve duzeni, yani Ilahi tevfikin onlarla beraber olmasi, ancak ve ancak o toplum fert ve hiziplerinin anlasip uzlasmalarina, hic olmazsa birbirleriyle sulh olup ihtilafa dusmemelerine baglidir."
"Bir devlet; zeki, kuvvetli, inancli ve dinamik fertlerle temsil edildigi olcude guclu ve istikrarli, dolayisiyla da talihl sayilir."
"Bir toplumun dirlik ve duzeni, yani Ilahi tevfikin onlarla beraber olmasi, ancak ve ancak o toplum fert ve hiziplerinin anlasip uzlasmalarina, hic olmazsa birbirleriyle sulh olup ihtilafa dusmemelerine baglidir."
Saturday, May 19, 2007
Wednesday, May 16, 2007
dusunce
P.tesi gunu okul cikisi Manhattan'dan donuyorduk. Aksamlari nasi guzel vede isiltili duruyor manhattan:) esimle nekadar hos gorundugunden dem vurup hatta manhattandami yasasak acaba, kiralar nekadar ucuktur muhabbeti yaptik:)cok surmedi bu muhabbetimiz daha sonra ,butun burdaki binalar bizim olsa olum gercegini engelleyemiyecegimizi dusuncesine kaydi:)...hayat iste oyle birsey! belki insan istedigi herseye sahip oluyor ama hep baska baska sorunlar oluyor,arti bu dunyada edindigi maddi seyleride beraberinde getiremiyor obur aleme, belki bekledigi istedigi gibi sefasinida suremiyor bu varligin dunyada...ama halbuki hani dunyalik edinme azmi ulvi bir amac icin olsa, hani bu edinilen seyler Allah icin O'nun razi oldugu sekilde harcansa ne baki lezzetler verecek emanetci olan icin kimbilir.Cogu zaman kendimize bir esya daha fazla alma kaygisiyla ve senede bir kez verdigimiz cimri zekati 40'da birle iktifa ediyoruz. Bazen anca gecimimizi saglayacak, kendi luxlerimizi karsilayacak kadar var diyip belki hayir hasenattan elimizi etegimizi cekiyoruz.Halbuki varlikli olanin hani Allah icin harcamasinda bir engelin olamadigini dusunsekte, Allah icin vermedeki sirrin, varligi olan herzaman verir, maslahat yokkende, yada az varkende verebilmektir!oldugunu dusunmuyoruz!Sonsuz zenginlik hazinelerinin sahibi, bizi insanlara muhtac etme bize katindan hayirli ve bereketli kazanclar ihsan eyle(amin)
Sunday, May 13, 2007
Dun American Cultural History dersim vardi, hocanin sahsiyetinin kalitesizligini daha onceki derslerde siniftaki ozellikle ukraynali ve romanyali kizlara yaptigi asagilik espirilerden biliyordum ama bu kadarda seviyesiz olacagini tahmin etmezdim...Dun ders arasi verdi, cunku bayilacaktik artik, o kadar sIkIciydiki...herneyse ben sinifta kalip esimle telefon gorusmesi yaptim, hocada siniftaydi, ben konusrken surekli bi sekilde beni izledi, anlamadim, neden boyle yaptigini ilginc bi sekilde bakiyor, neyse telefon gorusmesini bitirdim, dedim dersmi basladi, yoksa konustugum dilimi anlamaya calisiyorsunuz! cevap aynen soyle goruntu cok tuhaf geldi, hemen bi onumdeki sandalyede oturan romanyali arkadasimla bakakaldik birbirimize, dedim ne demek istedigini anladinmi, bosver takma dedi, ama ben takmazmiyim? takarim!!!pardon ne demek istediniz anlayamadim dedim, sustu, tekrar sordum, ne demek istediginiz anlayamadim, tekrar edermisiniz dedim!bunun uzerine sadece benim yuzyillar oncesine ait olan bir seyi yani basortusunu takip tekonolojik bir gelismenin urunu olan cep telefonuyla gorusmem cok ilginc gelmis, pardon anlayamadim bu mantigi dedim, cunku yuzyillar oncesine ait oldugunu soylediginiz sey dini bir inanctan dolayi taktigim basortusudur dedim, hemen ozur dileyip aaa sakin bunu sahsina bi hakaret kabul etme, yoksa ben israilde iste bilmem ne city'de yasayan cok dindar yahudileride iste dindarliklarin sembolu kiyafetlerinin icinde cep telefonuyla gorusurken gordugumde de ayni seyi hissediyorum(ki eminim ki hissetmiyor!!!) dedim yaklasiminiz cok tuhaf bence, yoksa giydigim yada kullandigim seyin bir tuhafligi yok, oyle cok asabim bolzudki anlatamam, ama bu seviyesiz birde capli bir yahudi olup, o capiyle benim basortume laf edebildi ya, hemen ustte son yazdigim cumlesinin ardindan, Turkiye'deki laik ve anti laik tartismasini ve Turkiyede universitelere basortulu girilememesini, ve suan Turkiyede olaylarin temelinin Ataturkle basladigini soyledi ya!!!!!!bunu bana kesinlikle kasitli yapti dedirtti!!!dedim ne karistiriyorsunuz Ataturku bu ise, Ataturk degil media ve bazi insanlar yapiyor laik- laik degil tartismasini, yada universitelere basortulu girilemez tartismasini ve uygulamasini...ve hemen ardindan dalga gecer gibi, bana dedi cok gulunc geliyor, bir cumhurbaskani adayanin esi basortusu takiyormu dindar bir muslumanmis diye bu kadar firtina koparilmasi!!!! ne denilebilirki! bu seviyesiz yahudinin diline dusurenler utansin ulkemi!!!!ulkemin icsel sorunlarini ki soru olamayacak seyleri bile kocaman sorunmus gibi gosterip sokaklara dokulen bunu da dunya kamuoyuna haber diye sunanlara yaziklar olsun ne denilebilirki, o kadarda birlik beraberlik halinde olmamiz gereken bir dondeyken, bize bizden baska dostumuz yokken, neden birbirimize karsi bu kadar hosgorusuz ve saygisiz oldgumuzu, neden degerlermize sahip cikamadigimizi anlayamiyorum!!!!!Allah sonumuzu hayretsin, guzel yurdumun guzel ve saf kalpli insanina izan ve selamet versin!!!!
Monday, May 07, 2007
"Günah nifakla aynı cinsten olduğu için kalbinde nifak kırıntıları bulunanlar günahlardan rahatsız olmazlar; masiyetin gönülde burkuntu hasıl etmesi mü’minlik alâmetidir."
"Rabbim! Bilinen bir insan olmayı değil, bilinmesem de Sen’i çok iyi bilen bir insan olmayı arzu ediyorum. "
"Yalanin zerresiyle dine hizmet edilmez"*
"Rabbim! Bilinen bir insan olmayı değil, bilinmesem de Sen’i çok iyi bilen bir insan olmayı arzu ediyorum. "
"Yalanin zerresiyle dine hizmet edilmez"*
Thursday, May 03, 2007
Dua
Yuce Allah(cc) bir hadis-i kudside soyle buyuruyor
"Kulumun bana en sevimli gelen ibadeti, Beni anlatmasi ve benim namimla nasihat etmesidir"
bu hadis-i kudsiyi okudugumda aklima Tesekkur Ederim Allah'im CD'sinde sanirim CD'nin ismini tasiyan parcada konusma niteliginde gecen bir cumleyi hatirlatti
"Dedem dediki, biz Allah'i nekadar cok seversek ,isimlerini ogrenir ve anlatirsak, Allah'da bizi sever ve insanlara sevdirir"
Rabbim seni bilmeyi, seni bilmeyenlere bildirmeyi nasip et bizlere, bizi sensiz birakma Rabbim!Bize haram duyurma, harama el surdurme, harama gidirme ve haram isletme.(amin ins)
Bugun bir tanidigim TV'de gordugu bir hadiseden bahsetti, goruntu Filistinden, ve daha 14-15 yasinda bir cocuk, gozleri baglanmis, silahlarla itile kakila askeri bir arabaya binerken onu o arada belki son kez opup koklaymaya calisan bir anneye ait!!!!Zalim dunyanin gozunun icine soka soka zulmunu yapiyor!Rabbim islah eyle, islah olmazlarsa kahru perisan et!!!!Bugun bu sahneyi gormedigm halde aklimdan cikmiyor!!!lutfen bu yaziyi okuyan herkes bende dahi unutmayalim zalimin zulmu altinda ezilen musluman kardeslerimizi dualarimizda!!!
"Kulumun bana en sevimli gelen ibadeti, Beni anlatmasi ve benim namimla nasihat etmesidir"
bu hadis-i kudsiyi okudugumda aklima Tesekkur Ederim Allah'im CD'sinde sanirim CD'nin ismini tasiyan parcada konusma niteliginde gecen bir cumleyi hatirlatti
"Dedem dediki, biz Allah'i nekadar cok seversek ,isimlerini ogrenir ve anlatirsak, Allah'da bizi sever ve insanlara sevdirir"
Rabbim seni bilmeyi, seni bilmeyenlere bildirmeyi nasip et bizlere, bizi sensiz birakma Rabbim!Bize haram duyurma, harama el surdurme, harama gidirme ve haram isletme.(amin ins)
Bugun bir tanidigim TV'de gordugu bir hadiseden bahsetti, goruntu Filistinden, ve daha 14-15 yasinda bir cocuk, gozleri baglanmis, silahlarla itile kakila askeri bir arabaya binerken onu o arada belki son kez opup koklaymaya calisan bir anneye ait!!!!Zalim dunyanin gozunun icine soka soka zulmunu yapiyor!Rabbim islah eyle, islah olmazlarsa kahru perisan et!!!!Bugun bu sahneyi gormedigm halde aklimdan cikmiyor!!!lutfen bu yaziyi okuyan herkes bende dahi unutmayalim zalimin zulmu altinda ezilen musluman kardeslerimizi dualarimizda!!!
Tuesday, May 01, 2007
Ebe-Sobe
Eminecim oncelikle tesekkur ederim, dun aksam bahsettigin uzre uc gunu gecirmemek icin bi firsat bulup yazayim istedim:)Ilk tarifim beni taniyanlar tarafinda artik ozlestirildigim pastalardan bir tane:)hep pandispanya yapip degisik kremalar kullaniyorum cok ayrintiya girmiyorum ve bu pastayida Ahimsa'ya gonderiyorum:)ve Gecikmelide olsa gecmis olsun diyorum:(
Ikinci tarifim tabiki turkish tea olmayacak hemen yaninda duran kalpli kurabiyeler, yillardir yapip hic bir zaman hayal kirikigna ugramadigim bir lezzet olculeri tartilan edien cinsten bununda cok ayrintisina girmeden sadece ikram faslina gecip, Sekercik Dilaranur'un annesi Ceyda'ya gidiyor:) KUAYBECIM! gecikmeden dolayi ozur dilerim, okul dersler anca bir firsat buldum, Kurabiyenin asil olcleri sunlar;350 gr. tereyagi yada margarin, 200 gr pudra sekeri, 170 gr tumurta beyazi, 500 gr. un, 70 gr.nisasta, 100gr herhangi bir mamelar, 100 gr'da cikolata. Bu olculerle yapildiginda sIkma tobasindan sIkilacak kivamda oluyor, ama ben bu olculeri yaklasik yariya indirim, birde olcum degerleri yakin olacak adte vede sayiya dusurdum, cunku surekli bisileri tartmaktan hoslanmiyorum:))benim kullandigim olculer su, 2 stick terayagi(1 tanesi 113gr, ikisi 226 gr.ediyor:))iki yumurta aki, bir su bardagi pudrasekeri, bir cay pardagindan biraz az nisasta, ve yaklasik 3 bardak kadar un, birde ben tariften farkli olarak cok az olsada kabartmatozu ve brde vanilya katiyorum:) yumusak bir hamur oluyor(buarada asil tarifi cikartabilene ask olsun, kendimce olculer tutturup yeni bir tarif cikarmis kadar oldum:) ama asil tarifinden esinlenerek bu cikti ortaya vede lezzetler cok benzer:))), ben bu hamuru tezgahimin ustunde acip sekiller veriyorum, yagli kgit serili tepsi dememe gerek varmi bilmiyorum ama diyorum:)iste oyle bir tepsiye koyup 175 derece de pisiriyorum( emin degilim dereceden cunku 350 F sanirim 175 dereceye tekabul ediyor)cok kizarmiyor beyaz kaliyor, firindan cikan vede soguyan kurabiyelerin arasina marmelat surup yapistiroyorum, 100 gr cikolata eritilip sos hazirlaniyor ama ben 100 gr cikolatayi 100 gr, heavy cream'i kaynatip cikolatalarin sutune dokup eritip daha sonra dolapta bekletiyorum ve oylece olusan cikolata sosa batirip daha sonrada bademdir, cevizdi, hindistancevizidir ne varsa ona batirip servis tabagina diziyorum, sonrada afiyetle yiyorum vede yiyouz:)))bast kuaybecim sana vde yapanlara afiyet olsun:)
Kayinvalidemin degisik versiyonlarini yaptigi bana ogrettigi ve daha ziyade patatesli ve sosisli versiyonlarini bolca yaptigm cok lezzetli muska boreginide Sevgili Ayse'ye gonderiyorum:))
Herzamankinden farkli olarak bu ikramlari ardinda bir murat var efendim o da bu ebe-sobe isine devam etmektir:))yani ikramlari alan arkadaslar soz sizde diyorum:)Buarada tarfileri isterseniz daha sonra gecerim arkadaslar:)
-Daha once yasadiginiz uc sehir?
Istanbul, cok kisa bir sure Canakkale, Sonrasinda Virginia eyaletinin iki yakin sehrinde, suan da NY'da:)
-Tatil icin gittiginiz uc yer?
Tatil icin dusununce aslinda Turkiyede ve de Amerikada bi cok yere gitmisim:)) Bunlardan sadece bir kaci,memleketimiz Kastamonu-catalzeytine cok giderdik her yaz, sonra civar sehirlere:)Canakkale'de gittigim yerler var mesela bi tanesi Ayazmaga'ydi yanilmiyorsam ismi hos guzel bi yerdi.Virginia Norfolk, yine VA'da bi cok yer vardir gidilecek piknik vede hiking icin ornegin gidilebilecek bir yer mesela Greate Falls,tarihi eser denilebilecek degerde bisi olmadigi icin bu ulkede, uyduuktan muzeleri ve tarihi yerleri var:) Chicago-Wisconsin, Madison, baska bi cok yere gitmisim amerika icinde ama sehirse turlardi, bazilari cokda gezmeye gormeye degecek yerler degildi, mesela Atlanta'ya gittigimizde bir CNN binasini gormustum, birde olimpiyatlarin oldugu stadi baska cok da kaydadeger bisi yoktu, baska bi kac eyalet dahavar oyle gordugum:)ama saydiklarim guzel olanlardan bi kisimdi,ama neresini tavsiye edebilirim bilmiyorum:)aslinda dunya gezilip gorulmeli yahu:)
-Yasamak Istediginiz uc sehir?
Istanbul'u coook seviyorum, hayatsal bir cok bagim orda. Zaman zaman aileden uzak yasamanin zorluklarini ceksekte burda yani NY yasamida seviyorum, ama sanirim bir avrupa ulkesindede yasamak isterim, ama neresi bilmiyorum:)
-Suanki meleginiz?
Ogrenciyim computer science bolumu son sinifta!vede en onemlisi anneyim:)
-Dunya'ya yeniden gelseydiniz hangi meslegi secerdiniz?
Oncesinde Biyoloji okudum ama mezun olmadim, yarim biyalog sayilirim seviyordum aslinda, suan Computer Science son siniftayim, ama Ekonomi okumak isterdim, her nasilsa bu bolume kaydim, halada anlamis degilim!!!kimbilir belki ekonomide okurum:)
-Kesinlikle yapamam dediginiz meslek?
Doktor olamazdim sanirim, cunku kan fena yapiyor beni, birde sanirim kaptan , rallici gibi bisi olamazdim, derin sular korkutur,arabayida hizli kullanmam, hizli kullanilmasindan da rahatsiz olurum!
-Yasam felsefenizi olusturan sozlerden biri?
Kendin icin istemedigini baskasi icinde istememe!
Mu'min elinden, dilinden emin olunan kimsedir!
-Bir kitaptan alinma cok sevdiginiz cumle yada bolum?
Gecenin bir nur vaktinde aklima gelmiyor ama gelince yazarim ins:)
-Cok sevdiginiz bir siirin parcasi?
Olum guzel sey, budur perde ardindan haber
Hic guzel olmasaydi olurmuydu Peygamber!
_______________________________
Su iner yokuslardan hep basamak basamak
Benimse alin yazim yokuslarda susamak...
bu misralar Necip Fazil'in farkli iki siirinden geldi aklima aslinda siirleri cok severim, siir defterleri tutmuslugum siirler yazmisligim vardir zamaninda:)simdi yaslandik hafiza zayifladi oyle oluncada her begendigim yada sevdigi siiri hatiryamiyorum:)zaman zaman beyin doluluguda diyebiliriz buna:)
Sunday, April 29, 2007
biliyormuydunuz?
1976 yılında Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde, deniz suyunu tatlı suya çeviren bir tesisin açılışından sonra meslektaşları ile sohbete girişen dönemin Türkiye Büyükelçisi Necdet Özmen'in bir ara söze: "Bu Suudi Arabistan'ın ilk tuzdan arıtma tesisidir" diye başlaması üzerine
Fransız Büyükelçisinin hayretler içinde kalarak:"No... Sör... Bu Suudi Arabistan'ın ilk tuzdan arıtma tesisi değildir. İlki Osmanlılar'ın 1800'lü yılların sonunda yaptığıdır" diyerek ecdadımızın eşsiz mirasından habersiz yaşayan elçimizi mahcup ettiğini... *
Fransız Büyükelçisinin hayretler içinde kalarak:"No... Sör... Bu Suudi Arabistan'ın ilk tuzdan arıtma tesisi değildir. İlki Osmanlılar'ın 1800'lü yılların sonunda yaptığıdır" diyerek ecdadımızın eşsiz mirasından habersiz yaşayan elçimizi mahcup ettiğini... *
Friday, April 27, 2007
Vegetable Kofte:) birde Makarnasal bisi:)
Aslinda cok istahli biri degilimdir, bugun iste bir mercimek koftesi tarifi gordukten sonra yillar once avusturya havayollariya amerikadan turkiyeye donerken ucakta yedigim vejeteryan kofte aklima geldi, hayatimda bu kadar guzel bisi yememistim, hatta abimde vegeteryan dish almisti begenmemisti o kofteyi agir bulmustu:))istahsizligi o donemlerde tavan yapan ben onuda yemistim!ama koftenin tam ismine bakmak aklima gelmemis yillar gecti hala oyle guzel bisi yemedim, sadece falafeli biraz ona benzettim, halada o yedigim koftenin tarifini aramaktayim, acab avusturyada yasayan vede o vejeteryan kofteyi bilen varmidir, birgun benim blogima ugrar midir?
Sonra birde yine turkiye donusu hangi ucakfirmasinin ucaginda gidiyorum bilmiyorum ama bir makarna yemistm, sanki icine kavrulmus unlu penirli bir karisim konulmus uzunca makarna turu bisiydi aslinda, onlarida cok sevmistim agir geldigi icin bitirememistim aklim hala o makarnalarda desem:)))ins boyle bir tarifi bilen biride ugrar bir gun blogima:)
Sonra birde yine turkiye donusu hangi ucakfirmasinin ucaginda gidiyorum bilmiyorum ama bir makarna yemistm, sanki icine kavrulmus unlu penirli bir karisim konulmus uzunca makarna turu bisiydi aslinda, onlarida cok sevmistim agir geldigi icin bitirememistim aklim hala o makarnalarda desem:)))ins boyle bir tarifi bilen biride ugrar bir gun blogima:)
Thursday, April 26, 2007
Tefekkur!
2 – O, sizi bir çamurdan yaratan, sonra size bir ecel, bir ömür süresi tayin edendir. Bir de O’nun nezdinde muayyen bir ecel vardır.
Sonra, bir de tutup şüphe ediyorsunuz!
"Cenab-ı Allah ilk insan Hz. Âdem (a.s.)ı, çamurdan yarattığı gibi, her bir insanı da çamurdan süzülmüş bir hülasadan yaratır. Zira sperma ile yumurta kandan, kan gıdalardan, gıdalar hayvanî ve nebatî maddelerden, bunlar da topraktan gelir. "(bu kucuk paragraf ayetten sonra gelen aciklama kismidir, herkul.org'dan alinti olan bu meal Enam Suresi 2. ayetin mealidir)
Sonra, bir de tutup şüphe ediyorsunuz!
"Cenab-ı Allah ilk insan Hz. Âdem (a.s.)ı, çamurdan yarattığı gibi, her bir insanı da çamurdan süzülmüş bir hülasadan yaratır. Zira sperma ile yumurta kandan, kan gıdalardan, gıdalar hayvanî ve nebatî maddelerden, bunlar da topraktan gelir. "(bu kucuk paragraf ayetten sonra gelen aciklama kismidir, herkul.org'dan alinti olan bu meal Enam Suresi 2. ayetin mealidir)
Aslinda kac gunlerdir oyle cok yazmak istiyorum ki bir mevzu hakkinda, hadi diyorum kalsin bosveriyorum ama sanirim daha fazla dayanamayacagim illa yazacagim:) Gecenlerde portakal agacinin turk yazarlara ait yemek gunlukleri bolumunden bir linke clickledim derken bir yemek bloguna girdim, yalniz blogun yazari arkadas pek bir siyasi takilmis son postlarinda, hatta yorum yazan 3-5 insanda sasirmis bu guzel postalara!! gelen yorumlarin azligina:)derken ben haksiziga gelemeyen bir yapida oldugum icin illa yorum yazma geregi duydum ve yazdimda!!!ama hala hatirladikca asabim bozuluyor, zaten ne diye bakiyorsam o bloga hic bir yemeginide yaptigimi hatirlamiyorum!!Yalniz suna hakikaten bozuluyorum, her cevreden insanin ortak gorusuyken Ataturkun bu ulke'ye kattiklari, yahu bazi insanlara ne oluyorda her islerinde onu kullanarak prim yapmaya calisiyolar!yani boyle bir sahsiyetin adi ulkedeki insanlari ayrimciliga itmek icin kullanilir mi efendim!hangi mantik yada vicdan kabul eder bunu!Birde Bayrak gibi kutsal bir olgu, ki benim annemin dayilari ve amcasi sehit olmusken ulkem icin, nasil olurda bir kendini bilmez ben onun dunya gorusunden farkli br acidan baktigim, dusundugum yada dusundugumuz icin Bayragimdan yoksun edebilir, kendi mitingleri yada kendi dusunce yapilarini simgelestiren bir oge gibi bakabilir!!!nasi Bayragimla ayrimcilik yapilir, hala hafsalam almiyor, alamazda!!!!!
Tuesday, April 24, 2007
Muzik, bazilarinin hayatinin ayrilmaz vazgecilmez bir parcasiyken, muziksiz is yapamaz, ders calisamazken, muzik bir cok insani motive edici bir olguyken, ben muzk dinlerken hic bir sey yapamam, biliyorum tuhafim ama oyle ...ya ben muzik dinlemeliyim yada yaptigim ise devam etmeliyim:)ikisini kesinlikle bir arada yapamiyorum, hatta cogu zaman arabada giderken esimin yaninda yerimi alir o sekilde dinlerim:) yoksa evde hani sunu acayim bunu dinliyim, ya cok da zaman oldu dinlemedim dedigim bir sarki, parca, turku hic birsey yok sanirim, daha ziyade esimin hatirlattigi ve dinlerken keyif aldigim parcalar oluyor cogunlukla...Nerden mi aklima geldi bugun bundan bahsetmek, sundanefendim.Esim almis bugun sagolsun bastan begenmedim cok, cunku ben cami kirilmis olsada eski telefonumdan pek bir memnundum:)ama bu telefondaki muzik dinleme kalitesine hayran oldum desem, ve sizlere nacizane tavsiye etsem:)
Monday, April 23, 2007
Saturday, April 21, 2007
Gecen gun pbs de tevafuken Islam'la alakali bir program izledim...Musluman oldugunu idda den bir yazarin yazdigi Islam'la alakali kitap ve tum dunyada yankilari...tabi pbs bunu documentary olarak veriyorki, hani duymayan muslumanlarda duysun belki bu sacma sapan dusunce yapisina sahip kendini bilmezin arkasindan giden olurda birde muslumanlari bu sakabanla oyalariz biraz diye dusunuyorlar herhalde!!!cunku hic simdiye kadar Islam'i iyi anlatan bir program izlemedim, izledimsede hatirlamiyorum!bu yazar olan Hatun kisi, mesela bes vakit namaz kilmiyor, ona gore kaliplastiriliyor ibadet, mesela sabah kalktiktan hemen sonra yataginin icinde yatar vaziyette aklindan gecirircesine Allah'a dua ediyor verdigi nimetler icin, iste bu onun namazi oluyor:)burdaki mantiksizligada en guzel cevap annesinden geliyor,bu sekilde dua etmen guzel ama bes vakit namazini kilip extra bunuda yapabilirsin,(tamda bu mevzuyu konusurlarken araba kullaniyordu bir taraftan)bak burda isik var ben diyebilirmiyim, bu kirmizi isikta ben durmam gecerim, yada stop sign da kimse yoktur diye giderim, durmama gerek yok cunku bu benim araba kullanmada kendimce olusturdugum kurallar, ki eger oyle dusunsem o noktada polis varsa ve beni durdursa ben yolda kimsede yoktu vede bu ayriyeten benim kullanis tarzim yada yolda gidis adabim diye bisi soylemem nekadar mantikli sence dedi!!! hakikaten guzelde ifade etmis oldu kizinin mantigindaki yalnisligi , yine bu yazar Hatun kisi hanimlarin tesetturlu olmalarina da pek bir tepkili, neden western luler gibi olunmuyor diye!!!neden caglar oncesindeki basortmesi hala gunuzmde suruyor diye pek bir tepkili!!!peki sormak lazim sen hic Kuran'i okumadin mi diye, ama hatun kisi okumus efendim Kuran-i Kerimi sadece mealen"Siz kendinizi degistirmedikce Allah sizi degistirecek degildir"ayeti kerimesini!ama maalesef hatun kisi bunu ustune alinmayip dunya yuzeyindei tum muslumanlari kasitla kendinizi degstirmezseniz Allah sizi degistirmez diyor ve burda kendiside Mesih'i bir tavir takiniyor!!!acayip asabim bozuk bir sekilde programin sonuna kadar izledim daha neler duyacagim ya Rabbim diye icimden gecire gecire!!!Sonra birde bu hatun kisi neden muslumanlarin savastigini sorguladi, gorustugu bir muslumanda; siz kadinlarinizin kizlarinizin irzina gecildigini, kardesinizin, cocugunuzun, babanizin oldurulugunu, evlerinizden suruldugunuzu dusunun ve tekrar sormayi deneyin bu soruyu dedi!!!hatun kisiden yanit yok!!!neyse hala asabim bozuluyor programi hatirladikca, Rabbim islah etsin, hidayet versin, bundan baska ne soylenebilir vede temmeni edileblirki!!!
Tuesday, April 17, 2007
Dunku olay!!
Dunden beri surekli cnn'i takip ediyorum, VA'daki iyi unv'lerden biridir virginia teknik univesitesi, ozellikle muhedislik dalinda, bunu bildigim icin ve daha oncesinde VA'da br unv'de ingilizce ve bi kac akademik class almisligim oldugu icin unv'leri az cok biliyorum, bu haber soke etti beni, ilk duydugumda, ins musluman biri degildir yapan diye dusundum. Olayin dehsetinin yaninda birde musluman bir kendini bilmez duymak istemedim, resmen korku ve endise icinde dinledim haberleri, south koreli 23 yasinda biriymis katil bunu duyunca olaya uzelmekle birlikte katilin bir musluman olmamasina sevindim, ve sonrasinda aklima hemen 2 sene once aldigim autocad dersindeki cinli cocugun soyledikleri geldi, hoca unv'nin kutuphane binasinin iki side'nin cizimini vermisti proje olarak ve isterseniz gidip fotografini cekip aktarin bilgisayariniza ve bakarak o fotograflara cizin demisti, bizim siniftaki cinli cocukta kutuphanenin fotograflarini cekrken kutuphanenin guvenlik gorevlileri onu engellemisler ve bu durumu hocaya anlatmisti, hocada 11 eylulden sonra insanlar herseyden tedirgin oluyor, o yuzden alinma demisti cinliye, oda sunu soylemisti" hic cinli terorist yok,uzak dogulu terorist olmadi hic demisti"bu bana o kadar dokunmustuki, bende hemen"terorist olabilmesi icin bir insanin belli bir type'mi var demistim" hocada bunun uzerine, illa belli bir milletten yada inanisa sahip olanlar terorist olabilir yargisi cok yalnis diyip sunu soylemisti"insanlarin dusunce yapisi bana yapilmasini istemedigimi baskasina yapmamaliyim oldugunda hersey cok daha guzel olacak"siniftan bir ogrenci ayni zamanda ogretmenlik de yapan br hanim, soylediginiz sey incil ogretisi demisti, bende bu Kuran ogretisi, Peygamberimizin Ogretisi demedim, olayi benim babam senin babani dover durumuna getirmek, bir tartisma ortami yapmak istemedigim icin belkide, daha sonrasinda o hanimla guzel arkadasligimiz oldu, ama donem bitince gorusmedik bir daha....iste bugun ogrendigimde uzak dogulu oldugunu direct aklima sinifimdaki cinli cocuk geldi, eger hala goruyor olsaydim, bak iste gordunmu, katil inde teroristinde dini, uyrugu yok demek isterdim!!!! Sanirim gecen sene Law&Order diye bir dizi vardi onu takip ediyordum, polisiye bir diziydi, hernekadar gercekle birebir iliskili degil densede, bence gerceklik payi buyuk olaylardi, mesela bir tanesinde, seri cinayetler isleniyor ayni tarz hanimlari olduruyor katil yada katiller, sonra aciga cikiyorki, bir bilgisayar oyunundan kopup gelen ve hayata gecen sahneler bunlar, VA'daki olayda izledigim bu diziyi animsatti, insanlar cok manyak bu ulkede, hakikaten bosuna psikologa bir suru paralar harcamiyor bu insanlar!!!dogru durus aile yapilari yok, inacsal yonden bir saglamliklari yok, her ne pislik aransa bir numara bir ulke burasi, bugun south koreli bir cocuk yarin saf be saf amerikali olabilir boyle bisi yapabilen, ve bende korkuyorum resmen unv'ye gitmeye, Allah im kazasiz belasiz bitse su okulum!!! bide hakikaten azimsanmayacak kadar okullarda olaylar cikiyor amerikada!!oyle cok uzuldumki o gencecik insanlara, olayin dehseti bir yana, sabahin bir nur vakti derse gelen daha dogru durust kahvaltisini yapmayan, belki anne babalarindan ayri yasayan yada sabah onlari on bir kez gorme yada onlarla gorusme sansi olamayan gencecik, akilli, basarili cocuklar bunlar....simdi anliyorum 11 eylulden sonra neden insanlarn muslumanlara bukadar onyargili odlugunu bu ulkede, azimsanmayacak bi olay cunku yasanan, acikcasi bende bundan sonra uzak dogululardan korkacagim bir sure eminim bundan, hatta binanin ilk iki kati bir bilgisayar firmasina ait bir sube, ve calisanlar cinli resmen urkutuyor beni bu dunden beri, ya iclerinden biri boyle bir manyaksa diye!!!sanirim bu biraz devam eder bende, okul gitmek istemiyorum ya!! ben NY'da boyleysem VA'daki ogrenciler ne haldedir bilemiyorum!!!ins yakinda normale donerim!
Sunday, April 15, 2007
Sevmek
SEVMEK
Kisi sevdigiyle olmak ister!. Sevdiginin hâliyle hâllenir. Sevgisi kadariyla, onunla yasar!. Sevginin ne oldugunu tam olarak bilemedigimiz için, çogunlukla, "begeni"ile "sevgi"yi birbirine karistiririz.. "Begeni" yaninda "sahip olma" arzusuyla açiga çikar!. Bir nesneden hoslandiginda, begendigin seye sahip olmak ve üzerindetasarruf edebilmek arzusuyla yasarsin. Bu tüm mahlukatta çok yaygin bir duygudur!. Kimi, begendigini cebine sokar; kimi begendigine tasma takip yaninda tasiyarak onunla hava atmak ister; kimi yakalayip inine sürükler. Hermahlûk yaradilis fitratina göre, begendigi üzerinde tasarruf etmek ister. "Sevmek" ise bundan çok farklidir. Sevince, yanlizca sevdigin için yasamak istersin!. Yalnizca yaninda olmak, yalnizca onun olmak, yalnizca onun zevk aldigiyla zevk alip, sevmediginden kaçmak istersin! Sevdigin öylesine sarmistir aklini, fikrini, ruhunu ki, her sey sana, onu hatirlatir; yaninda ikenbile onun içinde olmak istersin!. Yakinlik bile uzak gelir sana!. Sen kaybolursun, sende; sevdigin kalir yalnizca, beyninde!.. Onun bakisiyla bakar, onun degerlendirmesiyle degerlendirir, onun diliyle konusmaya baslarsin!. Gözün ondan baskasini görmez, kulagin ondanbaskasini duymaz, elin ondan baskasina uzanmaz olur!. Her an sana sahip olmasini; varliginin, tasarrufunun her an üzerinde olmasini, her an seni kucaklamasini istersin!. Bedensel yakinlik bile, korkunç uzaklik gibi gelir sana; ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir suur olmayi dilersin!. Sevgi, fitratin müsait ise, sevdiginde yok edesiye yakar seni; ve güngelir kasinda-gözünde, yüzünde-dilinde sevdigini görürler de, "sen o olmusun" derler! Begenen sahip olmak ister. Seven ise sevdiginde yok olur; feda eder her seyi sevdigi ugruna!. Bazilarinin da sevgi kokusu sürülür üstüne; "asigim" sanir!. Ama sevdigi ugruna, fedakarlik etmeye gelince sira, o koku siliniverir üzerinden "kopamama" sabunuyla!. Parasindan kopamaz. Mevkiinden kopamaz. Yakinlarindan kopamaz. Içinde yasadigi ortamin güzelliklerinden kopamaz. "Etraf"tan kopamaz!. Derken kusurlar belirmeye baslar sevdigini sandiginin üzerinde.Eksiklikler görmeye baslar baslar, yetersizlikler görmeye baslar. Bunlar önce acima duygusuna dönüstürür sevgisini; uzaktan aciyarak seyretmeye baslar. Sonra tatli bir aniya dönüsür, sevgi sandigi duygulari!. Bu tecrübe gösterir ki, onun fitratinda sevgi programi yoktur!.. Begeniyi, sevgi sanmistir!.. Uzaklasma ondan gelmemis de, karsisindakinden gelmisse, bu defa "nefret"e döner "begeni"; ondan intikam alma duygusu gelisir içinde; ve vicdanla intikam dalgalari arasinda bir o yana bir bu yana sürüklenir durur; terkedilmisligin, uzaklasmanin, layik olmadigini yasamanin sanisiiçinde!.. Oysa yanlizca, fitratinda olmayan gerçek sevginin sonuçlariniyasamaktadir!. Cüzdani için, güzelligi-yakisikliligi için, kendisine hos gelen huylari için, mevkii-koltugu için, ilmi için begenmistir; sevdigini sanmis; sahip olamayinca da arzusuna erisememenin düs kirikligi içinde kopmus; yalnizca çikarlari dogrultusunda yasamayi tercih etmistir. Seven ise göze almistir kopmayi. Dislanmayi. Paradan-puldan, namdan nisandan, dosttan akrabadan uzak kalmayi. Fitratindan gelir sevgi!. Kullugu sevmek üzeredir!. Onunla, sevmeyiyasamak istedigi için yaratmistir onu Yaratan. O yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan! Seven, karsiliksiz sever!. Begenen karsiligini ister!. Benim istedigim gibi yasarsan seni bogarim sahip olduklarima, derbegenen!.. Onun zaten fitratinda yoktur sevgi, bilmez askin ne oldugunu!.. Ne üzere yaratilmissa, odur tüm mesgalesi. Karinca gibi çalisir; maymun gibi çiftlesir; aslan gibi yavrularina sahip çikar. Ama pervane gibi sevemez!. Atamaz kendini atese!. Sevgi sonunda yanmayi getirir!.. Begeni ise sonunda kaçmayi!. Begenen mahlûkat çogunluguna göre, "sevgi" delilikten bir türdür!.. Anlamazlar onlar, sevdigi ugruna, etraf ne derse desin deyip, her sarta katlanmayi! Ve "delillik bu" derler. Begenme bir tür "hobi"dir!. Bazen ömür boyu sürer, bazen bir kaçyil, bazen bir kaç ay!.. Sevgi bir ömür boyudur!. Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen cosar ama hiç gerilemez!. Çogunlukla karsisindakinden yüzünü göstermesinden gelir sevgi insana!.. Bazen de özünden gösterir yüzünü O!. O zaman onlar için derler ki,"Allah"a asik oldu!.. "Kendine seçtikleri"dir sevenleri bir çehreden!. Özünden sevgiyi yasayanlardir, "mukarreb"leri!. Hünerlerini sergilemek için yaratmistir herseyi. Sevmek için yaratmistir sevilenleri!. Gözlerinde seyretmek için gözleri olarak yaratmistir "ask"i yasattiklarini!.. Avam anlamaz ve bilmez bu aski!. Bunun ask oldugunu!.. Oysa gerçek "ask" O'nun atesine pervane gibi atilip; varligini O'nda yitirip; O'nun "Baki"ligini yasattiklaridir gerçek "asik"lar!.. Özel bir fitratla gelmislerdir onlar, "asik" olmak için!.. Yasamlariboyunca bir deger tasimamistir dünya ve içindekiler!.. Parmaklarini bile kipirdatmamislardir dünya için!. "Allah" de ötesinde birak onlari hevalariyla oyalansinlar" hitabina maruz kalmistir programlari; ve hücrelerine nüfûz etmistir bu hitap!.. Gerçek anlamiyla onlar "yasarlar aski"; "Yasar onlarda aski"; sever, acir, merhamet eder onlarda kullarina; çünkü bu sifatlar için yaratmistir onlari!.. Var gel dostum, biz dönelim dünyamiza; bu masal gibi gelen sözler yeteri kadar islatti bizi!. Simdi kurulanmak zamani!. Dönelim dünyamiza, kosalim, çalisalim, didinelim; insanlari sevindirmekiçin onlara bir seyler verelim; ve gönüllerini hos etmek için güllabicilik eyleyelim!.. Sonra da, bunlari hep "Tanri -- için yapiyoruz!" diyerek vicdanlarimizi tatmin edelim!.. Gönül "ask" için yaratilmamissa, neye yarar bunca demek!. Iyisi mi, "hobi" kabilinden "dinle ilgilenip", günümüzü gün eylemek!.
Kisi sevdigiyle olmak ister!. Sevdiginin hâliyle hâllenir. Sevgisi kadariyla, onunla yasar!. Sevginin ne oldugunu tam olarak bilemedigimiz için, çogunlukla, "begeni"ile "sevgi"yi birbirine karistiririz.. "Begeni" yaninda "sahip olma" arzusuyla açiga çikar!. Bir nesneden hoslandiginda, begendigin seye sahip olmak ve üzerindetasarruf edebilmek arzusuyla yasarsin. Bu tüm mahlukatta çok yaygin bir duygudur!. Kimi, begendigini cebine sokar; kimi begendigine tasma takip yaninda tasiyarak onunla hava atmak ister; kimi yakalayip inine sürükler. Hermahlûk yaradilis fitratina göre, begendigi üzerinde tasarruf etmek ister. "Sevmek" ise bundan çok farklidir. Sevince, yanlizca sevdigin için yasamak istersin!. Yalnizca yaninda olmak, yalnizca onun olmak, yalnizca onun zevk aldigiyla zevk alip, sevmediginden kaçmak istersin! Sevdigin öylesine sarmistir aklini, fikrini, ruhunu ki, her sey sana, onu hatirlatir; yaninda ikenbile onun içinde olmak istersin!. Yakinlik bile uzak gelir sana!. Sen kaybolursun, sende; sevdigin kalir yalnizca, beyninde!.. Onun bakisiyla bakar, onun degerlendirmesiyle degerlendirir, onun diliyle konusmaya baslarsin!. Gözün ondan baskasini görmez, kulagin ondanbaskasini duymaz, elin ondan baskasina uzanmaz olur!. Her an sana sahip olmasini; varliginin, tasarrufunun her an üzerinde olmasini, her an seni kucaklamasini istersin!. Bedensel yakinlik bile, korkunç uzaklik gibi gelir sana; ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir suur olmayi dilersin!. Sevgi, fitratin müsait ise, sevdiginde yok edesiye yakar seni; ve güngelir kasinda-gözünde, yüzünde-dilinde sevdigini görürler de, "sen o olmusun" derler! Begenen sahip olmak ister. Seven ise sevdiginde yok olur; feda eder her seyi sevdigi ugruna!. Bazilarinin da sevgi kokusu sürülür üstüne; "asigim" sanir!. Ama sevdigi ugruna, fedakarlik etmeye gelince sira, o koku siliniverir üzerinden "kopamama" sabunuyla!. Parasindan kopamaz. Mevkiinden kopamaz. Yakinlarindan kopamaz. Içinde yasadigi ortamin güzelliklerinden kopamaz. "Etraf"tan kopamaz!. Derken kusurlar belirmeye baslar sevdigini sandiginin üzerinde.Eksiklikler görmeye baslar baslar, yetersizlikler görmeye baslar. Bunlar önce acima duygusuna dönüstürür sevgisini; uzaktan aciyarak seyretmeye baslar. Sonra tatli bir aniya dönüsür, sevgi sandigi duygulari!. Bu tecrübe gösterir ki, onun fitratinda sevgi programi yoktur!.. Begeniyi, sevgi sanmistir!.. Uzaklasma ondan gelmemis de, karsisindakinden gelmisse, bu defa "nefret"e döner "begeni"; ondan intikam alma duygusu gelisir içinde; ve vicdanla intikam dalgalari arasinda bir o yana bir bu yana sürüklenir durur; terkedilmisligin, uzaklasmanin, layik olmadigini yasamanin sanisiiçinde!.. Oysa yanlizca, fitratinda olmayan gerçek sevginin sonuçlariniyasamaktadir!. Cüzdani için, güzelligi-yakisikliligi için, kendisine hos gelen huylari için, mevkii-koltugu için, ilmi için begenmistir; sevdigini sanmis; sahip olamayinca da arzusuna erisememenin düs kirikligi içinde kopmus; yalnizca çikarlari dogrultusunda yasamayi tercih etmistir. Seven ise göze almistir kopmayi. Dislanmayi. Paradan-puldan, namdan nisandan, dosttan akrabadan uzak kalmayi. Fitratindan gelir sevgi!. Kullugu sevmek üzeredir!. Onunla, sevmeyiyasamak istedigi için yaratmistir onu Yaratan. O yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan! Seven, karsiliksiz sever!. Begenen karsiligini ister!. Benim istedigim gibi yasarsan seni bogarim sahip olduklarima, derbegenen!.. Onun zaten fitratinda yoktur sevgi, bilmez askin ne oldugunu!.. Ne üzere yaratilmissa, odur tüm mesgalesi. Karinca gibi çalisir; maymun gibi çiftlesir; aslan gibi yavrularina sahip çikar. Ama pervane gibi sevemez!. Atamaz kendini atese!. Sevgi sonunda yanmayi getirir!.. Begeni ise sonunda kaçmayi!. Begenen mahlûkat çogunluguna göre, "sevgi" delilikten bir türdür!.. Anlamazlar onlar, sevdigi ugruna, etraf ne derse desin deyip, her sarta katlanmayi! Ve "delillik bu" derler. Begenme bir tür "hobi"dir!. Bazen ömür boyu sürer, bazen bir kaçyil, bazen bir kaç ay!.. Sevgi bir ömür boyudur!. Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen cosar ama hiç gerilemez!. Çogunlukla karsisindakinden yüzünü göstermesinden gelir sevgi insana!.. Bazen de özünden gösterir yüzünü O!. O zaman onlar için derler ki,"Allah"a asik oldu!.. "Kendine seçtikleri"dir sevenleri bir çehreden!. Özünden sevgiyi yasayanlardir, "mukarreb"leri!. Hünerlerini sergilemek için yaratmistir herseyi. Sevmek için yaratmistir sevilenleri!. Gözlerinde seyretmek için gözleri olarak yaratmistir "ask"i yasattiklarini!.. Avam anlamaz ve bilmez bu aski!. Bunun ask oldugunu!.. Oysa gerçek "ask" O'nun atesine pervane gibi atilip; varligini O'nda yitirip; O'nun "Baki"ligini yasattiklaridir gerçek "asik"lar!.. Özel bir fitratla gelmislerdir onlar, "asik" olmak için!.. Yasamlariboyunca bir deger tasimamistir dünya ve içindekiler!.. Parmaklarini bile kipirdatmamislardir dünya için!. "Allah" de ötesinde birak onlari hevalariyla oyalansinlar" hitabina maruz kalmistir programlari; ve hücrelerine nüfûz etmistir bu hitap!.. Gerçek anlamiyla onlar "yasarlar aski"; "Yasar onlarda aski"; sever, acir, merhamet eder onlarda kullarina; çünkü bu sifatlar için yaratmistir onlari!.. Var gel dostum, biz dönelim dünyamiza; bu masal gibi gelen sözler yeteri kadar islatti bizi!. Simdi kurulanmak zamani!. Dönelim dünyamiza, kosalim, çalisalim, didinelim; insanlari sevindirmekiçin onlara bir seyler verelim; ve gönüllerini hos etmek için güllabicilik eyleyelim!.. Sonra da, bunlari hep "Tanri -- için yapiyoruz!" diyerek vicdanlarimizi tatmin edelim!.. Gönül "ask" için yaratilmamissa, neye yarar bunca demek!. Iyisi mi, "hobi" kabilinden "dinle ilgilenip", günümüzü gün eylemek!.
Fwd bir emailden...
OGRENDIM KI
Yillar sonra ogrendim ki... Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsiniz. Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, gerisini karsi tarafa birakirsiniz. Ogrendim ki... Guveni gelistirmek yillar aliyor, yikmak bir dakika. Ogrendim ki... Hayatinda nelere sahip oldugun degil kiminle oldugun onemli. Ogrendim ki... Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mumkun, ama sonrasi icin bir seyler bilmek gerek.Ogrendim ki... Kendini en iyilerle kiyaslamak degil, kendi en iyinle kiyaslamak sonuc getirir. Ogrendim ki... Insanlarin basina ne geldigi degil, o durumda ne yaptiklari onemli. Ogrendim ki... Ne kadar kucuk dilimlersen dilimle her isin iki yuzu var. Ogrendim ki... Olmak istedigim insan olabilmem cok vakit aliyor. Ogrendim ki... Karsilik vermek, dusunmekten cok daha basit.Ogrendim ki... Butun sevdiklerinle iyi ayrilman gerek, hangisi son gorusme olacak bilemiyorsun.Ogrendim ki... "Bittim" dedigin andan itibaren pilinin bitmesine daha cok var. Ogrendim ki... Sen tepkilerini kontrol edemezsen, tepkilerin hayatini kontrol eder. Ogrendim ki... Kahraman dedigimiz insanlar bir sey yapilmasi gerektiginde, yapilmasi gerekeni sartlar ne olursa olsun yapanlar. Ogrendim ki... Affetmeyi ogrenmek deneyerek oluyor. Ogrendim ki... Bazi insanlar sizi cok seviyor ama, bunu nasil gosterecegini bilemiyor. Ogrendim ki... Ne kadar ilgi ve ihtimam gosterseniz, bazilari hic karsilik vermiyor. Ogrendim ki... Para ucuz bir basari.Ogrendim ki... Dustugun anda seni tekmeleyecegini dusunduklerinden bazilari kaldirmak icin elini uzatir. Ogrendim ki... Iki insan ayni seye bakip tamamen farkli seyler gorebilir. Ogrendim ki.. Asik olmanin ve aski yasamanin cok cesidi vardir. Ogrendim ki.. Her sartta kendisiyle durust kalanlar daha uzun yol yuruyor.Ogrendim ki.. Hic tanimadigin insanlar, iki saat icinde, senin hayatini degistirebilir. Ogrendim ki.....Duvarda asili diplomalar insani insan yapmaya yetmez.Ogrendim ki.. Karsindakini kirmamak ve inanclarini savunmak arasinda cizginin nereden gectigini bulmak zor.Ogrendim ki..Gercek arkadaslar arasina mesafe girmez. Gercek asklarin da!
Ogrendim ki...
Tecrubenin kac yas gunu partisi yasadiginizla ilgisi yok, Ne tur deneyimler yasadiginizla var.Ogrendim ki..Aile hep insanin yaninda olmuyor.Akrabaniz olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve guven ogrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik degil.Ogrendim ki... Ne kadar yakin olursa olsunlar en iyi arkadaslar da ara sira uzebilir.Onlari affetmek gerekir.
Ogrendim ki..Bazen baskalarini affetmek yetmiyor. Bazen insanin kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Ogrendim ki..Yureginiz ne kadar kan aglarsa aglasin dunya sizin icin donmesini durdurmuyor. Ogrendim ki..Sartlar ve olaylar, kim oldugumuzu etkilemis olabilir.Ama ne oldugumuzdan kendimiz sorumluyuz. Ogrendim ki.. Iki kisi munakasa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamina gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamina gelmez. Ogrendim ki..Her problem kendi icinde bir firsat saklar.Ve problem, firsatin yaninda cuce kalir.Ogrendim ki.. Sevgiyi cabuk kaybediyorsun, pismanligin uzun yillar suruyor.Ogrendim ki...
Allah(cc)in yolunda imis gibi gorunmek kolay ama olmak cok zor.
Manen bittim dedigin anda inayet elini yaninda buluyorsun.
Ogrendim ki..
Manayi cabuk kazaniyorsun ama makam olmasi cok uzun suruyor.
Ogrendim ki...
Bu gun A.Kadir Geylaniyken birakinca yarin seytan olabilirsin...
Yillar sonra ogrendim ki... Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsiniz. Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, gerisini karsi tarafa birakirsiniz. Ogrendim ki... Guveni gelistirmek yillar aliyor, yikmak bir dakika. Ogrendim ki... Hayatinda nelere sahip oldugun degil kiminle oldugun onemli. Ogrendim ki... Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mumkun, ama sonrasi icin bir seyler bilmek gerek.Ogrendim ki... Kendini en iyilerle kiyaslamak degil, kendi en iyinle kiyaslamak sonuc getirir. Ogrendim ki... Insanlarin basina ne geldigi degil, o durumda ne yaptiklari onemli. Ogrendim ki... Ne kadar kucuk dilimlersen dilimle her isin iki yuzu var. Ogrendim ki... Olmak istedigim insan olabilmem cok vakit aliyor. Ogrendim ki... Karsilik vermek, dusunmekten cok daha basit.Ogrendim ki... Butun sevdiklerinle iyi ayrilman gerek, hangisi son gorusme olacak bilemiyorsun.Ogrendim ki... "Bittim" dedigin andan itibaren pilinin bitmesine daha cok var. Ogrendim ki... Sen tepkilerini kontrol edemezsen, tepkilerin hayatini kontrol eder. Ogrendim ki... Kahraman dedigimiz insanlar bir sey yapilmasi gerektiginde, yapilmasi gerekeni sartlar ne olursa olsun yapanlar. Ogrendim ki... Affetmeyi ogrenmek deneyerek oluyor. Ogrendim ki... Bazi insanlar sizi cok seviyor ama, bunu nasil gosterecegini bilemiyor. Ogrendim ki... Ne kadar ilgi ve ihtimam gosterseniz, bazilari hic karsilik vermiyor. Ogrendim ki... Para ucuz bir basari.Ogrendim ki... Dustugun anda seni tekmeleyecegini dusunduklerinden bazilari kaldirmak icin elini uzatir. Ogrendim ki... Iki insan ayni seye bakip tamamen farkli seyler gorebilir. Ogrendim ki.. Asik olmanin ve aski yasamanin cok cesidi vardir. Ogrendim ki.. Her sartta kendisiyle durust kalanlar daha uzun yol yuruyor.Ogrendim ki.. Hic tanimadigin insanlar, iki saat icinde, senin hayatini degistirebilir. Ogrendim ki.....Duvarda asili diplomalar insani insan yapmaya yetmez.Ogrendim ki.. Karsindakini kirmamak ve inanclarini savunmak arasinda cizginin nereden gectigini bulmak zor.Ogrendim ki..Gercek arkadaslar arasina mesafe girmez. Gercek asklarin da!
Ogrendim ki...
Tecrubenin kac yas gunu partisi yasadiginizla ilgisi yok, Ne tur deneyimler yasadiginizla var.Ogrendim ki..Aile hep insanin yaninda olmuyor.Akrabaniz olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve guven ogrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik degil.Ogrendim ki... Ne kadar yakin olursa olsunlar en iyi arkadaslar da ara sira uzebilir.Onlari affetmek gerekir.
Ogrendim ki..Bazen baskalarini affetmek yetmiyor. Bazen insanin kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Ogrendim ki..Yureginiz ne kadar kan aglarsa aglasin dunya sizin icin donmesini durdurmuyor. Ogrendim ki..Sartlar ve olaylar, kim oldugumuzu etkilemis olabilir.Ama ne oldugumuzdan kendimiz sorumluyuz. Ogrendim ki.. Iki kisi munakasa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamina gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamina gelmez. Ogrendim ki..Her problem kendi icinde bir firsat saklar.Ve problem, firsatin yaninda cuce kalir.Ogrendim ki.. Sevgiyi cabuk kaybediyorsun, pismanligin uzun yillar suruyor.Ogrendim ki...
Allah(cc)in yolunda imis gibi gorunmek kolay ama olmak cok zor.
Manen bittim dedigin anda inayet elini yaninda buluyorsun.
Ogrendim ki..
Manayi cabuk kazaniyorsun ama makam olmasi cok uzun suruyor.
Ogrendim ki...
Bu gun A.Kadir Geylaniyken birakinca yarin seytan olabilirsin...
Saturday, April 14, 2007
"Duanızın hemen kabul görmemesi ona icabet edilmediğini göstermez; kim bilir, belki de Allah Teâlâ isteğinizde ne kadar samimi ve kararlı olduğunuza bakıyor ve sizi daha gönülden duaya çağırıyordur." (herkul.org'dan alintidir)
"İnsan bir kere sorgulamaya başlayınca sanık sandalyesine oturtmadık hiçbir şey bırakmaz; daha baştan hüsn-ü zanna yapışmayan kimse, herkesi ve her şeyi yargılamaktan kaçınamaz." (herkul.org'dan alintidir)
Dualarimizin bu dunyada kabulunu gormek belki dunyevi yonuyle hayir gibi gozuksede, duanin ahiret cihetiyle kabulu, kimbilir bizlere ebed alemde beklentilerimizin ustu guzelliklerle karsilasmamiza vesile kilacaktir...Sonucta biz sInIrli dusunce ve zihni yapia sahip varliklariz, neyn hakkimizda hayir, neyinde ser oldugunu bilemedigimiz icin, her daim Rabbimiz'den bizim icin en hayirli olani ister, hayir ve guzellikler dileriz....
"İnsan bir kere sorgulamaya başlayınca sanık sandalyesine oturtmadık hiçbir şey bırakmaz; daha baştan hüsn-ü zanna yapışmayan kimse, herkesi ve her şeyi yargılamaktan kaçınamaz." (herkul.org'dan alintidir)
Dualarimizin bu dunyada kabulunu gormek belki dunyevi yonuyle hayir gibi gozuksede, duanin ahiret cihetiyle kabulu, kimbilir bizlere ebed alemde beklentilerimizin ustu guzelliklerle karsilasmamiza vesile kilacaktir...Sonucta biz sInIrli dusunce ve zihni yapia sahip varliklariz, neyn hakkimizda hayir, neyinde ser oldugunu bilemedigimiz icin, her daim Rabbimiz'den bizim icin en hayirli olani ister, hayir ve guzellikler dileriz....
Friday, April 13, 2007
Tefekkur!
Her gun okunmasi tavsiye edilen surelerden biridir Vakia Suresi, cok zamandir mealini tekrar okumak istiyordum,bu aksama nasipmis bir kismini okumak, 58-59. ayetleri okurken soyle bir bilgi gecilmis, tekrar okuyayim , unutmayayim diye burayada aktarayim istedim, sayfanin linki ise su(http://www.herkul.org/mukabele/MEAL/56.html)
"Bütün kâinat şöyle dursun, insan sadece kendisinin ana karnında yaratılışını düşünürse, Allah’ın yüce kudretiyle yaratıldığını ve onu hiçten böyle var edenin, öldükten sonra diriltmeye de haydi haydi kadir olduğunu anlar. Zira gözle görülemeyecek derecede küçük bir sperma ile yumurtanın birleşmesiyle meydana gelen bir hücreden başlayarak yaratılır. Milyonlarca ihtimalden bir ihtimal olarak, mükemmel bir canlı haline gelip dokuz ay sonra dünyaya gönderilecek hale gelir. Bu hayatı ne insan kendi kendisine vermiştir, ne de annesi ile babası! Ne de başka hiçbir varlık! Onu ve milyarlarca benzerini yaratan, sadece Allah’tır. Bunlardan bir tekine bile sahip çıkıp bunu “ben yarattım” diyebilecek, O’nun dışında hiçbir kuvvet yoktur."
"Bütün kâinat şöyle dursun, insan sadece kendisinin ana karnında yaratılışını düşünürse, Allah’ın yüce kudretiyle yaratıldığını ve onu hiçten böyle var edenin, öldükten sonra diriltmeye de haydi haydi kadir olduğunu anlar. Zira gözle görülemeyecek derecede küçük bir sperma ile yumurtanın birleşmesiyle meydana gelen bir hücreden başlayarak yaratılır. Milyonlarca ihtimalden bir ihtimal olarak, mükemmel bir canlı haline gelip dokuz ay sonra dünyaya gönderilecek hale gelir. Bu hayatı ne insan kendi kendisine vermiştir, ne de annesi ile babası! Ne de başka hiçbir varlık! Onu ve milyarlarca benzerini yaratan, sadece Allah’tır. Bunlardan bir tekine bile sahip çıkıp bunu “ben yarattım” diyebilecek, O’nun dışında hiçbir kuvvet yoktur."
Thursday, April 12, 2007
"Yemegin hayirlisi soguk ve tatli olanidir"
"Yemegi sicak yemekten sakinin. Zira o yemegin bereketini giderir.Size soguk tavsiye ederim.Zira onun yemesi daha afiyetli bereketi daha buyuktur."
"Yemegin temizligi;yemegi,dini ve rizki artirir."
"Aksam yemegini birakmayiniz.Bir avuc hurma da olsa.Onu terk etmek insani cabuk yaslandirir."
"...insan yemegi azalttigi zaman ici nur dolar"
Ustteki yazilar , yemekle alakali Dr. Sevim Asimgil'in kitabinda Beslenme baslikli bolumde gecen hadislerden olusuyor. Her dini olguyu fenni bir ispata baglama temayulu icerisinde olmanin cok dogru olmadigini dusunmekle birlikte, gunumuzde tibbin yemek yemekle ilgili tavsiyelerinin bundan 14-15 asir once gelmis ve karanlik cag!! olarak adlandirilan bir donemde biz insanlara tavsiye niteliginde soylenmis bu aydinlik sozlerin sahibi Efendimiz(SAV) oldugunu bilmek gercekten dogurlugunun ve fetanetinin bir diger isbati....
"Yemegi sicak yemekten sakinin. Zira o yemegin bereketini giderir.Size soguk tavsiye ederim.Zira onun yemesi daha afiyetli bereketi daha buyuktur."
"Yemegin temizligi;yemegi,dini ve rizki artirir."
"Aksam yemegini birakmayiniz.Bir avuc hurma da olsa.Onu terk etmek insani cabuk yaslandirir."
"...insan yemegi azalttigi zaman ici nur dolar"
Ustteki yazilar , yemekle alakali Dr. Sevim Asimgil'in kitabinda Beslenme baslikli bolumde gecen hadislerden olusuyor. Her dini olguyu fenni bir ispata baglama temayulu icerisinde olmanin cok dogru olmadigini dusunmekle birlikte, gunumuzde tibbin yemek yemekle ilgili tavsiyelerinin bundan 14-15 asir once gelmis ve karanlik cag!! olarak adlandirilan bir donemde biz insanlara tavsiye niteliginde soylenmis bu aydinlik sozlerin sahibi Efendimiz(SAV) oldugunu bilmek gercekten dogurlugunun ve fetanetinin bir diger isbati....
Saturday, April 07, 2007
Anne Kimdir?
su blog'da(http://bocuruk.blogspot.com/index.html) okudugum ve cok guzel buldugum bir yazi, tam da annem'de uzaktayken, dunde bana daha uzak bi ulkeye gitmisken ve hala tlf etmemisken bana, esprili bi sekilde yazilmis bu yazi bile beni cok duygulandirdi:(
ANNE KİMDİR / NEDİR?
Bir erkek çocuğun kaleminden çıkmış bu kadar olur yani, tam tarif !!! ANNE, dünyada karşılık beklemeden börek yapan tek insandır. Karşılıksız sevginin ete kemiğe bürünmüş halidir! Ne kadar üzsen de 10 Dakika sonra seni affeden zarif bir memeli türüdür, yağlı bile olsa tiksinmeden saçını okşayan, kucağına yatıran, öpüp koklayan tek varlıktır,meleğin süt verebilenidir. Yarasın diye muhallebinin içine ciğer katarak çocuğuna yediren manyaklık derecesinde yaratıcıdır. Yemek yemeyen çocuğun dikkatini çekmek için elindeki tencere ve tavalarla maymunluk yapabilen kişidir, kafayı çocuklarıyla bozmuş, göbek bağı kopsa da yürek bağı asla kopmayan, sevgi dolu fedakar insan dişisidir, bulaşık, ütü, vb. yaparken bile otomatik olarak çene çalan, kendi kendine konuşan, kadın dırdırı denen mereti erkeklere daha küçükten belletendir . Yemek uzmanı, düzen insanı, bilgili, kültürlü her şeyi bilen şahsiyettir, yavrularını yol tarafından değil, kaldırım tarafından yürütendir, dizi dizi incidir lakin gerektiğinde laf sokma dalında da birincidir, sevgiliden ayrılma haberi verildiğinde, "amaaan ben sana daha güzelini bulurum" diyebilen komik bir karakterdir. 'Oğlum aradım yoktun. Ben de mesaj atayım dedim sana. Gelince ara beni emi aslan evladım. Kara börülcem benim öptüm annen , şeklinde mesajlar atabilen, teknolojiyi ısrarla reddeden, kabullenemeyen, kafasına göre yorumlayan bilişim düşmanıdır .. *** AMA ... AMA dünyanın en güzel kucağına sahip, en güzel kokan, harikulade bir varlıktır , olmadık yerlerde iyi ki doğurmuşum ulen seni!" diyen ve benim hatırıma benimle Freddy Mercury dinleyen bir sabır ağacıdır, evlatlarını asla ayırmayan, aynı zamanda birbirinden koruyan güç abidesidir evde bir yere uzandığınız an orada temizlik yapacağı tutan, temizlik konusunda kayışı kopardığından temizlikçi gelecek diye evi temizleyen balans ayarı kaçmış temizlik kaynağıdır, mutfakta yaşayan, evde herkesi idare eden bir tür canlıdır. Sevginin güçlerini birleştirdiği sonsuz bakiredir !! Oğlunun damat - kızının gelin olduğunu görünce, çocuğu mezun olunca, çocuğu gol atınca, çocuğu hasta olunca, çocuğu askere gidince, asmalı kabağı seyredince, dolar yükselince velhasıl buna benzer bissürü şeye ağlayabilen, bu mesajı okurken duygulanıp - gözleri dolabilen, ağlamaya meyilli bir yapısı olan duygu pınarıdır, son kiiii üç dört; uzakta dursa da yakın hissedilen, canı hep istenen, asla vazgeçilmeyen, dizinin dibinde olmak istenen, evlatların varlığını varlığına armağan edebileceği, *** ıslak - kuru ama heeeep duygulu*** en önemlisi; kıçı başı oynamayan tek kadın modelidir.
Ne güzel anlatmış değil mi?
ANNE KİMDİR / NEDİR?
Bir erkek çocuğun kaleminden çıkmış bu kadar olur yani, tam tarif !!! ANNE, dünyada karşılık beklemeden börek yapan tek insandır. Karşılıksız sevginin ete kemiğe bürünmüş halidir! Ne kadar üzsen de 10 Dakika sonra seni affeden zarif bir memeli türüdür, yağlı bile olsa tiksinmeden saçını okşayan, kucağına yatıran, öpüp koklayan tek varlıktır,meleğin süt verebilenidir. Yarasın diye muhallebinin içine ciğer katarak çocuğuna yediren manyaklık derecesinde yaratıcıdır. Yemek yemeyen çocuğun dikkatini çekmek için elindeki tencere ve tavalarla maymunluk yapabilen kişidir, kafayı çocuklarıyla bozmuş, göbek bağı kopsa da yürek bağı asla kopmayan, sevgi dolu fedakar insan dişisidir, bulaşık, ütü, vb. yaparken bile otomatik olarak çene çalan, kendi kendine konuşan, kadın dırdırı denen mereti erkeklere daha küçükten belletendir . Yemek uzmanı, düzen insanı, bilgili, kültürlü her şeyi bilen şahsiyettir, yavrularını yol tarafından değil, kaldırım tarafından yürütendir, dizi dizi incidir lakin gerektiğinde laf sokma dalında da birincidir, sevgiliden ayrılma haberi verildiğinde, "amaaan ben sana daha güzelini bulurum" diyebilen komik bir karakterdir. 'Oğlum aradım yoktun. Ben de mesaj atayım dedim sana. Gelince ara beni emi aslan evladım. Kara börülcem benim öptüm annen , şeklinde mesajlar atabilen, teknolojiyi ısrarla reddeden, kabullenemeyen, kafasına göre yorumlayan bilişim düşmanıdır .. *** AMA ... AMA dünyanın en güzel kucağına sahip, en güzel kokan, harikulade bir varlıktır , olmadık yerlerde iyi ki doğurmuşum ulen seni!" diyen ve benim hatırıma benimle Freddy Mercury dinleyen bir sabır ağacıdır, evlatlarını asla ayırmayan, aynı zamanda birbirinden koruyan güç abidesidir evde bir yere uzandığınız an orada temizlik yapacağı tutan, temizlik konusunda kayışı kopardığından temizlikçi gelecek diye evi temizleyen balans ayarı kaçmış temizlik kaynağıdır, mutfakta yaşayan, evde herkesi idare eden bir tür canlıdır. Sevginin güçlerini birleştirdiği sonsuz bakiredir !! Oğlunun damat - kızının gelin olduğunu görünce, çocuğu mezun olunca, çocuğu gol atınca, çocuğu hasta olunca, çocuğu askere gidince, asmalı kabağı seyredince, dolar yükselince velhasıl buna benzer bissürü şeye ağlayabilen, bu mesajı okurken duygulanıp - gözleri dolabilen, ağlamaya meyilli bir yapısı olan duygu pınarıdır, son kiiii üç dört; uzakta dursa da yakın hissedilen, canı hep istenen, asla vazgeçilmeyen, dizinin dibinde olmak istenen, evlatların varlığını varlığına armağan edebileceği, *** ıslak - kuru ama heeeep duygulu*** en önemlisi; kıçı başı oynamayan tek kadın modelidir.
Ne güzel anlatmış değil mi?
Subscribe to:
Posts (Atom)

