Friday, June 29, 2007

En son yagmur dedim, yine yagmur diyecegim herhalde, ama o sicak 3 gunu unutamiyorum, sali, carsamba ve persembe.Ozellikle sali gunu buhar olup uzmak uzereydim butun gun evde AC'ler calisti ama yinede evin isisi 9o'dan 95'den asagiya dusmedi, sanirim 33 C ediyo, simdi Turkiye'deki 45'leri 50'leri dusununce cok hamd ettim. Sal ve Carsambayi evde gecirdik, ama Persembe gunu bir mevlide gittik, annesini kaybetmis bir hanima, Cuma gunu hanimlarla toplandik, yarinda misafirim vardi iptal oldu, ama yine isim var bi suru, Pazar gunu kultur merkzinin acilisi var ve yogun bir gun olacak yine, p.tesi okul basliyor, sonra esimin okulu basliyor, sonra burda yazin tertip edilen programlara katilimim olacak edecek derken, onumuzdeki 1.5-2 ay bir hayli yogun gececek gibi...Allah zamanimizi hayirli islerle gecirenlerden eylesin, hep hayatimizda guzel hayirli yogunluklarimiz olsun...Rabbim Onun rizasi dahilinde isler yaptirsin...

Monday, June 25, 2007

Yagmur

Bugun kayinvlidemle gorustum, Istanbul'un kavurucu sicagindan bahsetti, ben ise NY'unbir turlu gelmeyen yazindan:)hakikaten bu sene cok ilginc NY iklimi, yaklasik 4 yildir burdayim ve ben sunu gozlemledim, burda yagmur yagarsa butun gun yagar ertesi gune acar hava, ama bu sene ilginctir, yagmur bir basliyor sakir sakir yagmaya, ama belki 15 dakika sonra duruyor ve hava gunluk guneslik oluyor, bir kac saat sonra yine basliyor, ve oylece gunler devam etti bu sene, hic bilmiyorum ki haziran ayinda bu kadar yagmur yagsin burda...gerci bundan Allah muhafaza sekva olarak degilde iklimlerin nekadar degistiginin bir ispati olarak bahsediyorum...Yoksa hamdolsun Yagmuru Veren'e..Bugun esimle bahsederken yagmurdan aklimiza K.Kerimde mealen "Biz isteseydik katimizdan suyu sadece tuzlu da indirebilirdik" ayeti kerimesi geldi. Ne kadar sukretsek azdir Rabbimize, nekadar merhameti buyuk bize, biz ki kullugunda, insani vasiflarnda bircok eksigi olmasina ragmen, O yine katindan bize nimetlerini gonderen...Ihtiyacimizi en iyi bilen, havadaki gazlarin oranini ince bir hesap uzerinde tutan, her aldigimiz nefes dahi ayri bir sukru gerektirdigi halde, O'nun azametini, yucelegini kavrayamadigimiz, kavramak icin dua dua yalvardigimiz...3 yasinda bebek kivaminda bir cocugun asiligine sabredmeyen bizlere, onca kusurumuza, hatamiza, gunahimiza ragmen merhamet eden, bize sabreden, tovbe etmemiz icin muhlet veren, deniz kopugu kadar olmus gunahlarimizi affeden, Affetmek Saninin Yuceliginden Olan Rabbimiz, bizi senden ayirma,senin hosnut olacagin isler yapmayi nasip et!

Tuesday, June 19, 2007



Pier1'da gormustum bunu, pek bi begendim, ama nasi kullanirim ki diye dusundum, dekor olaraktan koyacak bir yerimde yok dedim, ama simdi dusunuyorumda, altina tek celik rengi siyah caydanliklardan alip ustune bu porselen hadise kondurulursa harika bir takim olabilirmis:)

Saturday, June 16, 2007

Bugun kizimla babasina hediye aldik, keyiflide sayilabilecek bir alisverisimiz oldu hamdolsun, birileriyle karsilastik yeni birileriyle tanistik, guzel vakit gecirdik oglene kadar hamdolsun:) tek sorun benim ayaklarimin agriyor olmasi:)Allah im sen guc kuvvet ver, hakikaten artik yazmaktan utaniyorum, ama gercekten cok cabuk yoruluyorum:)

Friday, June 15, 2007

Bugun turk okulunun graduationi vardi, bende guya fotograf cektim cektirdim hani hatira diye dusunerek, sonra ne ldu eve geldim, aslihan bize minik dualardan bi parca soyluyrdu, sildim formatladim daha cok space olsu diye, azicik usenmeyip kamerayi alabilirdim hemde alt kattaydi, sonucta fotolari yalnislikla sildim, vede goruntude guzel olmadi...ama iste oldu bitttiii....Bugun kucuk capta bi kermeste vardi, iki tane Vakko esarp aldim, hakikaten cok ucuzdu, biri mavili tonlarda filan, bir digeride uzun zamandir istedigim siyah beyaz, ikinci banhsettigimi cok begendim, ama eve geldikten sonra akerin web sayfasina baktim ve esarplarin hemen hepsinde aklim kaldi:( Turkiye'ye donuste sanirim kendime her hafta hadi abartmiyim ama her iki haftada bir esarp alicam insaallah, burada gonlume gore esarp bulamadim gitti, webten begenip aldirdiklarimda gelince cok begenmedim vs... Bi kac kisiyle tanistim, bu yonuylede guzeldi seviyorum degisik yuzleri:) kac gundur evden cikmiyordum ya bugun bana coook iyi geldi, birde tmizlik yaptim ya aslinda bence o cok daha iyi geldi:P ,hadi kollarim agriyor diye yapmiyorum yapmayincada evde kendimi pek bir bos hissediyorum:) Birde cuma gunlerini pek severim ben, bu cuma ya da bi cok sey yetistirdim ya daha bi cok sevdim:)

Thursday, June 14, 2007

:)

Bugun aksam ustu disari cikti, hani ayakkabi bakacaktim, ama bizim burda nine west magazasi pekte erken kapaniyormus, bilmiyorduk, neyse tam caddey gececegiz, bide ne gorelim, yeni turkish grocery acilmis, hani oyle boyle basit bi yer degil, gayet guzel vede sIk olmus:) birde acayip ucuz, sanirim turkiyede bukadar ucuz degildir urunler:) sonra tam cikista ne gorelim, akliniza gelebilecek her bir cesit meze, kurabiyelerde var bi suru:)ve en guzeli ne aslinda bu olayin, yerinin okulma iki street uzaklikta olmasi:) bundan sonra dunkin'a zor ugrarim, yasasin kombo tabaklarim:P, sanirim su yaz ve de kis donemi iyi kilo alirim, okulun son yilinda oldu bu rahatlik ama olsun, bari son donemlerimde iki lokma bisiyi agiz tadiyla yiyim, gulluogluda cok yakin gerci ama yne 5-6 street yurunuyo birde avenue gozum pek kesmiyordu, kesincde iki ders arasinda gidiyor ikincisine muhakkak gec kaliyordum:P, birde bugun sok edici bi sonuc ogrendim, bi dersim ki sinavlarim gayet iyiyken C gormiyimmi notmu, soka girdim resmen, hmen hocaya email yazdim tai nasil olur bu diye, ceaben bi class workun eksik, o da neymis, labratuvarlari yapiyorum bide onlari quiz olarak koyuyor onlari yapmamisim ama oyle bunal;dimki o dersten sadece zaten cisco 'nun sayfasindan haftada iki quizini yapiyorum birde labratuvar odevlerini mi gecicem blackboard accounta diye salladim resmen, hani dedimki merak ederse verirm lab manual'i:P, sanki hocanin cok ihtiyaci varya yapmama:P neyse cok sukur onlari yaparsam degistirecekmis, haftaya kadar sure verdi!
Bu hafta hava hep kapali ve yagmurlu, bi disari cikmaya birine gitmeye cesaret edemedim!dun doktora gittik bayada serince geldi hava, hayret ki ne hayret haziranda boyle olsun hava! Lise arkadasimla msn den gorustuk bu sure boyunca:) simdi turkiyede olup onunla asliverislere cikmak vardi! lisedeyken her haftasonu kendimize esraptir etektir bisiler almak icin muhakkak cikardik:)illa her haftasonu bisi yiyecektik disarda:) bi ara nedenni bilmedigimiz bi sekilde kirildik birbirimize gorusmedik, ama sonra ortada bisi olmadan anlamsiz bi sekilde kirildgimiz farkettik! neymis efendim Elbisenin yenisi Dostun eskisi makbulmus:), ins Istanbula donuste yakin semtlerde yasayacagimzi icin gorusme sansimizda cok olacak, buarada ikimizde avrupa yakasindan anadolu yakasina gelin gittik:)tabi ben anadoludan amerikaya mecburi bir transfer donemi yasasamda Istanbula donecek olmak bunu dusunmek kadar guzeli yok!Buarada ins vize isleri hallolursa yigenim gelecek kisa bi sure sonra, ins ins da hallolur, eger gelirse benden mutlusu olurmu bilmem:)esimle simdiden enes gelince nerelere gideriz planlar yaptik, hem onu hem kendimizi gezdiricez:)

Wednesday, June 13, 2007

...

İbadet-ü tâatla elde edilmeyen öyle şeyler vardır ki, onlar sadece edeple elde edilebilirler.

Tuesday, June 12, 2007

Takintilar:)

Eminecim sobelemis bende cevapliyorum efendim:)

-Ellerimi cok yikarim, hatta iki dakika binanin kapisinin oraya kadar inip cikmis bile olsam bu boyledir:) zaten gun icinde bi cok kereler yikarim:)evde en cok biten sey sabundur:)

-Kesinlikle okulda, hastanede, ord burda surda kapilaa ellerimle dokunamam, bis ekilde kolumla filn acmaya calisirim:)musluklari da keza oyle, tutamam:)

-Pecete, wipes cok kullanirim, suan A.Aslihan'da alisti cok sukur oda aynen ogretildigi gibi habire silinir, bi kasik corba icer ama hemen silinir:)

-Emine gibi bende tablolar ve tullerin duzgun durmasi hususunda hasassasim rahatsiz eder, bulundugum yerde bile bi sekilde duzetmeye calisirim:)

-Meyuve suyu, sut yad ketchap vs gibi kutulu ve kavanozlu seyleri muhakkak sudan gecirir ondan sonra yerlestiririm yerlerine, onlari yerlkestirenlerin kirli eldivenlerive ellerini yikamadiklarini gozonunde bulundurup bunu yapmazsam raht edemem, yikanmadan konmussa muhakkak cikarir kondugu kismi siler, yikar koyarim:)

-Handstenizer cok kullanirim:)cantamda bulunmali muhakkak bi tane:)

-Esim evden cikarken muhakkak Ayetel Kursi okurum, onada okumasini her sabah tembih ederim:)okunmazsa olmaz, bisi olacak gibi hissederim, yani muhakkak okunmali:)

-Aslihan bisi yedirirken bismillah cektim mi diye dusunur tekrar tekrar cekerim:)

sanirim hepsi bu takintilarimin:) cok da makul seylermis canim:P, Eminecim tesekkurler sekerim,...

Kirpikteki Gozyasi, Ahimsacim ve Yaban Erigi'ni sobeliyorum:)

Monday, June 11, 2007

Mevlânâ hazretleri, Mesnevi’de kötü huyun insanýn
nefsine ve çevresine nasýl bir eziyet yaptýðý
hakkýnda þöyle bir hikaye anlatýr: Huysuz
adamýn biri bir gün herkesin gelip geçtiði yol üzerine
dikenli çalýlar diker. Yoldan geçenler her ne kadar
“Bunlarý buradan sök at” dese de o bunlarýn hiçbirine
kulak asmaz. Yine kendi bildiðini okur. O dikenli çalýlar
büyür yoldan geçen halkýn ayaðýna takýlýr, onlara
eziyet eder. O yoldan geçenler periþan olur. Bu durum
valiye kadar intikal edince vali onu yanýna çaðýrýr. Dikenleri
sökmesi için emreder. O da sökerim diye söz
verir; ama bugün yarýn diye ertelemeye devam eder.
Ne sökmem der ne de sökmeye teþebbüs eder. Bir gün
vali onu yanýna çaðýrýr; “Verdiði sözde durmayan
adam, emrimi uygula!” diye sýký sýký tembihler. Aðýr
ikazlarda bulunur. Çalýlarý diken huysuz adam da þöyle
der: “Önümde hayli günler var. Merak etme nasýl olsa
günün birinde sökerim.” Vali ise çabuk olmasýný
söyler ve onu uyarmaya devam eder. Ama adam sözden
anlamaz. Dikenler de kök salýp büyümeye devam
eder. Mevlânâ, hikayenin bu kýsmýnda bir iþi yarýna ertelerken
zamanýn su gibi akýp gittiðini söylüyor ve;
“Her gün sen yarýn bu iþi görürüm diyorsun ama
günler geçip gittikçe o dikenler daha da kuvvetleniyor.
Onu sökecek olan da ihtiyarlýyor, kuvvetten düþüyor.
Sen de her bir kötü huyunu bir diken bil. O dikenler
kaç keredir senin ayaklarýna battý. Kaç kere oldu
seni kötü huyun yaraladý. Sen kendi tabiatýndan
hastalandýn da duygusuzluðun yüzünden habersizsin.
Çirkin huyunun da baþkalarýný rahatsýz ettiðini
bilmiyorsun. Sen þu dikeni gül fidaný haline getir. Gül
fidaný ile onu aþýla. Böylece sendeki dikenler gül fidaný
haline gelsin. Eðer sen de þerri gidermek istiyorsan,
ateþin gönlüne hakkýn rahmet suyunu dök.”
Mevlânâ, burada nefsinin kötü arzularýna düþmeyi
dert edinmeye dikkat çekiyor ve diyor ki:
“Nefsinin ateþi söndüren sonra, gönül bahçesine
dikersen biter. Laleler, ak güller, güzel kokulu çiçekler
yetiþir. Sözün kýsasý; iþini yarýna býrakma. Çabuk tövbe
et de istiðfarý yarýna býrakma. Yýl geçti ekin vakti geldiðinde
sende yüz karalýðýndan baþka bir þey kalmaz.
Beden aðacýnýn köküne kurt düþtü.
Onu söküp ateþe atmak, kulluk yaparak iyi iþlerle
onu öldürmek gerek.”

Temizlik!!

Hakikaten varmi mis kokulu bir evde yasamak gibisi:))"Temilik imandandir" dusturu insani daha bi ferahlatiyor bu noktada:) kac makine camasir yikandi saymadim bile, baya bi coktu:)e iki hafta dile kolay dogru durus camasir yikanmadi:(hele tuller Allahim o ne parlakliktir:)resmen renklerini buldular tekrardan:) penreleri islak silme isi benim, kurulma iside esimin oldu:)aksaminda br nur vakti, saat 10 gibi, gelen gecen civar komsularimiz bakip bakip durdular, muhtemelen kafalarini egdiklerindede gulduler halimize:)ama olsun yilmadik :)hemen tullerimizi astik, takim ruhu icerisinde cabucakta bitirdik, aslinda benim yardimciya degilde, esimin daha cok yardim etmesine ihtiyacim var sanki:)

Sunday, June 10, 2007

Bu pazar yine alisveris yorgunlugu+misafirle bitti, guzeldi hamdolsun,... ama yine istedigim gibi bir ayakkabi bulamadim bulduklariminda size'i yoktu, zaten manhattandaki macys'te acayip cesit oluyor vede ilgilenen cok, burda bi tane calisan eleman bulana kadar caim cikti:(sanirim carsamba persembe gunu gibi aslihanla gozum kesip gidicem manhattana:)babamiza babalar gunu hediyesi almak lazim, kendimize ayakkabi, kizima sandaleeet...sanrim okul olmayina en cok sevdigim sey alisveris:)michael korsun ir ayakkbisini godum, cok begendim, ama iki tommy ayakkabi alsam ustune parada artiyor:)en iyisimi tommyden vazgecmemek:) ama nine westtede guzel modeller gordum, ama ben aaradigi ayakkabiyi bulana kadar bekleycek yapidayim hic sevmiyorum acele ve uyduruk seyleri:)bugun mesela sirf u yuzden kirmizi bir cantayi biraktim, simdi alsam kirmzi cantam olurdu diyoru, bi tane vardi takmiyorum diye hediye ettim:) macysten yine uzun etek buldumya, bu sene uzun etekte baya bi ihlas gosterdim sanirim:)yada bu yazin modasimi uzun etek:)))yarin kizlari davet ettim, belli degil gelecekleri ama ben yinede bisiler planladim aklimdan hani gelirlerse carcabuk hazirliyim:)bu sira aklimda zeytinyagli sarma var, okul biti ya kendime yapacak zaman alici isler ariyorum, yarin kitap okumaya baslayaagim daha dogrusu basladigim iki kitap var, biri ingilizce biri turkce, ingilizce olanin turkcesini bi blogda tavsiye edilir gormustum, ama ben cok sIkIldim okurken psikolojik bir kitap cunku, digeride aglayarak okuyorum resmen:)o yuzden ya evde kendi basima okumam en iyisi, yoksa millet deli filan diyecek, ama konusu canakkale olunca insan ister istemez agliyor, ne kahramanliklar olmus... bi kac arkadas ziyretide yapayim diyorum su tatilde cunku baya bi davet eden var birinden baslamak lazim gitmeye ve sonmrasinda sirasiyla davet etmek lazim...esim su sira yardimci edinmem mevzuunda israrli ama ben hakiketen yipranicam diye urkuyorum, cunku yanimizda calisan birine rica da bulnmak bana zor geliyor, babamin iyerine gittigimde calisan elemanlara bana icecek bisi soylemesini soylesin abim yada babm, acayip utanirdim, koca koca adamlar hizmet ediyor diye, ben boyleyim napayim, bi arkdasim, eve yardimci tutmak isyeten babasina demiski, baba ben emin ol gelen teyzeye bi is yaptirmam kendim daha cok yaparim, onada cay verir oturturum, sunlar sunlar yapilacak edilecek diyemem...ama lazimda en azindan kollarimin agrisinin hafilemes acisindan, belki esimde benimle birlkte olur yardimci olarak dusundugum hanimla gorusmemde...

Thursday, June 07, 2007


Mutlumuyum, Mutluyum cok mu cok, neden mi?cunku sinavlarimin hepsi bittiiiiiiiiiiiiii, dha var mi var ama gelecek semetreda:) mutluyum, huzurluyum, keyifliyim, Allahin izniyle kim tutar beni:))

Wednesday, June 06, 2007

Bu hafta hic bitmiyor, gunler uzadikca uzuyor, her gun bir sinav, zor sorular, kafayi yemek uzere olan bir ben bunaliyorum, ekimde 4 yil olacak turkiyeye gitmeyeli, babamida gormeyeli, bugun bi arkadas turkiyeye tatile gidiyormus ve bana veda etmek icin tlf acti, nasi icim gitti anlatamam, dersler agir ben sinavdan sinava kosmaktan yorulmus bir halde, zaten kollarim agriyor, hele sali gunku sinavdan sonra sg kolumdada bir agri, dile kolay 3 saat yaz yaz bitmedi, bugunde yin bir uc saat habire yaz soru cevapla, 27+25+63+10=125 sorumu eder, iste o kadar soru cozdum, kafayi yedimmi yok ama yemek uzereydim, bi sure sonra kafam durdu zaten, karnim ac, yorgun bir bee, zaten sabahtan aksama kadar ders calismaktan boynu ve sirti agridan bir hal olmusum...neyse bu gecenin de sonuna geldik, yarin son sinavim var, icimden hiiiiiccccc clismak gelmiyor, biktim yahu nedir bu!!!!ben turkiyeye gitmek istiyorum biraz dinlenmek istiyorum, kisa kadar nasi sabrederim bilmiyorum, su sira yine aldigim iki kiloyu verdim, tartilmadim, ama ben zayifladigim zamani biliyorum, cunku kemiklerim daha cok agriyor, yuzum daha cok soluk bi hal aliyor...dua edin arkadaslar, su yarinida bi atlatiyim hayirlisiyla....

Tuesday, June 05, 2007

Bugun sinavim vardi, evi temizlemem lazimdi, tabi ben ilk once ev temizlemeyi terci ettim, sinav calismam icin sanirim sadece 20 dakikam kalmisti, karnimda acikmisti, ama namaz kildim, esim geldi beni okula getirmeye bende cikarken evden bi snapple kaptim dolaptan okula giderken hem onu ictim hem ders calistim biraz daha, ama hala actim, derse girince kendime bu sefer bi sprite bide cikolata aldim, synphony en sevdigim, neyse o da iyi gelmedi ac karna, onceden yani ben gencken cikolata doyururdu beni sanirim yaslaninca doyurmuyor mideyi:) sinav bitti biraz yatissada acligim hala actim eve geldim kostu kostur, canim kisir yemek istedi, msn'de de liseden bir arkadasimla chatlesiyorduk, ay ben kisir yapayim ,canim kisir istyor dedim:) neyse aksam ders cikisi, kisir, pogca cay bide dunden kalan kekle gecistirilir dedim:)hadi ben dolaptaki makarnadan bi dilim isttim, yukari bilgisayar basina gectim, arakadasima makarna yedigimden kisiri aksama biraktigimdan bahsettim, oda bana ozledigi bisiyden, yillar yillar once o bize geldiginde, seviyor diye hergelisinde, alman pastasi yapardim, bazen yengem yapardi, ama hepsi guzel olurdu, bide ben o zaman yedigim seylerin lezzetini daha bi cok alirdm, cunku tam kafa arkadaslarim, yengelerim yanimdaydi, simdi esim en iyi arkadasim ama oyle ayriki yemek hususunda secimlerimiz, bi kere ben et sevmem o ise sut, peynir, kaymak ve onalrin cicine girdigi hersey! onun sevmedikleri benim en sevdigim, benim sevmediklerim onun en sevdigi, iste bazen arada bulsuyoruz ama sagolsun o yapiyor fedakarligi:)neyse asil anlatmak istedigim baskaydi...o alman pastasinin tarifi elime gecene kadar hep disardan alinip yenen birseydi!hele o benim cocuklugumun vazgecilmez tadiydi, hemen her gun pastaneye yigende yaninama alinip gidilir yenirdi, bazen pakette eve getirilir evde yenirdi...Eneside ben alistirmistim ona, aslinda benden yedi yas kucuklugunu dusunursek belki aslihancim kadar bisiydi, ama ben onu cok severdim, o benim yigenim degil kardesimdi, oyle hissederdim, halada oyle, degismiyor bu duygu, o uzulsun ben daha cok uzuluyorum, abime bir laf soyletmiyorum, ilk ya iste bide yas farki az ya, bide istedigim kucuk kardes ya iste o yuzden cok seviyorum...bugun alman pastasi hem o coculugumdaki guzel gunleri, hem enesin o guzel bebekligini getirdi aklima...cok uzun yilar oldu o pastaneye gitmeyeli acaba hala ordamidir?yine o alman pastalari varmidir?ve acaba yine ayni eski kadar guzel ve lezzetlimidir?

Friday, June 01, 2007

Gecen hafta ne cok gezmistik, bu haftaysa sadece bir gun aslihan kresteyken alisveris icin disari ciktim, oda ders calismaktan bunaldigimdan...finallerle dolu bir hafta cuma gunu itibariyle basladi, ve geriye 4 tane kaldi, pazar gunude sinavim var, p.tesi gunu ders, carsambada o dersin sinavi, sonra persembe aksami bir sinav daha sonra bu donemde bitiyor ins...sali ve persembe derslerimin hocasi masteri dusunup dusunmedigimi sordu, iste computer'de bir master programi var okulun neden basvurmayi dusnmuyorsun dedi, yok dedim cok yoruldum, diplomami alayim yeter, yine bi kac kez sordu, bak ptesi gunu master programiyla alakali bilgilendirme niteligindekonferans tanisma tarzi bi program var ona katilmayi dusunmezmisin filan dedi, yok ben almiyim dedim, hakikaten turkiyede 1.5 yil zaten biyoloji okudum, burda yaklasik iki yil ingilizce hazilirk, simdi okudugum bolum, aradada iki yillik bi bosluk var, sonra bir yilda hamilelikten oturu olusan gidememe, ben yilmayimda kim yilsin diye dusunuyorum bazen...bazense bu okul bitince baya bi bosluga dusecegim diyorum:)cunku hayatim 7 yasindan beri okullarda gecti, oyle cok okul, oyle cok unv degistirdimki....bu sanirim 4. uiniversitem:) bunda baya sebat gosterdim ins sonu gelir...SIkILiyorum bunaliyorum, su kollarimda disagrisina benzer agri icin bile doktora gidecek zaman bulamiyorum, cunku evle, kizimla alakali eksikliklri tamamlamayla geciyor o bosluklarimda, yada biraz rahatliyim diye disari cikmalarla...dusunuyoumda uzun zamandir sIk gorustugum arkadaslarimla gorusuyorum, daha ziyade onlar ariyor kimseyi aradigim yok, gecende alisverise gitmistik, arkadas beni uzaktan gormus tanimis kostur kostur yanima geldi, ben oyle dalginim vede kafamda kac bin tane sey varsa o ta yani basimda olana kadar farketmedim onu, utandim birazda bu farkedememislikten...yine gecen gun VA'dan tanidigim bir abla aradi, hal hatir icin, onuda baya uzun zamandir aramiyordum, yine utandim o arayinca...aslinda ziyaretlerine gitmem gereken, davet etmem gerekenler var bi turlu olmuyor, kendimi bazen coook yorgun hissedeiyorum, bazen az kaldi cogu zaman oyleyim, sadee dusunuyorumda ferahlamak icin 10-15 dakika yazmanin bisiler okumanin disinda kendim icin pekte bisi yapmiyorum, surekli kendime evle, kizimla, derslerimle alakali bi suru ugras bulup, gunu geciriyor vede oylece bitiriyorum...Gezen gu kizimin odasinin duvarlarina cicekler cizdim, kelebek ve ugurbocegide, bu beni acayip keyiflendirdi, onceden tezhip motif ve desenlerini calisirkende ayni huzuru hissederdim...eger haftasonlari tezhip kursu gibi bi sansi olsa ne guzel olurdu, Istanbul'u ozluyorum...Istanbul'da nekadar cok soylesi, fuar, konferans tarzi seyler bulurduk, gittigimiz mekanlar nekadar hostu, bir kere namazi nerde kilacagim sIkIntisi olmadan bir camide namaz kilabilmenin huzuru... simdilerde dua ediyorum portatif seccade hediye eden gazeteye, iyiki vermis boyle bisi, her bir yerde isime yariyor hamdolsun, alisveris merkezlerindemagazalarda soyunma odalarinda namaz kiliyoruz cogu zaman:)komik ama oyle:))hakikaten camiler ne guzel nimet, burda bi kere alisverise gidip sonrasinda namaz kildigimiz bir cami oldu, Fatih Camii, burda bir grup turk yaptirmis, Allah razi olsun yaptiran, yapan vede maddi manevi emegi gecenlerden o gun alisveris sonrasi camiye gidip namaz kilmak amerikadaki en buyuk luxlerimizden biriydi Tukiyeyi hatirlatan...Su sira saglik sorunariyla mesguluz ailecek, hani buuk capta degil hamdolsun ufak tefek denilebileck seyler ama iste insa nasilda anliyor kiymetini bilmedigini bu guzel nimetin, varmi saglik gibisi, Allah kimsenin agzinin tadini bozmasin afiyetten ayirmasin...

Wednesday, May 30, 2007

Turkiye'deki ilgincliklerden secmeler kosesi!

Fatih’in türbesindeki kilit
Ali Ulvi Kurucu merhum hatıralarında Fatih’in türbesini ziyaret edemeyişini anlatıyor: “Ertesi günü de İstanbul’u gezerek geçirdik. Fatih’e gittik. Fatih’in türbesini ziyaret etmek istedik. Türbe, tozlu, bakımsız, kapısı kapalı ve kapı zincir vurulup üzerine kilit asılmış hâlde idi... Pederin o manzara karşısında o günkü ağlayışını unutamam: “Yahu, zincir suçlulara, canilere vurulur. Acaba Fatih’in suçu nedir? İstanbul gibi bir beldeyi alıp, evlâdına, ahfadına, çocuklarına, torunlarına hediye eden zâtın türbesi neden kapanır? Neden kapısına zincir vurulur? Neden ziyaret olunması yasaklanır! Acaba böyle bir felâket hangi milletin başına gelmiştir?” O günün ve babamın o hâlinin bendeki izleri senelerce devam etmiştir. Daha sonra yazdığım “Fâtih’in Türbesinde” ve “Ağlayan Ayasofya” gibi şiirler hep o günün hatıralarını terennüm eder.
(Kaynak: Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar. 1. cild. shf: 247. Kaynak Yay.)

*Hamdolsun biz o kilitli donemi gormedik, ne ilginc degimi, Istanbul'u fetheden sanli padisahin kabrini ziyaret bile yasak br donem yasandi su ulkede, yanilmiyorsam Turgut Ozal(Allah gani gani rahmet eylesin ins,razi oldugu kullarindan olsun)doneminde bu zincirler kilitler kaldirilmis, bunun kiymetini bilmek lazim, ozellikle Istanbulda yasayanlar kesinlikle arkadaslar tavsiyem ziyaret edin bu mubarek vede kahraman zatlari, Ruhlarina bir Fatiha'yi esirgemeyelim ins ve kabrlerini ziyarette bile olusturduklari o manevi atmosferi yasayin derim nacizane...

Bundan 9-10 yil once daha lise talebesi oldugumuz donemde abilerim ve kuzenimle gitmistik bir Ramazan aksaminda Yavuz Sultan Selimin kabrini ziyarete, kabristanin hizmetiyle gorevli olan bir abi belkide bir cogumuzun bildigi yasanmis bir hikayeyi anlatti...Abdulhamid Han zamaninda, Yavuz Sultan Selimin kabristaninin Turbedari o donemin en dusuk memur maasini alirmis, hanimi hamileymis, bir sabah evden cikarken esinden aksama bisi isteyip istemedigini sormus, hanimida(ki esinin getiremiyecegini tahmin etmekle birlikte) "canim kiraz cekiyor bey, bir kilo kiraz alirmisin"demis, bey ise"insaallah hanim "diye cikmis evden, kabristana gelmis, sabah ilk isi supumekmis ortaligi, derken birden aklina esinin kiraz istedigi gelmis, onu almamaktan dolayi buyuk bir caresizlik hissetmis ve o anlik reflex bir harekle supurgeyi kabrin bas kismina gelen tarafna vurmus"Sen nasi bir padisahsin, kac senedir kabristaninin hizmetindeyim, hanimima bir kilo kiraz alacak kadar bir param yok". Derken gun oylece dusunmekle ve uzuntuyle birmis tabi aksam kiraz alamamanin caresizligiyle evine donmus, sabah oldugunda, Padisahin huzuruna cagrildigi haberi gelmis..Abdlhamid in huzuruna cikmis, hosbesten sonra Abdulhamit Han sormus sen dun kabristanda ne yaptin diye, nomal temizlik ve bakim islerindn bahsetis, ama bu cevap Adulhamit han hazretlerini tatmin etmemis, yok yok sen ne yapin diye sormus tekrar iyice dusunmesini soylemis,derken Turbedar dusunmus tasinmis ve sonunda aklina gelmis, supurgeyle kabre vurdugu, ve cekinrek soylemis bunu, Abdulhaid han da "iste o senin kullandigin o supurgeyle dedem Yavuz Sultan Selim butun gece kafama vurdu, sen nasil bir padisahsin, benim kabristanimin hizmetini yapan turbedara, karisina bir kilo kiraz almaya yetcek kadar bile bir maas vermezsin"dye, sonra bu turbedara o donemin en yuksek memur maasi baglanir..Allah mekanlarini Cennet eylesin ins..

Fatih’i “fatih” yapan âlim: Molla Gürani


Fatih’i “fatih” yapan âlim: Molla Gürani
Molla Gürani Hazretleri engin tevazuu ve heybetiyle devrinin en kıymetli alimleri arasındaydı. Genç şehzadeden cevval bir Fatih çıkaran eğitimdeki en büyük pay onundur.
Molla Gürani Hazretleri, Molla Yegan Hazretleri’nin Osmanlı’yla tanıştırdığı kıymetli bir âlim ve velidir. Molla Yegan, 1440’lı yıllarda hacca gittiğinde ilim meclislerinden istifade etmek ve kıymetli insanlarla tanışmak amacıyla Kahire’ye de uğrar. İşte, Molla Gürani ile burada tanışır ve onu Osmanlı’nın payitahtına gelmeye ikna eder. 2. Murad’la tanıştırır. Asıl adı Ahmed bin İsmail olan Molla Gürani Hazretleri önce Hüdavendigar Medresesi sonra da Yıldırım Medresesi’nde hizmet verir. Çok kıymetli âlimler yetiştirir. Ele avuca sığmayan ve çok zeki olan şehzade Mehmed’in eğitimi de sonunda ona verilir. Genç şehzade, derslerini öğrenmekte zorlanmamakta ama hiç çalışmak istememektedir. Çok hocada okur; ama tamamını yıldırır! Zaman zaman öğretmenlerini zor duruma sokar. Hatta bir keresinde hocasını durdurur: “Aman efendim, ne yapıyorsunuz? Mermere basıyorsunuz! Meryem Validemiz İsa Aleyhisselam’ı taş üstünde getirmedi mi dünyaya. Öyleyse mermere hürmet gerek!” der. Başka hocaları takılsa da bir hocası onu şu mantıkla susturur: “Ya... Öyleyse çıkar bakayım yün çorabını. Bilmiyor musun aynı Meryem validemiz. İsa Aleyhisselam’ın beşiğini de yün ile örttü. Öyleyse örgüye hürmet gerek!”
Sultan 2. Murad, genç şehzadesinin eğitimi için Molla Yegân, Molla Fenâri ve Molla Ayas gibi muhteşem âlimleri düşünmektedir. Ancak bu haşarı şehzadeyle uğraşmak on medrese yönetmekten zor olacağından, “Acaba onu kim yola getirebilir?” diye düşünmektedir. Sonunda Molla Gürani’nin siması belirir gözünde. Padişah, Molla Gürani Hazretler’ini oğlunun eğitimi için yollarken “Eti de senin” der, “kemiği de. O bundan böyle senin oğlun. Var bildiğin gibi işle!” Mübarek Manisa’ya vardığı saatte şehzadeyi derse çağırır. Uşaklara bile itibar eder, ama geleceğin sultanını görmezden gelir! Talebesine sıradan biri gibi davranır ve “Otur!” der, “Hayır oraya değil, şuraya!” O güne kadar emretmeye alışan şehzade şaşakalır. Belki de hayatında ilk kez diz çöker. Molla emsileyi açar ve emreder: “Darabe (Dövmek) fiilini çek bakayım!” Fatih fiili kafasına göre çeker. Molla Gürani’nin kaşları yıkılır, kafasını “olmadı” gibilerden sallar, bakışlarıyla azarlar. Sonra üstüne basa basa fiili çeker ve sesini yükselterek, “Döverim, seni döverim, seni öyle bir döverim ki!...” Fatih ağlamaklıdır.
Şehzade artık geceleri ödev yapmaya başlar ve ezberlerini aksatmaz. Daha doğrusu aksatamaz. Ama gün gelir ilmin tadını alır. Eski haşarılıklarından uzaklaşır. Çok değil üç beş ay sonra bambaşka biridir o. Molla Gürani Hazretleri “Arabi ve Farisi bilmek yetmez.” der, “Düşmanlarının da lisanını öğrenmelisin!” Latince, Sırpça ve Rumca öğretilir. Hem konuşup hem de yazmaktadır. Ardından şehzadeyi İtalyan asıllı Anconal Giriaco’nun önüne oturtur, Avrupa tarihini okutturur. Dahası aritmetiğe, geometriye, astronomiye zorlar. Ufkunu açar. İnanç ve ideal aşılar. Bir ara Manisa’ya gelen Sultan Murat, oğlunu tanıyamaz. Fatih görünüşte çocuktur, ama çok olgundur.
***
HOCA HASRETİ
2. Mehmed padişah olduğunda Molla Gürani yine Kahire’ye dönmüştür. Ancak padişahı hocasının hasreti yakmaktadır. Ona öyle çok ihtiyacı vardır ki. Hemen Sultan Kayıtbay’a bir mektup yazar, hocasını ister. Kayıtbay Molla Gürani Hazretleri’ne hem haberi iletir, hem de “Gitmeyin hocam!” der, “Size ne vâad ediyorsa, fazlasını vereyim!” Molla Gürani, “Sizin veremiyeceğinizi vâad ediyor!” der, “Evlatlık!” Ardından, “ Müsaade edin gideyim. Benim yüzümden aranıza husumet girmesin.” der ve yola çıkar. Genç padişah hocasını görünce çocuklar gibi sevinir. İstediği imkanları önüne serer ve ardından Şeyh-ülislamlık makamına getirir.
***
MEZARIMA AYAKLARIMDAN ÇEKEREK GÖTÜRÜN
Molla Gürani Hazretleri dünya makamlarına rağbet etmez, ancak gençleri yükselmeye teşvik eder. Nitekim gün gelir müderrisliği de bırakır ve mütevazı dergahında bildiği usullerle talebe yetiştirir. Özellikle kıraat (Kur’an-ı Kerim’i doğru okuma) üzerinde çok durur. Büyük Veli gecelerini ibadetle geçirir ve gündüzleri daima oruçludur. Döner dolaşır ölümü anlatır ve ona hazırlanır. Nitekim bir gün talebelerini toplar. “Şimdi!” der, “üzerinizde olan hakkımı ödeme zamanıdır. Açın bakayım Yasin-i Şerifı!” Genç mollalar onun son yolculuğa çıkacağını anlar ve çok ağlarlar. Molla Gürani her zamanki gibi sakin ve mütebessimdir; ama bir başka heybet belirir yüzünde. “Beyazıd’a söyleyin âdalet üzere olsun, insanları himaye, beldeleri muhafaza etsin!” buyurur. “Namazımı bizzat o kıldırsın ve borçlarımı (aslında borcu yoktur) sahiplensin. Size vasiyetim şudur ki: Beni garipler gibi defnedin. Mezarıma ayaklarımdan çeke çeke sürükleyin!” Beyazıd Han hem vasiyyete, hem de edebe riayet etmek ister. Onu yine çeke çeke sürüklerler, ama zarif bir hasır üstünde.
***
Gönlü gibi kabri de insanlarla iç içe
Molla Gürani Hazretleri’nin kabri, İstanbul suriçinde Millet Caddesi üzerinde. Fındıkzade otobüs duraklarının hemen arkasındaki Karamani Piri Mehmed Paşa Camii’yle karşı karşıya. Her gün önünden binlerce otobüs ve tramvay geçiyor. Milyonlarca insanla her gün iç içe. Gelin onu ve diğer fethin manevi sahiplerini unutmayalım. Bizler ev sahibi değil, kıymetli ecdadımızın misafirleriyiz. Fatihalarla ruhlarını ihya edelim. *

Tuesday, May 29, 2007

oylesine....

Komik!10 gun kadar once dunkin'a gitttim, cunku hava soguk olmasina ragmen okulda AC acikti ve donmak uzere oldugum icin bi cay alayim dedim...Dunkin'a gidecegim yolda astfalt calismasi vardi bir haftadir, derken yeni asfalt dokmus calisanlar dinleniyordu, bazisi kahve almis bazisi yiyecek bisi, kalben acidim hakikaten aksamin bir vakti ilkbahari animsatmayan bi serinlikte calisiyorlardi, derken dunkin'a girdim, iceride sonradan yol calismasinda olanlardan biri oldugunu farkettigim sakalli bi amcacikta kahve aliyordu, ben iceri girdigimde birden sicaklik vurunca yuzume it's so cold today dedim, amcam gulerek bakti ve bana'you are so young to feel cold" dedi:)bende guldum, babami animsatti bu sozu bana cunku nezaman babama soylesek hani hava soguk olupta cok soguk usuduk bugun desek, babam hemen genc insan usurmuymus derdi:))kulturler nekadar farkli ama yaslaninca olusan mantalite ayni sanirim, genc insan usumez:))gerci amcam beni genc gordugu icinde sevindim tabi bugune bugune temmuzda 28 yasina girecek olan biri olunca young grubunda olmak freahlatiyor insani:)))herneyse o aksam cay aldigim hatun bana nereli oldugumu sormustu, bugun yine cay aldim, ve bugun yine nereli oldugumu sordu:)))cok komik herhalde tanimadi beni, yada taniyorda ingilizcesi cok iyi olmadigi icin illada benimle muhabbet olsun diye mi yapiyor bilmiyorum:))komikti iste!bugun bank account actim yine, kac aylardir erteliyorum aslinda acmamda lazim yen bi tane, hani islem uzun surecek diye gitmiyordum toplamda beklemelerde dahil 10 dakika kadar bir surede bitti....neymis hic bir isi gozunde buyutmeymis, simdi bu gazla yarin doktorada gitmem lazim, cunku neden? kolum da agri yayilmaya basladi resmen, korkuyorum insaallah cerrahi bir mudahaleye gerek kalmadan haplarla bisilerle tedavi olur...

Sunday, May 27, 2007

Hz. Eyüp Sultan’ın getirdiği bayrak dalgalanıyor

Hz. Eyüp Sultan’ın getirdiği bayrak dalgalanıyor

NECDET DERVİŞOĞLU
Müslüman Arapların İstanbul’u kuşatması sırasında şehit düşen Efendimiz’in (sas) mihmandarı Hz. Halid bin Zeyd Ebu Eyyüb el-Ensari’nin İstanbul’un fethinde çok büyük yeri vardır. O Efendimiz’in işareti gereği iki kez İstanbul’un fethi için Arabistan’dan İstanbul’a kadar gelmiştir.
Vefat edince de yine Efendimiz’in bir başka mucizevi işareti gereği naaşının Bizans surlarının en yakın yerine kadar taşınmasını, Müslüman askerlerinin ayaklarının altına defnedilmesini arzu etmiştir. Bu yerine getirilince Bizanslı komutan, “Ne kadar akılsızca bir iş yapıyorsunuz. Yarın siz kuşatmayı kaldırıp gittiğinizde büyüğünüzü köpeklere yem yapacağız!” deme cür’etinde bulunmuştu. Buna verilen cevapta “Arap yarımadasındaki Hıristiyanlar ve kiliselerin “akıbetinin” düşünülmesi gerektiği ihtar edilince Bizanslıların yelkenleri suya ermişti! Bu tehdide rağmen Bizanslılar Eyyüb Sultan hazretleri’nin kabrine zarar vermek bir yana kıtlık ve darlık zamanlarında himmetinden istifade için gelip mum yakmışlardır.

Hz. Halid’in (ra) mezarının yeri fetih sırasında Akşemsettin Hazretleri tarafından tayin edilince Fatih Sultan Mehmed, mezarı üzerine bir türbe yapılmasını emretti. Türbenin inşaatına 1453 yılında ve İstanbul kuşatmasının ilk günlerinde başlandı. Fatih’in yaptırdığı türbe daha sonraki dönemlerde çeşitli ilavelerle değişime uğramış; ancak esas türbe mekanı orijinal yerinde durmuştur. Fetihten sonra Hz. Halid’in kabri etrafında ilk olarak fetih şehitleri gömüldüler. Daha sonra başta devlet adamları olmak üzere Eyüp Sultan Hazretleri’ne yakın olmak isteyen milyonlarca İstanbullu buraya defnedildi. Padişahların kılıç kuşanma merasimleri burada, onun manevi huzurunda yerine getirildi. Ancak fetihten 554 sene sonra ne yazık ki, mezarlığın bulunduğu tepeye Eyüp Sultan Tepesi adı verilemiyor. Pier Loti adlı bir Fransız’ın adı tercih edilebiliyor. Oranın kabristana dönmesi merhum mihmandar-ı Nebi (sas) sayesinde gerçekleşmiş. 400 sene sonra birisi orada çay içti diye isim değişebiliyor. Bu da çok garip tabii ki. Eyyüb Sultan hazretleri’ne “alemdar-ı Resul (sas)” de deniyor. Ancak, onun hakkında mükemmel bir çalışmaya imza atmış bulunan merhum Hacı Cemal Öğüt, bu bilginin yanlış olduğunu kaynaklara dayanarak yazıyor. Hz. Halid, sadece “mihmandar” yani “ev sahibi, yol gösterici” idi diyor. Alemdarlığı ise diğer sahabelerle birlikte şu vesileyle olacak. Ve zaten milyonlarca İstanbulluyu onun etrafında toplayan sır da burada gizli: “Hz. Halid Ebu Eyyüb, yarın ahirette, aziz vatanımızın ruhu mesabesinde olan İstanbul’da ve bu diyarın civarında medfun bulunan ne kadar ehl-i tevhid varsa hepsinin alemdarı olacağı şüphesizdir. Efendimiz (sas) buyurmuşlardır ki: Benim ashabımdan bir kimse, herhangi bir memlekette vefat ederse, şüphe edilmez ki, o memleket halkından ne kadar ehl-i iman olarak vefat eden kimseler varsa yarın kıyamet gününde o halkın önünde, nuruyla ortalığı aydınlatarak ve onların önlerine düşerek yedecek ve hepsini biiznillah, Cennât-i aliyata şefaatiyle idhal edecektir.” (Eyyûb Sultan, H. C. Öğüt, shf: 130. Timaş, 1998)*