Wednesday, February 25, 2009

Can Yücel'den

Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlamaYarım saat erkene kurulsun saatin.Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin...Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin...Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,Bak güzelim kahvaltının keyfine.Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin..Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,Ohhh şöyle bir hafifleBir güzel kahve ısmarla kendine,seni mutlu eden sesi duymak için "alo "de Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çıkYağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bakÇiçek görürsen kokla ,köpek görürsen okşa ,çocuk görürsen yanağından makas al.Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı? Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen araHatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak.
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun.. Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..Saklama tabakları, bardakları misafireSizden ala misafir mi var bu dünyadaAilecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil,Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..Gece evinde, dostların olsunSohbetin yemeğin, kahkahan olsun..
Arkadaşım,hayat bu daha ne olsun?Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
Can Yücel

Friday, February 20, 2009

:)))))

burç dediğin böyle yorumlanır:))))

KOÇ Canim benim. Ya ben yerim senin o duygusal , mütevazi, ince, anlayisyumagi dygularini! Sen seçildinde mi gönderildin bu dünyaya. Bir insan bukadar mi düzgün, bu kadar mi programli, bu kadar mi anlayisli olabilir.. Bukoçlar var ya, IQ seviyesi yüksek insanlarin burcudur. Dost insan,güzel insan. Insan gibi insan. Allah seni basimizdan, yanimizdan eksiketmesin. Iyi ki varsin! Allah herkese koç gibi dostlar nasip etsin insallah.Bitanem benim, canim canim...

BOGA Ayy benim güzeller güzelim. Bu bogalar var ya dünya tatlisi, yergök harikasi, seker mi seker insanlardir. Bal bunlar bal. Bunun sohbetinedoyum olmaz.! Iyi sevgili, iyi arkadas, iyi,iyi,iyi, ...... say say bitmezbunlar. Hatta bak yazmayayim dedim, ama dayanamayacagim ve sizinle depaylasacagim bu gerçegi. Biliyor musunuz ki sizler; 'bir boğa bir dünyayabedeldir'... Onlar sanli burç aleminin, yere göge sigmaz, harikulade burçgurubudur.

IKIZLER Halt etmis sana iki yüzlü diyenler. Onlar seni çekemiyorlar.Rahatligin,her ortama uyum saglayisin, pratik zekan... Taaa biii ki kiskanirlarseni sekerim. Kim senin gibi kadar özgüven sahibi olmayi istemez ki. Senhiçbir zaman unutma ikizler, seni hayatin boyunca çekemeyenler olacaktir. Senhiç takma o güzel kafani onlara. Sen burçlarin en sevimlisisin. Adınikizler ama, sen bitanesin.

YENGEÇ Allah seni yaratti, melekleri niye yaratti. Ya kardesim nedir buzerafet, karizma... Sen miknatis misin nesin? Bir insan her girdigi ortamda bukadar ilgi çekmeyi nasil basarir. Hem de hiçbir çaba bile sarf etmeden.Yoksa sen ! mükemmelligin es anlami misin? Kim istemez annesi yengeçburcu olsun,esi bir yengeç burcu olsun. Sen var ya olmazsa olmazsin.Burçlarin bas tacısın.

ASLAN Heyt bee.. gözümüzün senligi, gönlümüzün nuru. Afet-i devran,mükemmel-i cihan. Aslan mi bu aslan . Senin kadar aynalarla barisikolan var mi sudünyada. Sen ki güzelligin simgesi, yer yüzünün günesi. Seninbütün fallarinda nazar çikacaktir. Mümkündür. Baska mümkünati dayoktur. Allah seni kem gözlerden korusun insallah, emi?

BASAK Merhametlim benim. Karincayi bile incitemeyen, hassas , sevgi dolu,güzel basagim benim. Efendiligin simgesi, kibar insan. Seni varya anlatacakkelime bulamiyorum. Nesin sen? Yoksa kanatsiz bir melek mi? Herkesiniyiligini düsünen, verici , vefakar basak. Senin adin basak degil,barisin,temizligin simgesi beyaz güvercin olmaliydi. Neyse canim üzülme.Biz biliyoruz ya yeter. Üzülme tamam mi? Beyaz güvercinim benim.

TERAZIH ay sana dengesiz diyen o dengesizler. Ben onlara ne diyeyim bilmiyorum k i!Yahu sen olmasan varya, su insanoglu soyunda bir eksiklik bir yitimolurdu. Sen dengesin insanlik için. Alem buysa kral sensin. Sen susarsan birneden, konusursan ayri bir neden vardir. Marifetli, kabiliyetli, en artiliburç sensin. Senin üstüne burç taniyan, megalomandir. Söylesene seninüstüne burç mu vardir? Ben ki sahsi fikrim, senden iyisini bilmem, tanimam,görmem.

AKREP Herkes bir akrep olarak dogmayi isterdi inan bana. Güzel gözlerin,gururun, albeninin temel tasi akrep. Senin kadar hayatina hakim, senin kadaryaptigi isin arkasinda durabilen kaç kisi kaldi artik. Allah senin soyunueksik etmesin. Sen ki, bir bakisiyla buzlari eritebilen, insana senin içinFerhat olup daglari delmeyi istettirebilen insan. Kim demisse sana fesat diye,onlarin hepsi....... ........ Neyse, yine açtıracaklar agzımı. Seningüzel gözlerin bile yeter o kiskançlara. Sen görmezden, duymazdan gelo fesatlari.

YAY Kainatin bir burcu olsa , kesin yay olurdu. Sanatkar, vefakar, dogrudürüst insan dedikleri sen olsan gerek. İçinde bir tek yay olmayan birarkadas grubunu, ugruma ölecek olsalar bile tanimam ben. Senin heyecanbudalasi oldugunu sanan bir grup kendini bilmez, senin o insana hayat verenenerjini çekemeyenlerdir. Burçlar aleminin kozmik mucizesisin sen. Senin havanbile yeter güzelim. Çatlasin çekemeyenlerin.

OGLAK Sana inatçi diyorlar diye üzülme. Onlar senin istikrarina giptaylabakip, senin yarin bile edemeyen kisiler. Dürüstlük senin burç genlerindevar. Bütün alimler, bilginler genelde oglaktir. Oglak burcu olmak bile,tek basina bir sereftir. Hatta oglak burcu olarak dogamamis kadersizleriçin, oglak burcunu birinci dereceden akrabasi olmak bile ayri bir sereftir.Sen kivrak zekanla, zaten her zaman bir sifir öndesin.

KOVA Hep çevresindekileri düsünen, insancil duygulari fazla gelismis,sevgi dolu kovalar. Allah sizin iyiliginizi versin emi? Ayol bu ne vericilik, bune genis bir yürek öyle. San! a sabit fikirli diyenler, senin her fikrininbir cevher oldugundan habersiz mi? Esitlik senin için ne kadar önemli. Ahkeske herkes senin çeyregin kadar bile olabilse. Sen çok yasa emi?

BALIK Insanlar öyle duygu yoksunu olmuslar ki, senin bu yaradilisin özüduygusalligini alaya alacak kadar saçmalayabiliyorlar bazen. Senparanoyak degilsin canim, ince fikirlisin. Ama nerdeee, bu ayrimi yapacak kafabazilarinda. Ben senin o yanagina düsen göz yasini seviyorum, ohüzün dolu bakisini seviyorum, o sevgi dolu , gizemli yüregini seviyorum. Sanasıkıcı diyenler bogum bogum sikila insallah. Sen ferah tut kendini. Rahat ol,bosver, takma o çan çan çeneleri kafana

***fwd edilmis bir emailden alintidir...

Wednesday, February 11, 2009

Su siralar cok televizyon izler oldum. Bunun suan icin kayinvalidemlerde kaliyor olmamin etkisi buyuk:)annemin takip ettigi TV programlari, dizileri bende izlemeye baslayinca baktim bende degisimlerde basladi. Hayatimda elhamdulillah guzel gidiyor bir cok sey, ve ben bunlara ragmen kucuk emrahin filmlerindeki o gereksiz huzunle dolasan tiplemeye benzedim:)

Oncelikle saglikli ruhi bir yapiya sahip olmak isteyenler icin Kucuk Kadinlar dizisini ativerin gitsin!Yahu o buyuk kizin adi neydi bir turlu gulmedi yuzu! o karakterleri canlandiran oyuncular setten sonra ne haldelerdir merak ediyorum:P Ben siziyi ara ara izliyorum hani bilgisayar onumde ouyor arada bakindigim halde o gece icimde bir sIkIntiyla uyuyuorum.

Sonra Yaprak Dokumu, tamam kabul ediyorum gercekten guzel bir romadi Resat Nuri Guntekin'in romani! Gunumuze guzel uyarlanmis dizide. Ama nedir su millerin cektigi izdirap her bolumde. Leyla'nin basina gelenler benim bile psikolojimi bozdu:) yazik valla kayinvalidem her hafta carsamba gunu tarifsiz bir aci yuzunde oyle dolaniyor evde:)

Sonra sonra birde sabahlari Muge Anli'yi nasi atladim bilemiyorum. Ama gercekten gune o programi izlemekle baslamis bir insanin gunu zaten bastan gitti bittiii...

Hazir o program bu program demis dizler hakkinda icimi dokmusken Yemekteyiz icinde yazayim dusuncelerimi:)Itiraf ediyorum bu programa bilmedigim hangi yemekler olabilir menude, degisik birsey denenmismi yada benim yaptigim birseyi farkli nasi yapiyorlar diye bakiyorum, sagolsun bir cok yemek blogu yazari bizlerle cok guzel tarifler cok guzel puf noktalari paylasmis o nedenle nerdeyse yapilanlari biliyorum yada okumustum. Tabi okumadigim, duymadigim bilmedigim tariflerde oluyor arada onlari yakalamakda ayrica hos oluyor, bazen ise hic ilgimi cekmeyen tariflerde gecebiliyor. Masa duzenine ayrica dikkat ediyorum, yeni fikirler edindigim bir gercek, ama bazi masalar hakikaten abartili, evde yapilan bir soz yada nisan merasimine ait olabilecek masalar gibi duruyor:)bu tabi benim fikrim masa duzeni hususu goreceli, herkese gore degisiyor...Herneyse bu program icin asil soylemek istedigim, insanlarin birbirlerini sirf elestirmek icin elestirmis olmasi! Birde bazilari gozgore gore yapmadiklari seyleri yaptik gibi anlatmiyorlar mi orda bitiyorum, hatta bunlarin bazisi ticaret yapan insanlarki bu noktada bence programi izleyen musterileri bu insanlarla ticaretlerini bir daha durup dusunmeliler...Kamera karsisinda bir 10 bin tl icin bukadar maskara olabilrise bir insan daha buyuk meblaglar icin neler yapabilir gibi dusunmeden edemiyorum. Bu kadar mi yozlastik, ne zaman bu kadar siglastik anlamadim! Bazense hic dayanamiyorum bazi yarismacilarin kibir yuklu konusmalarina, hemen zapliyorum. Hatta kizip hic izlemedigim hafta yada gunlerde olabiliyor:P Yalniz belirtmeden gecemeyecegim, bu programin en cok ama en cok Trabzon'da cekile bolumunu begendim hele o ilk yarismacinin evinde oynanan kolbasti(dogru hatirliyorum dimi ismini) oyunu yokmu gercekten harikaydi!

Saturday, February 07, 2009

Alinti...


İnsan vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır.
İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.
Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.
O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır.
Rabbi vav gibi mütevazı olsun ister kulları.
Musa dal olmuştur ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır.
İbrahim ateşte vavdır, Nemrut bizzat ateşe odun.
Yunus, vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.
İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.
Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?
Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengeside o kadar düzgündür.
Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar.
Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, Rabbi onu imanla doldurmuştur.
Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kainat.
Manayı bilmeyenler vav diyemez vay der.
Buna anlamca vaveyla denir.
Yani vav olamadıkları için feryad edenlerin halidir.
Elif bir ağaç ve insan onun dalıdır.
Azrail budadıkça nefesleri daha gür çıkar sesleri.
Herbiri Dal olur ve o ağaçtan beslenir. Vav olur o ağacın gölgesine sığınır.
Ve Allah insana seslenir, peygamber eliyle ulaşan mesajı hem dal hem vav ol der insana.
“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emrederler; kötülüğe engel olurlar. Namaz kılarlar, zekat verirler. Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir.”
Başkasının önünde eğilmek ne zordur. Birilerinin emri altına girmek ne ağırdır. Krallara boyun eğmemiş insan görmediği bir varlığa mı itaat edecektir?
İnsan kendinin bile farkında değildir iki lam birbirine sarılıp kainatı ayakta tutan sütunlar gibi durmuştur elifin ardında, kainatın gezegenleri yuvarlanıp son harf misali peşinden giderken, insan yolculukta geri kalmanın acısını ne zaman anlayacaktır. Zordadır sığınacak yeri yoktur. Evrene ve seslere kulak verenler duyar yeniden o kutlu çağrıyı;
“Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O’na döneceklerini umanlar ve Allah’a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir”
Sonra çağırır insanı, belki cennet kokusunu duyurmak içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur.
İşte o ayet: “Secde et, yaklaş!”
Eğil ve ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayamayacağın nimetler vereyim demektir bu.
Secde et, vav ol, vay dememek için la şey olan insan herşey demek olan Rabbinin önünde…

Monday, January 26, 2009

...

*Asagidaki yazilar fwd edilmis bir emailden alintidir.

Dedim ki: 'Çok yalnızım.'
Dedi ki: فَإِنِّي قَرِيبٌ 'Ben ki sana çok yakınım.' Bakara-186

Dedim ki: 'Evet biliyorum, sen bana yakınsın ama ben senden uzağım, keşke ben de sana yakın olabilseydim.
Dedi ki: وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَ دُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ 'Rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret.' Araf-205

Dedim ki: 'Bu da senin yardımını ister.'
Dedi ki: أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ 'ALLAH'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?' Nur-22

Dedim ki: 'Tabii ki, beni affetmeni çok isterim.'
Dedi ki: وَاسْتَغْفِرُواْ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ '(Öyleyse) Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin. Gerçekten benim rabbim, esirgeyendir, sevendir.' Hud-90


Dedim ki: 'Çok günahkârım, bu kadar günahla ben ne yaparım?'
Dedi ki: أَلَمْ يَعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ هُوَ يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْعِبَادِهِ 'ALLAH'ın, kullarının tövbesini kabul edeceğini ve ALLAH'ın tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâlâ bilmezler mi?' Tevbe-104.

Dedim ki: 'Defalarca tövbe edip tövbemi bozdum, artık yüzüm kalmadı.'
Dedi ki: اللَّهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ غَافِرِ الذَّنبِ وَقَابِلِالتَّوْبِِ 'ALLAH aziz ve bilendir, o günahları bağışlayan ve kullarının tövbesini kabul edendir.' Ğafir-2/3.

Dedim ki: 'Bunca günahım var, hangisinin tövbesini yapayım?'
Dedi ki: إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا 'ALLAH bütün günahları bağışlayandır.' Zümer-53.

Dedim ki: 'Yani, yine gelsem, yine beni bağışlar mısın?'
Dedi ki: وَ مَن يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ اللّهُ 'ALLAH'tan başka günahları bağışlayacak olan yoktur.' Ali İmran-135.

Dedim ki: 'Ne kadar güzelsin ALLAH'ım! Bilmiyorum bu sözlerin karşısında niçin böylesine içim içime sığmıyor ve erimeye başlıyorum, seni çok seviyorum.'
Dedi ki: إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَ يُحِبُّالْمُتَطَهِّرِينَ 'Şüphesiz ki ALLAH tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.'

Bir de 'İlahım ve Rabbim, benim senden başka kimim var' dedim.
Rabbim de: أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ 'ALLAH kuluna yetmez mi?' (Zümer-36) dedi.

Ayrıca; Dedi ki: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًاكَثِير وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا هُوَ الَّذِي يُصَلِّيعَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَكَانَبِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا 'Ey iman edenler! ALLAH'ı çokça zikredin. Ve O'nu sabah-akşam tesbih edin. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen O'dur. Melekleri de, size istiğfar eder. ALLAH, müminlere karşı çok merhametlidir.' Ahzap-41/43. Dönüş sanadır ey RABBULALEMİN(Alemlerin RABBİ), bizleri HAKK'ıyla sana dönenlerden eyle.

Saturday, January 17, 2009

Tasavvufda 4 Kapi

Tasavvufta 4 kapi vardir;

1- Şeriat Kapısı 2- Tarikat Kapısı 3- Marifet Kapısı 4- Hakikat Kapısı
Öğreti olarak bu kapılar birer birer geçilerek Hakikate ulaşılır.
************
Öğrencilerinden biri Mevlana'ya sormuş;
"Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?"
"Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve hepsi rahlelerine eğilmiş. Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım."
****
Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat akşetmiş. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlana'nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasına itaat var.
Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat akşetmiş. O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış. Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş.
Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış. Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş.
Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş.
Öğrenci Mevlana'ya dönmüş, olanları anlatmış.
Mevlana; "İşte sana istediğin örnekler....
- Birinci, şeriat kapısını geçememiş biri idi. Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iade etti.
- İkinci, tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı, tam tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi. "Sana kötülük yapana bile iyilik yap". Onun için döndü, oturdu.
- Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmiştir. İyinin ve kötünün tek Yaradandan geldiğini bilir, inanır. Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı.
- Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir. İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir. Onun için dönüp bakmadı bile...
Mevlana

*Bu yazi bana gelen fwd bir emailden alintidir, fakat daha oncelerde duydugum bir hikaye olup, en son TRT1'in sabah programinin Cuma gunleri konugu olan ismini suan hatirlayamadigim bir hanim anlatmis ve o gun bunu paylasmaliyim diye dusunmustum ama herzamanki gibi unuttum:)nasip buguneymis

Wednesday, December 31, 2008

2005 Ocak'dan beri blogumda birseyler yaziyorum ilk once Alara Aslihan'nin Gunluguyle basladim yazmaya, sonra baska baska bloglarim oldu ama hic birisine A.A.G'ne yazdigim gibi duzenli yazmadim...Su siralar iki blogum var biri bu, digeri oglum ve kizim icin olusturdugum. Kizim icin oncesinde duzenli olarak 3 yil yazdigim blog hala var arsiv niteliginde, simdiler de kizimin ve oglumun gelisimlerini karsilastiriyorum vede ne guzel yapmisim kizimla alakali bir cok seyi yazmisim diyorum...

Bugun bloglarimin arsivlerine bakindim, acaba dedim biten yilin son gunu yada baslayan yilin ilk gunu birseyler yazmismiyim...Gecen yilin bir degerlendirmesini yapmismiyim yada gelecek yildan beklentilerimi sunmusmuyum...Sadece 2007 yilina girerken yeni bir yil icin iyi dileklerim olmus...Iste bu yil bir degisiklik yapip 2008 yili degerlendirmesi yapayim, ve benim icin guzel olan seyleri yazayim ve 2009'dan beklentilerimide paylasayim istedim...

*2008 yilinda beni en mutlu eden olaylardan birisi suphesiz yeni yila ikinci cocugumuzu kucagimiza alacagiz dusuncesiydi....

*2008'de Universiteden mezun oldum...Hayatimin en mutlu vede heyecanli gunlerinden biriyd, cunku senelerdir bir sekilde universitte egitimim sekteye ugramisti, ama sonunda mezun olmayi basarmistim...

*A.Ihsan'i kucagima aldigim gun yani 15 Temmuz gunu en mutlu oldugum, kucagima aldigimda kendimi bulutlarin ustunde yasadigim bir gunun tekrarini yaklasik 4 yil sonra yasamis olmanin, sukrunu hatirliyorum o gune dair...Cok cok guzeldi, tekrar anne olmak...Rabbim her hanima yasatsin boyle mutluluklar...
*5 yildir okul nedeniyle gelemedigim ulkeme dondugum gun 19 Agustos ve NY'dan ucaga bindigim 18 Agustos gunleri gercekten anlatilamaz duygular yasadim, seneler sonra Turkiye'de olmak cok ama coooook guzeldi...Sokakta insanlari gorup arabada yanimda olanlara"aaa bak Turk'e benziyor"diye heyecanla bagrinip arkadasindan"aayyyy ben Turkiyedeyim zaten"diye sevinc naralari attigim her gun beni yine mutlu ettii...


*2008 Aralik'inda esimi askere gonderdik, bu mutlu bir gunmuydu benim icin tartisilir, cunku ayriligin huznu vardi muhakkak ama askerligini bitirecek olmasi, onun bu vatani vazifeyi yapacak olmasi ve hayatimizin geri kalan kismini insaallah baska bir engel olmadan devam ettirebilme imkanina kavusturacak olma dusuncesi mutlu kiliyordu...Rabbim sag selamet esime kavusmayi nasip etsin, ve tum asker esleri sag selamet kavussunlar eslerine...

*Anneme ve babama kavusma anim yine 2008'in agustos ayindaydi...

*Yillar sonra denize soktum ayaklarimi ve yurudum deniz kenarinda(okyanus degil:))

*Yillar sonra ozledigim bir cok yemege bir cok tatliyi tekrardan ayni keyifle imkani buldum ya cok sukur Rabbime...

2008 yili 2007'nin guzelliklerini ziyadelestirdi, cabuk gecti, cabucak bitti, ama guzeldi...2009 icinde Rabbimden guzellikler, hayirlar diliyorum hepimiz icin, insanlik icin...2008'in guzellikleri artarak devam etsin bu yilda insaallah!

PS:Bugun kizim rahatsizlandi, acile gittik, cok sukur Rabbime suan cok daha iyi...

Tuesday, December 30, 2008

Su siralar TRT'nin sabah programini izler oldum. Gercekten guzel bir program sadece yemek tarifi bolumunden cok yararlanamadim:)bana gore pek enteresan yemekler yapiliyor...herneyse asil anlatmak istedigim bu degil dun konuk olan doktor beyin tavsiyeleri;

*Yataga girmeden once, elinizi, yuzunuzu, ayaklarinizi yikayin, bu sizden kotu enerjinin gitmesini saglar, dedi. Burda benim aklima Islami bir ogreti olan yatmadan once abdest almak ve abdestli olmanin fazileti geldi.

*Sonra kulak arkasina gun icinde yapilacak kisa sureli masajlarda, abdest alirken yaptigimiz kulak arkasi masajimsi mesti hatirlatti.

Muslumanligimizin geregi yaptigimiz islerde illaki maddi bir fayda aramak degil niyetim. Abdestin bizlere olan maddi faydalarininda bir takim hikmetlerle bizlere sunulmus oldugunu bilmenin guzelligini paylasmakdi sadece.

Monday, December 29, 2008

Muharrem AyI

Hicri Yilbasinizi tebrik ederim, ilgilenenler icin Muharrem ayi icinde okunacak dualar su linkte.

Tuesday, December 16, 2008

Bir Hadis

Bugun inboximi temizliyordum, bir emaile baktim, su Hadis-i Serif'i okuyunca cok mutlu oldum, insanin hergune bilmedigi birseyi ogrenmesi yada bilip unuttugu bir bilgiyi hatirlayip tekrar etmesi hakikaten cok guzel...

The Prophet Mohammed (peace be upon him) said "Do not talk for long without remembering GOD, for talking much without remembering GOD is hardness of the heart. The most distant among man from GOD is one with a hardened heart."

Monday, December 01, 2008

Zilhicce Ayi'nin ilk 10 gununun faziletine dair...

ZİLHİCCE

Kamerî aylarin onikincisi olan Zilhicce ayi, Islâm'in bes esasindan olan hac ibadetinin yerine getirildigi aydir. Bu mübarek ayin 1'inden 10'una kadar olan zaman dilimi "leyali-i asere", yani on mübarek gecedir. 10'uncu gün ise Kurban Bayraminin ilk günüdür. Peygamber Efendimiz (sav) bugünlerin önemini söyle ifade ediyor: "Salih amellerin Allah'a en ziyade sevgili oldugu günler bu on gündür! Ondaki her bir günün orucu bir yillik oruca (sevapça) esittir. Ondaki bir gece kiyami (ibadetle ihya edilmesi) Kadir gecesinin kiyamina (ihyasina) esittir. Peygamber Efendimizin zevcesi Hafsa (r.a) diyor ki: "Resulullah (sav) dört seyi terk etmezdi: Asure günü orucu, Zilhicce'nin on günü orucu, her ay üç gün orucu ve sabahin iki rekât sünneti." Ebu'd-Derda (r.a) Zilhicce ayinin önemini söyle anlatiyor: "Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutmali, çok sadaka vermeli, çok dua ve istigfar etmelidir. Çünkü Resulullah (sav): "Bu on günün hayir ve bereketinden mahrum kalana yaziklar olsun" buyurdu. Zilhicce'nin ilk dokuz günü oruç tutanin, ömrü bereketli olur, mali çogalir, çocugu belâlardan korunur, günahlari affedilir, iyiliklerine kat kat sevab verilir, ölüm aninda ruhunu kolay teslim eder, kabri aydinlanir, Mizan'da sevabi agir basar ve cennette yüksek derecelere kavusur." (Sir'a) Allah indinde Zilhiccenin ilk on gününde yapilan amellerden daha kiymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi (Sübhanallah), tahmidi (Elhamdülillah), tehlili (La ilahe illallah) ve tekbiri (Allahu ekber) çok söyleyin! (Abd b. Humeyd, Müsned, 1-257) Allahu Teâlâ'nin bereketli kildigi, Kur'ân-i Kerim'de üzerine yemin edilen, Zilhicce'nin ilk on gecesinde yapilan amellere 700 misli sevab verilecegini Peygamber Efendimiz (sav) müjdeliyor. Bugünler bizlere tevbe etme ve kisa zaman dilimlerinde tekrar çok semere elde etme firsatinin verildigi günlerdir. Biz de Peygamber Efendimize tabi olarak, gündüzleri oruçla geçirmeli, sadaka vermeli, Allahu Teâlâyi zikretmeliyiz. Arefe Günü Arefe, Kurban Bayramindan bir önceki gün, hicrî takvime göre Zilhicce ayinin 9. günüdür. Baska güne arefe denmez. Ülkemizde Ramazan Bayraminin bir önceki gününe de arefe denmistir. Resulullahin (sav) bildirdigine göre: "Günlerin en faziletlisi arefe günüdür. Faziletçe cumaya benzer. O, cuma günü disinda yapilan yetmis hacdan faziletlidir. Dualarin en faziletlisi de arefe günü yapilan duadir. Benim ve benden önceki peygamberlerin söyledigi en faziletli söz de: Lailahe illallah vahdehu la serike lehu. (Allah birdir, ondan baska ilah yoktur, O'nun ortagi da yoktur) sözüdür." (Muvatta, Hacc 246) Hazreti Aise (ra) anlatiyor: "Allah, hiçbir günde, arefe günündeki kadar bir kulu atesten çok azat etmez. Allah mahlukata rahmetiyle yaklasir ve onlarla meleklere karsi iftihar eder ve: "Bunlar ne istiyorlar?" der." (Müslim, Hacc 436) Resulullah(sav): "Arefe gününe hürmet edin! Arefe, Allah'in kiymet verdigi bir gündür." diyerek Allahu Teâlâ'nm kiymet verdigi günü hürmet ederek bilinçli bir sekilde yasamaya gayret etmemizi istemistir. Hürmet, verilen nimeti idrak etmekle ve verileni bilmekle, görebilmekle baslar. Arefe gününü günahlara girmeden oruçla, duayla, istigfarla geçirmek kullarini arefe gününde bagislayacagini müjdeleyen Allahu Teâlâ'ya hürmetin ve sükrün bir ifadesidir. (Deylemi) Hazreti Ömer (r. a) ile Yahudi arasinda geçen konusmada arefe gününün önemini göstermektedir: Hazreti Ömer'in halifeligi zamaninda Yahudilerden birisi: "Ey Ömer, siz bir âyet okuyorsunuz ki, o âyet bize inseydi o günü bayram olarak kutlardik." dedi. O âyet, Maide sûresinin üçüncü âyetiydi. Cenab-i Hak söyle buyurmustu: "Bugün, sizin dininizi kemale erdirdim ve size nimetimi tamamladim." Bu âyet, hicri onuncu yilda, Veda Hacci'nda, arefe günü olan cuma günü ikindiden sonra, Peygamber Efendimiz Arafat'ta "Adba" adindaki devesinin üzerinde vakfede iken nazil olmustu. Deve vahyin agirligina dayanamayarak yere çökmüstü. Hz. Ömer'e Yahudiden hangi âyet oldugunu ögrenince söyle dedi: "Biz o günü ve o gün bu âyetin Hz. Peygambere (sav) nail oldugu yeri biliriz. Cuma günü arefede bulunuyordu." demis ve o günün bayramimiz olduguna isaret ederek arefe gününün önemini belirtmistir. Arefe günü, Hazreti Âdem (as) ile Hazreti Havva'nin Arafat'ta bulustuklari gündür. Tevriye, arefe gününden bir önceki güne denir. Peygamber Efendimiz (sav) söyle, buyurmustur: "Tevriye günü oruç tutan ve günah söz söylemeyen Müslüman cennete girer." Bugün tutulan oruç, bin gün nafile oruca bedeldir. Aynca geçmis ve gelecek yilda yapilan tövbelerin kabul olmasina da sebep olur. Arefe günü oruç tutmak da çok sevaptir. Resulullah (sav) söyle buyurmustur: "Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselâmdan, Sûr'a üfürülünceye kadar yasamis bütün insanlarin sayisinin iki kati kadar sevap yazilir." "Arefe günü tutulan oruç, bin günlük nafile oruca bedeldir." "Asure günü orucu bir yillik, arefe günü orucu da, iki yillik nafile oruca bedeldir." Arefede tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihâd için verilen iki bin ata bedeldir." "Arefe günü tutulan oruç, biri geçmis, biri de gelecek yilin günahlarina kefaret olur." Arefe günü özellikle bin adet Ihlas okumak büyük zatlar tarafindan tavsiye edilmistir. Hadis-i seriflerde Ihlas sûresini okumanin kul borcu hariç diger günahlarin affedilmesine vesile olacagi söylenmistir. "Arefe günü Besmele ile bin Ihlas okuyanin günahlari affedilir ve duasi kabul olur." "Peygamber (sav) arefe aksami ümmetinin affedilmesi için dua etti. Duasina, 'Muhakkak ki ben zalimden baskasini magfiret ettim.' diye cevap verildi. 'Zalimden ise mazlumun hakkini alirim.' buyruldu. Resul-i Ekrem: 'Ey Rabbim, dilersen mazluma cennette mükafatini verir zalime de magfiret edersin.' diye dua etti ise de Arafat'ta bu duasina Allahu Teâlâ'dan kabul gelmedi. Sabah vakti Müzdelife'de ayni duayi tekrarladi. Bu defa duasi kabul edildi. Resulullah memnuniyetinden ve sevincini belli ederek güldü. Bunun üzerine Ebu Bekir ve Ömer (ra): 'Anam babam size feda olsun, bu saatte siz gülmezdiniz, sizi güldüren nedir?' diye sordu. Resulullah(sav): 'Allah'in düsmani Iblîs, Allahu Teâlâ'nin duami kabul ederek ümmetimi affettigini anlayinca topragi alip basina çalmaya ve vay sana helak oldun diye feryada basladi. Iste Seytan'in görmüs oldugum bu feryadi beni güldürdü, buyurdu." Arefe gününe saygili olmali, o gün hacilar Arafat'ta vakfe yapip dua ederken manen onlarin yaninda oldugumuzu hissederek dualarina istirak edilmelidir. Böyle bir günde bizi günaha sokabilecek her seyden uzak kalmak gerekmektedir. "Günümüzde arefe, bayramin bir önceki günü oldugu için dünyalik telaslarin en yogun oldugu bir gün olarak yasanmaktadir. Oysa ki arefe insana verilen en kiymetli vakitlerden biridir. Bugünler ibadet ve affedilme günleridir. Hacilarin Arafat'ta "Lebbeyk (Buyur Rabbim)" diyerek dil, irk, ten ayirimi yapilmaksizin bir araya geldigi mahser gününü hatirlatan, kullugun Allahu Teâlâ'ya dualarla, telbiyelerle arz edildigi en kiymetli zaman dilimidir. Resulullah (sav) söyle buyurmustur: "Duanin faziletlisi, arefe günü yapilanidir." (Beyheki) "Allahu Teâlâ, arefe günü kullarina nazar eder. Zerre kadar imani olani affeder." Allahu Teâlâ bazi geceler dualarin reddedilmeyecegini Peygamber Efendimize (sav) bildirmistir. Rahmet kapilarinin açildigi dört mübarek gece sunlardir:
1- Fitr (Ramazan) Bayrami gecesi,
2- Kurban Bayrami gecesi,
3- Terviye gecesi (Zilhicce ayinin 8. gecesi),
4- Arefe gecesi, (Isfehani) Arefe gününü ve gecesini ibadetle geçirmek çok faziletlidir. Saadet-i Ebediyye'de arefe gecesini ibadetle geçirenin cehennemden azat olacagi söylenmistir. Arefe günü günahlardan uzak kalanin da bagislanacagi Resulullah (sav) tarafindan müjdelenmistir. "Arefe günü Resulullahin (sav) yaninda bulunan bir genç, kadinlari düsünüyor ve onlara bakiyordu. Resulullah (sav) eliyle birkaç defa gencin yüzünü kadinlardan çevirdi. Genç yine onlari düsünmeye basladi. Resulullah (sav): - Kardesimin oglu, bugün öyle bir gündür ki, bugünde herkesin kulagina, gözüne ve diline sahip olursa günahlari bagislanir, buyurdu." (Müsned) Arefe Günü Yapilmasi Tavsiye Edilenler:
1- Arefe gününün sabah namazinin farzindan sonra tesrik tekbirleri getirilmeye baslanmalidir.
2- Arefe günü oruç tutulmalidir.
3- Arefe gününe hürmet edilmeli, günaha girmemeye dikkat edilmelidir.
4- Arefe günü çok dua ve istigfar edilmelidir.
5- Arefe günü 1000 âdet Ihlas-i serif okunmalidir. kim, bu on günleri değerlendirir ise, Mevlâ Tealâ o kişiye on ikramda bulunur. Şöyle ki:-Ömrü uğurlu ve bereketli olur.-Malında bereket olur, artar.-Allah Celle Celalühu onun çoluk çocuğunu korur.-Günahlarına kefaret olur.-Yaptığı iyiliklere kat kat sevap alır.-Ölüm halini kolay eder.-Kabrindeki karanlık günlerine aydınlık verir.-Mizanında iyilik tarafını ağır bastırır.-Ahirette düşük hallerden, rezil ve zelil olmaktan kurtarır.-Cennetteki derecelerini yükseltir.

Duanizda unutmayiniz...
*Inboxima gelen fwd bir emailden alintidir.

Monday, October 27, 2008

Unutmusum bes yildir yasaksiz yasamayi haliyle ilginc geldi blogger a erisim yasagi...

Ortada bir yasak ve o yasagi asan bir cok insan...

Yasagin ciddiye alinir yani var mi sizce?

Kandirilan kim?

Friday, October 17, 2008

Dun IKEA'ya gittik, kafe bolumunune ciktik bisiler atistirmak icin...Kafenin tam ortasinda cocuklar icin kucukde olsa bir oyun alani yapilmis. Kizim burayi gorunce hemen oraya girmek istedi, ayakkabilarini cikarip pekala girebilecegini soyledim. O oynuyor bende ona bakiyorum bir ara yigenime birakip yemek icin birseyler aldik esimle. Dondugumde oyuna biraz ara verip yemek yiyip istemedigini sordum, gule oynaya bir kac lokma yedi. Iste tam bu birkac lokmanin yendigi esnada ayakta durmustu oyun oynanan kisimdaydi bende amerikan bar tarzi yapilmis yuksek masadaydim ve yemegini yiyordum. Yanina bir cocuk geldi sildir rolllari ayaklariyla itmeye o sekilde oynamaya basladi bunu goren Aslihan yemegi birakip o cocuk gibi sildir rolllara ayaklarini surtmeye ve o sekilde cevirmeye basladi...cocugun annesi bagrindi"ceeeemmmm oyle yapma lutfen...baskasi yaramazlik yapiyor diye sende yaramazlik yapmak zorunda degilsssiiiiinnnnn". Hakikaten enteresan bir tepki! Oncelikle bunlar cocuk, vede orasi cocuklar icin yapilmis oyun alani, cocuk konulan oyuncaksi yapiyi elleriyle degilde ayaklariyle kullanip oynamayi tercih etmis, acikcasi bunda ne mahsur var anlamadim anlayamadim ben. Kizimi uyardim oynamamasi icin ama bu ayagini o seye surterek dondurdugu icin degil dusebilme tehlikesi bulundugu icin, arti kimsenin cocugunuda suclayan bir tavrimda olmadi. Hal boyleyken o hatun kisinin tavri bana nekadar tuhaf geldi anlatamam. Baska bir hanimsa bu oyun alanina cocugunu oynasin diye birakti, cocugu o alanda yere uzaninca "aaarrrrdaaaa cabuk kalk bakiyim yerden"diyip uyardi ve daha sonrada yaptigi her harekete gereksiz mudahale etti. Simdi orasi cocuklar icin bir oyun alaniyken cocuk yerde uzansa kime ne zarari var nitekim her biri alan buldukca uzanip yuvarlanip durdu. Turkiye'de en cok gozlemledigim sey anne ve cocuklar oldu! Anneler Amerikali annelere gore cocuklarina karsi cok daha mudahiller.

Burada baska takildigim bir husussa cocuklarin huysuzluklarina karsi tolerans azligi. Mesela kizim normalde makul bir cocuktur ama zaman zaman huysuz halleri vede durumlari olabiliyor. Iste bu hali misafir teyzeye rastlamissa"sen biliyormusun benim ignem var ben igne yapiyorum" diye bir ifade kullaniliyor ya iste o an ben bir tuhaf oluyorum. Simdi teyzecim kimse senden cocuk icin yardim istemedi, arti ignenin doktor ve hemsireler tarafindan yapildigini bilen bir cocugum var benim. Simdi bu cocuk sana inanmiyor inanmadigi gibi dis mudahale olmadan sakinlesecek cocugun huysuzlugunu ziyadelestiriyor.

Son olarakda "oyle yapma gunah, kardesini opme gunah"gibi ibareler kullananlar. Yahu kizim 4 yasinda bir cocuk gunah kavrani henuz bilmiyor, hos kendince onun bir ceza gerektiren birsey oldugunu cozmus ama henuz tam anlayamamis ne oldugunu:)Herneyse diyecegim o ki gunah yerine yazik kelimesini kullanmak bu kadar zor olmamali...

Wednesday, September 10, 2008

dua

Bugun sahur programi izledim ilk defa...cok da kisa baktim aslinda, ama hala aklima geldikce icim aciyor, uzuluyorum...Soru faslinda bir hanim aradi ismini vermedi, Hoca'ya sorusunuda cekinerek hatta kendi tabiriyle utanarak sordu; oruc tuttugunu ama geceleri uygun olmayan bir iste calistigini tuttugu orucla yaptigi isin arasindaki ucurumu soyledi yine utandigini belirterek, arkadaslarinin sen bosuna oruc tutuyorsun dediklerini, bir kizi oldugunu calismak zorunda oldugunu, suan icin yapabilecegi tek isin o oldugunu, orucunun makbul olup olmayacagi merakiydi sorusu...icim acidi, hemde cok, bu yaziyi, okuyanlar dua etsin diye yazdim, kimin duasi vesile olur bilinmez, Rabbim rizasina uygun bir is nasip etsin, hayirli insanlarla karsilastirsin insaallah!

Friday, June 27, 2008

...Evet, bu kâinatta hayır-şer, lezzet-elem, ziya-zulmet, hararet-bürudet, güzellik-çirkinlik, hidâyet-dalâlet birbirine karşı gelmesi ve içine girmesi, pek büyük bir hikmet içindir. Çünkü, şer olmazsa, hayır bilinmez. Elem olmazsa, lezzet anlaşılmaz. Zulmetsiz ziya, ehemmiyeti olmaz. Soğukla, hararetin dereceleri tahakkuk eder. Çirkinlik ile, hüsnün tek bir hakîkatı, bin hakîkat ve binler çeşit hüsün mertebeleri vücûd bulur. Cehennem’siz Cennet’in pek çok lezzetleri gizli kalır. Bunlara kıyâsen, herşey bir cihette zıddiyle bilinebilir. Ve birtek hakîkatı, sünbül verip çok hakîkatlar olur...(*)

Tuesday, June 24, 2008

Hacer ALKAN

'Tanrı' bize torpil geçiyor...

23 Haziran 2008 Pazartesi

Mucize diyoruz... Doğaüstü güçler diyoruz... İnanmak diyoruz... Mistik güçler devrede diyoruz... Bir Çek maçı...Bir de Hırvatistan mücadelesi...Her ikisinde de sıradışı bir şeyler vardı...O sıradışılığın adını "mucize, mistik güçler" koyuyoruz...İtinayla iki kelimeden kaçınıyoruz...Dilimiz dönmüyor o kelimelere...Neler mi?Tuncay'ın kaleye geçtiğinde gökyüzüne açılan o elleri...Uğur Boral'ın penaltı atışları sırasında dudaklarındaki o mırıltı..."Allah" demiyoruz..."Dua" diyemiyoruz...Dersek ne olur, "anti-laik" oluruz..."İrticacı" oluruz...Hiç olmadı "AK Partili" bilemediniz "Saadet Partili"yizdir...Fişlenmekten o kadar korkar olmuşuz ki...O penaltı atışları sırasında ettiğimiz duaları söylemiyoruz...O kadar korkar olmuşuz ki;Semih'in o son saniye golünde "Allahım şükürler olsun" deyişimizi anlatmıyoruz...Daha tuhafı...Zorda kalıp, sıkıştığımızda "dua" ediyoruz da...Dualarımız kabul olduğunda buna "mistik güç" ya da "mucize" adını veriyoruz.... Kalkıp da; Mucize değil, "Duaların kabulü", Mistik güç değil, "Yaradan" diyemiyoruz...Niye bu kadar korkuyoruz "Allah"ın adını anmaktan?..Ah pardon!-"Allah belanı versin..." -"Allahın cezası" ya da "Allah kahretsin" demekten kimse çekinmiyor değil mi? Bela okurken "irticacı" olunmuyor malum...Neyse bizim yerimize Macarlar atıyor o manşeti; -"Tanrı onlara yardım ediyor..." diyorlar...Tabii bir de futbolcularımız...Mucize diye nitelenen o gol için Semih ne diyordu; -"O an topu önümde buldum ve Allah'ın verdiği son güçle vurdum."Çek maçını çeviren Nihat ne anlatıyordu; -"Allahım'a şükürler olsunki istediğim yere gitti vuruşlarım."Arda diyor ki;-"Türk halkının duaları ile buradayız..."Bakın futbolcularımız korkmuyor...İçlerinde o anda hissettiklerini söylüyorlar...Siz de cesur olun azıcık...Hadi itiraf edin penaltılarda dua ettiniz değil mi?Deyiverin; "Yaradan bize torpil geçiyor" diye...Tamam!Siz Yaradan yerine Tanrı deyin...O da kabulümüz...Yeterki şu "mistik gücün" adını koyun...

Friday, June 13, 2008

Mezuniyet...




Bilmiyorum kaciniz henuz ilkokuldayken universiteden mezun olacagi yasi ve yili dusundu, hesapladi...
Ben henuz ilkokuldaydim universiteden mezun olacagimi hayal ettigimde ve tarih hesaplari yaptigimda...
Doktor, yada ogretmen olacagim cevabinin arkadasinda bunlar icin bir universitede bitirilmesinin gerekliligini o zaman biliyordum ve o zaman her bitirdigim sinifi universiteye yaklasmis bir yil goruyordum ben...Cok idealist oldugumu dusunmuyorum, hic bir zaman cok hirsli,azizmli olmadim, sadece hayatta olmasi gerekenler vardi benim icin ve onlara sahip olmak icin ugrastim...
Aslinda benim okul hayatimdaki ilk zorluk henuz ilkokulu bitirdigimde basladi...Annem yasadigimiz muhitteki insanlarin daha ziyade ehli dunya olmasi hasebiyle ilkokul sonrasi benide"arapca ogrenirsin bir yil, hem zaten ortaokulda ingilizce ogreneceksin, sene kaybin olmayacak zaten" diye ikna edip Kuran Kursuna gonderdi...Yatiliydim, daha cok kucuk bir cocuktum, ve oranin disiplini beni cok sIkIytor haftanin 5 gununu zor bitiriyordum...Tek sevdigim seyse yogun verilen, siyer,fikih,Kuran,akaid, kelam gibi derslerdi...Yasim kucuktu ama o donemki aldigim bilgiler su zamana kadar bana yetti:)Kuran Kursunda bir yili tamamladim ama sira ortaokula kayit olmaya gelince bir sene kaybim olacakti bunun yaninda basimi acmam gerecekti, ben bir yil kaybimi degil ama basimi acmayi cok sorun ettigimi, bunun icin cok agladigimi ve anneme yalvardigimi hatirliyorum"ne olur beni ortaokula gondermeyin basimi actirmayin ben ortaokul disardan verme sinavlarina giricem, senede kaybetmeyecegim"diye...Babami ikna zor oldu, ama oldu, ortaokul disardan vermeler icin bir yas haddi vardi o donemde, ortaokul bitirme yasinda disardan verme sinavlarina giriliyordu, ama benim ilk girdigim sene yas haddi siniri kaldirildi, ve ben 7 dersim kalarak o sene ilk kez disardan vermelere girdim, sonradan ogrendimki 5 dersle kuruldan geciliyor ve ortaoku mezunu olunuyormus:)ama ben yeterince sansli oldugumu dusunmustum zaten o yuzden ya Allah'in lutfuydu bana iki yila yayip imam hatipten mezun olmak icin ortaokul sinavlarina girmek...Neyse ertesi yil ortaokul bitti, ve ben sene kaybim olmadan yakinimizdaki liseye basladim...Hayatimdaki en kolay okul yillari lise yillarim oldu ve carcabuk bittii:)Universite sinavlarina girecegim zaman ise sunu ogrendim-bizim okul sadece edebiyat-sosyal kolu mezunlar verebiliyor, yani benim gibi sayisal bolum dusunenler icin katsayinin katkisi 0.3 carpimiyla oluyor...Universite sinavlarina girdigimde ve kazandigimda benim aldigim puanla Istanbul'da cok daha guzel bir bolume girebiliyordu farkli bir okuldan mezun arkadas, mesela Istanbul Fizik tedaviyi kazanmis olabilirdi o puani almis biri olarak...Neyse herseyde hayir vardi bizim Canakkale Biyoloji'ye girmemizde Rabbim bir hayir takdir etmisti...Canakkale'yi cok sevdigim soylenemez kucucuk bir sehirdi bana gore, Istanbul'un karmasasina ve gurultusune alismis biri icin kordon boyu uzunlugunda bir sehir hayati cokda ic acici degildi ama orayada zamanla alisildi....Alisildi dedim degilmi, Istanbul'a gecis planlari, biyokimyaci olma planlari, master, doktora yapacak olma hayalleri kurmayada basladim bunlarin alismamda etkisi yardimi coktu...Ama tabi bir yil sonra universitelerde cikacak basortusu yasagindan haberim yoktu...
Basortusu yasagi geldi, bir cok kisi ikna etmek icin konustu-etti, annem, babam, abilerim cok uzuldu, heleki benim o zamana kadarki okul hayatim hep bir puruz bir engebeye takildi bu yuzden ya herkesin bana karsi bu husustaki hassasiyeti coktu...Ben kararimi daha orta birdeyken vermistim, basortumu ben daha o zaman cok sevmistim, onu ya bir universiteden mezun olmak, master, doktora hayallerimi gerceklestirmek adina vazgecebilecegim kuck birsey olarak gormedim goremedim...Yada ben bazilari gibi bu hususta fedakar olma yolunada gidemedim, belki basimi acsaydim bugun basortusu takiyor olmayacak cok cabuk bu durumu kaniksayacaktim...Bilemiyorum ama ben basortumu birakamadim, onu cikarip okula gitme dusuncem olmadi olamadi, aklim boyle bir cozumu kendi adina hic makul bulmadi...Annemin ve babamin uzuntusunu hic bir zaman unutmam unutamam! hele babamin anneme"senin yuzunden oldu bunlar, sen illa cocugu gonderelim Kuran Kursuna dedin, basini okulu bitince orterdi" diye sitemini...
Abimin o donemde Amerika'da yasamasi benim icin yeni ufuklara yelken acmaya vesile oldu...Universite adina herseye yeiden baslayacaktim, iniglizce hazirlik 1.5-2 yil kadar surdu(sonradan anlayacaktim bu7rdaki universitelerin asil hazirliktan para kazandiklarini ve mumkun oldugunca fazla level sinifi koyduklarini), sonrasinda biraz da levellar atlayarak bolum derslerini almaya basladimki o yil gittigim yaz tatili sonrasi Ikiz kulelerinde yikilmis olmasinin etkisiyle vize alamadim(her yil halbuki vizeyi sorunsuz uzatiyordum,aliyordum)...3 basvurumda redle sonuclandi, saskindim, 2.5 yildir Amerika'da yasiyordum, tum belgelerim tamdi, ama ben vize alamiyordum...Babam yine bu duruma en cok uzulen oldu...Ama ben artik tevekkul sahibi olmayi ogenmistim herhalde, artik universitede bir hayirsizlik oldugunu dusunup kendimi bundan vazgecirmeye calistim...Ama bu hengamda abilerim, o -bu- su herkes farkli alternatifler sunuyordu, mesela Avrupa ulkelerinden birinde okumak gibi...Bir donem Avrupa'da bir ulkeye gitmeyi dusunmeye basladim, iste o donem esimle tanistim, aslinda kayinpederimin halama israrlari ve halamin vesile oldugu bir tanisma oldu bizimki.Annem cok israr etti tanismamda hatta ilk gorustugumuzde benim kararim kesinlikle musbet degildi, annemin israrlariyla bir ikinci kez gorustugumde olaylar cok daha farkli gelisti ve ilk gorustugumde"gulmek cok yakisiyor, o hep gulsun"dedigim sempatik o gencle ikinci kez gorustugumde tamamdir bu benim hayatimi keyif alarak devam ettirecegim ruh esimdir diye evlilik yolunu acan surece girmistim...Okul ikinci plandaydi benim icin, ama babam icin hala ilk plandaydi:)okul adina bisiler yapip bir yerlerden baslamadan hatta okulu bitirmeden evlenmememde israrliydida, Allah'tan esimin hayali o zamanlar Ingiltere'ye yada Amerika'ya gidip bir yil dil ogrenmekti, ve biz sozluyken alamadigi Ingiltere vizesine karsi, nisanliyken basvurdugu Amerika vizesini aldi ve benim icin yine Amerika seruvenim basladi:) Bu kez yine ayni belgeler vs'lerle vize basvurum onayla sonuclandi:)sanirim nasipde esimle tanismak vardi:)
Ama okul hususundaki talihsizlik yakami evlendikten sonrada birakmadi, dil kursu vesileyile gelmistim, bir unviersiteye basvuru yapmistim o donemde baska bir dil kursuna transfer olmustum ve nasi olduysa benim icin o dil kursunun cikarmasi gereken ogrenci davetiyesi icin basvuru yapilmamis ve ben burda ogrenci statumu kaybetmistim,yani diger bir tabirle vizesiz yasiyordum, universiteden hala cevap gelmemisti ve ben hamile oldugumu ogrenmistim, o zamana kadar "neyse universiteden cevap gelmiyor Turkiye'de evimiz vs. herseyimiz var biz Turkiye'ye donelim "diye dusunurken hamileligimle birlikte "bebegin dogumu bari burda olsun(bilindigi uzere Amerika'da dogan bebekler American vatandasi oluyor), kiz olursa ileride Turkiye'de universite okuyamazsa bari Amerikan vatandasi olarak burda rahat okusun" fikriyle doguma kadar kalalim diye kendimize verdigimiz sure icinde olaylar farkli gelisti 6 ay sonra basvurudugum kurumun universitelerinden birinden kabul aldim, dogum yaptiktan iki hafta sonra bir dersde olsa alarak o universitede tekrar basladim herseye...Ve sonraki donem daha bir universite ogrencisi oldum cunku aldigim ders sayisi fazlalasti basvurum neticesinde ogrenci vizesi statumu tekrar kazandim...Yani bir nevi kizim bize nasipli geldi:)Cunku onun anne karnindayken nasibi annesinin hayatina musbet yonde cok fazla etkili oldu Elhamdulillah...Iki yillik bu universitede iki donem okuyup(Aslinda bir sayilir aldigim ders sayisina gore) dort yillik universiteye gecis yaptim. Bir diger fantazimde gerceklesti boylece, onceki cok onceki yillara ait hayalimde mustakbel esimle ayni universitede master yapiyor olma gibi birsey vardi(yani esimi tanimadan) ama Allah bu istegimi farkli bir sekilde cevaplandirdi, esimin master yaptigi universitede ben bolum okuyacaktim:)yinede ayni okulda okuyor olmak keyifliydi...
NY'daki universite hayatim ciddi manada Aslihan 6 aylikken basladi ve suan 4 yasina girmesine 3 ay var, yaklasik 3.5 yildir esimde kizimda bu zorlu sIkIntili, stressli, bazende keyifli seruveni benimle birlikte surdurdu. Ozellikle esim bu kadar fedakar biri olmasaydi, sanirim ben bugun universiteden mezun olamazdim. Hic bir zaman bana olan destegi bitmedi tukenmedi, stressli oldugum,sIkIntili oldugum zamanlar beni neselendirmek icin herseyi yapti! Moralimi herzaman yuksek tutmaya calisti, onca kaprisimi , sinav donemi stresle birlikte olusan huysuzlugumu sineye cekti, su 3.5 yil gercek manada kahrimi cekti, ama bir gun bana "ufff ya biktim bu okul islerinden"demedi. Esime, anneme, babama, abilerime, kayinvalideme, kayinpederime, Ayse yengeme, Hulya yengeme,Havva'ya, Sherly'ye ve bu surecde emegi gecen herkese mutesekkirim...Iyiki varsiniz, iyiki vardiniz...
Simdi Toren'de hissettiklerim...
Amerikan Milli Marsiyla torene basliyor olmak, icimi burktu, Turkiye'de mezun olamadigim universiteyi dusundum, torendeki Amerika'lilar gibi icten, sag elim kalbimin ustunde kendi Istiklal Marsimi soyleyip, aglamayi cok isterdim, zaten Mars soylenirken bu dusuncelerle gozlerim doldu...
Toren basladiktan sonraki en guzel seylerden biri, butun mezunlarin ust katlarda onlari izlemeye gelen ailelerine, ayaga kalkip yuzlerini onlara donup tesekkur selami vermeleri oldu, bu her nekadar esimi ve kizimi goremesemde benim torende en cok begendigim kisimdi:)
Toren kismi gayet sIkIciydi aslinda, bir an once bitsin istedim itiraf ediyorum ilerde bir gun master yaparsam mezuniyet torenine gitmeyecegim:P
En son mezunlar sirayla sahneye cikti, dekanla el sIkIsti ve diploma musveddesi olan elimde gorulen lacivert kapli seyi aldi, o an icin bir fotograf yok maalesef ama esim fotograf makinesinin kamerasina kaydetmis o goruntuyu koyacagim aklimda:)
Aslihan toren suresince babasini mahvetmis sabah erken kalkmasinin etkisi fazla bunda, en son ben sahneye cikmak icin sira beklerken onlarda ust katin on koltuklarindan birine oturmayi basarmislar ben sahne cikma sirasi bekleyip, sahneye cikip, diploma musveddesini alana kadar "anneccimmm, annneeee, seni cok seviyorum..."diye bagrindi Aslihancim:)
Hakikaten cok yorucu bir gun oldu benim icin, gece Asliha sayesinde uyuyamadim, sabahda yine erken kalktim, oglen vaktide uyumak istediysemde uyuyamadim, torene giderken enerjik ama toren esnasini her konusma sonrasi esnemeyle ve yogun uyuma istegiyle gecirdim...Zaten karelerden yuzumun gozumun en canli ciktigi toren oncesine ait...
Aslihan'a arabada torenin olacagi salona dogru yol alirken"kizim sende mezun oluyorsun artik"dedik, sevindi, otoparka girerken Kaya amcasinin arabasi hemen bizimkinin yaninda duruyordu, pencereden aynen su sekilde bagirarak"Kaya ben mezun oluyorum"diye sevincini gosterdi:)o kadar aklimin bir kosesine koydugum seyi yapmayi, yani Aslihan'a da kep takip fotograflamayi unuttum...Artik ceker bir ara koyarim fotografini:)
Toren esnasinda Aslihan oyle yorulmuski arabada sIzdi kaldi, Gulluogluna gidicez uyuma kizim dediysekte derin uykuya daldi:) Bizde Gulluoglu kismini iptal edip, Turk lokantasindan bisiler alip eve donduk...
Cay faslina gectik, ben tam ikinci bardagi koydum oturma odasina yoneldim, nasi olduysa cay elime damladi, sonra elim yanmanin etkisiyle titremeye basladi, bardagi elimden atmak yada yaninda durdugum masanin ustune koymak o an icin aklima gelmedi ve enteresan bir bicimde bardagin yarisi dokulene kadar bardak elimde kaldi ve elim daha cok yandi:(suan sadece sag elimin yuzuk parmaginda bir baloncuk var, dun gece biraz zor daldim uykuya, ne yanik ne agri kesici merhemler, nede iliklasmasi cok surmeyen soguk sular iyi geldi.AC'nin ufledigi soguk hava elime gelecek sekilde elimde nemli ,kagit bir havlu sarilmis vaziyette uykuya dalmisim...

Saturday, May 24, 2008

...

Gecen haftalarda beni cok etkileyen bir kitap bitirdim.Kucuk hikayeler tarzinda, O mubarek insani taniyanlarin anilarindan yola cikilarak biyografi niteligide tasiyan bir kitapti okudugum.Hayata dair verdigi farkli bakis acisiyla ruhumu derinden etkiledigini yazmadan gecemeyecegim...Ayrica kitap okumayida ozlemisim cok...

Ikinci kitaba basladim bu ay icinde bitirmek niyetim insaallah mumkun olur...

Ikindi Yagmurlari...

Bolum bolum farkli hususlarda yapilmis mulahazalar.Baslarda gecen mevzulari desteklemek maksadiyla gecen ayeti kerimeleri farkli buudlara yelken actirmasi acisindan buraya aktarmadan gecemezdim...ara ara okuduklarimin ozeti olmasa bile gecen bahislerin en begendigim kismini yazarak buraya aktarabilmeyi umuyorum...

"Insanlardan oylesi vardir ki, dunya hayatina dair sozleri senin hosuna gider.Ustelik sozun ozune uyduguna Allah'i da sahit gosterir.Halbuki gercekte o dusmanlarin en yamanidir."(Bakara Suresi 204)

...Afv;bir hata yada kabahaten dolayi ceza vermeme,Safh ise;bir hata ve kabahati hic olmamis gibi sayma ve kalpde ona karsi en kucuk bir kirginlik izi birakmama...

Efendimiz(SAV)buyuruyor;
Insanlara borc veren bir tacir vardi.Darda kalan bir musterisini gorunce adamlarina"Onun borcunu bagislayin, belki Allah da bizi bagislar"derdi.Bu davranisindan ve recasindan dolayi, Allah da onu bagisladi.

"Unutmayin ki haksizligin karsiligi ancak yapilan haksizlik kadar olabilir,fazlasi helal olmaz.Bununla beraber kim affeder,bagislarsa mukafati Allah'a aittir.Su kesindir ki Allah zalimleri sevmez"(Sura Suresi -40)

"Onlarki bollukta da darlikta da Allah yolunda harcarlar,kizdiklarinda ofkelerini yutar, insanlarin kusurlarini affederler.Allah da boyle iyi davrananlari sever"(Al-i Imran Suresi-134)

"Iylikle kotuluk bir olmaz.O halde sen kotulugu en guzel tarzda uzaklastirmaya bak.Bir de bakarsin ki seninle kendisi arasinda dusmanlik olan kisi candan, sicak bir dost oluvermis"(Fussilet Suresi-134)

"Babalarini kinamak ve haklarinda kotu soz soylemek suretiyle cocuklarini rencide etmeyin"(Hadis-i Serif)

"Sen af ve musamaha yolunu tut,iyiligi emret ve cahillere aldiris etme"(Araf Suresi-199)

"Insanlara yumusak davranmanda Allah'in merhametinin eseridir.Eger kati yurekli,kaba biri olsaydin, insanlar senin etrafindan dagiliverirdi.Oyleyse onlarin kusurlarini affet, onlar icin magfiret dile ve onlarla musavere et.Bir kere de azmettin mi,yalniz Allah'a tevekkul et. Allah muhakkak ki kendisine dayanip guvenenleri sever"(Al-i Imran Suresi-159)

...Afv ve safh yolu, bazen kendini unutmayi gerektirir.Kendini unutan insan cok genis bir alani hatirlamis olur. Hep nefsini goren ve surekli onu one cikaran kimse ise, cok buyuk bir alani nisyana mahkum eder...


Monday, April 28, 2008

C.tesi gunu Kutlu Dogum haftasi munasebetiyle duzenlenmis olan bir programa katildik.




Musiki kismi guzeldi fakat gayet kisa surdu. Programin ikinci bolumu Asr-i Saadet Tiyatrosu adi altinda Efendimiz(sav)'in dogumundan once O'nun gelecegini mujdeleyen hadiselerden baslayarak Onun hayatini konu edinmisti, ama ben sadece Hz. Hatice'nin evlenme teklif etmeyi dusundugu sahneye kadar gelebildim. Kizim eve gidleim diye tutturunca biraz ben biraz babasi koridorda sakinlestirmeye calistiksa da olmadi. Cok uykusu gelmisti. Elhamdulillah su sira uyku saatini yine 9 yaptik, zaman zaman saatte sasmalar olsada o saatte acayip huysuzlaniyor ve anliyoruzki uykusu var.






Koridorda stand acmis AntStore'un getirdigi kitaplara baktik. Aslihan icin 4 tane kitap aldim, gece uyumadan once okuyayim diye.Allahim ne guzel birseymis Ingilizce'yi Turkce'ye cevirmek zorunda kalmadan direk Turkce okumak:)Kendime de cok guzel bir kitap aldim, o nedenle suan elimdeki kitabi hizla bitirmeye calisiyorum...








Dun yani Pazar gunu ise aklimizda tasarladigimiz hediyeyi almak icin Bed&Beyonda gittik. Bu kez Manhattan'daki subesine gidelim istedim. Nerdenmi aklima geldi Suburban Girl filmini izledik gecenlerde filmi hic ama hic keyif almadan izledim. Click'i de oyle keyifsiz izlemis sonuna kadar sabredememis ama butun izleyen arkadaslarim asil guzel mesaj sonundaydi filmi film yapan son kisimdi dedikleri icin hadi bu filmdeki mesaj sona sakli izliyim dye kendimi ve esimi zorladim:)Fakat hic sIkIntiya gerek yokmus:) pardon uzattim evet Bed&beyond diyordum, iste filmde baba-kizin oldugu sahnelerden biri bed,bath&beyondda subede Manhattan cunku kiz orda yasiyor, ve acayip ferah ferah gorundu gozume. dedim bu haftasonu yapmayi planladigimiz hediye alisverisini ordan yapmaliyiz. Esimi ikna biraz zor oldu Manhattan trafigi o bu su derken cok sukur Bed&Beyond daydik:)esimin stress ettiginin aksine cokda yakinda bir yerde parking icin yer bulduk.Web sayfasinda gordugumuz urunu bulamasakta kendimiz icin cok guzel ivir zivirlar bulduk, ve Manhattan subesindeki cesit fazlaligina hayretle baktik! Gerci her magzanin Manhattan subesi digerlerine gore cok daha fazla cesite sahip hatta cok cok daha lux.Bu ivir zivirlardan en cok begendiklerimizse sunlar oldu:)

Kesilmis, dogranmis domates, limon,sogan saklama kaplari:)hatta kirmizi sogan ve yesil limon icinde ayri satilanlari vardi, o kadar kalabaliga gerek yok diye almadim:) Baklim ne olcude kullanislilar zamana gorucez:)
Gecen postta tevafuken rastadigim duaya ek olarak bugunde baska bir dua yazayim istiyorum. Hatta bunu uzun zamandir istiyorum fakat unutuyorum. Buaraya yazdigim yada copyleyip koydugum seyleri print etmem kolaylik sagliyor, hemen hergun sayfaya baktigimdan unutma gibi bir durum olmuyor:)Alisverise cikacagi zaman Efendimiz(sav)'in okudugu dua.Bir abla evindeki cikis kapisinin kenarina kucuk bir kagida yazip bantlamisti, ayakkabilarini giyerken okuma kolayligi olsun diye sanirim:) Arabada bi yerlerede konulabilir, yada diger postun yorumlarinda Emine'nin yaptigi gibi, yazip cuzdana koyma olabilir:)Dua ise su;
Bismillâhi, Allâhümme innî es'elüke min hayri hâzihis-sûki ve hayri mâ fihâ ve eûzü bike min şerrihâ ve şerri mâfihâ! Allahümme innî e'üzü bike en üsîybe fihâ yemînen fâcireten, ev sakfeten hâsireten.
Allah'ım! Mübarek ism-i şerifin bereketiyle, bana yardım et. Allah'ım! Bu çarşının ve bu çarşıda bulunanların hayırlısını (iyi taraflarını) senden istiyorum. Allah'ım, bu çarşının, bu çarşıda bulunanların kötülük (şer) lerinden sana sığınıyorum. Allah'ım! Burada yalan yere yemin ile karşılaşmaktan ve zararlı alışverişten sana sığınırım.
Biraz gecikmelide olsa bu ay bitmeden Efendimiz(sav)'in okudugu dualardan bir kacini hatirlamak hatirlatmak istedim...

Saturday, April 26, 2008

Yolculuk...

Dun Kelebek'in dogum hikayesini okuyunca kizimin dogdugu gun aklima geldi gozlerim yasardi. Oglumun dogumu nasi olacak onu dusunuyorum.Neden bilmiyorum sanki kizimdaki kadar kolay olmayacak gibi bir his vardi icimde. Kizima hamileligim daha hareketli gecmisti aldigim kiloda daha azdi. Cok yururdum mesela, bu kez nerdeyse hic yurumuyorum hatta yurumeye useniyorum:)daha ziyade uyumak dinlenmek istiyorum.Erkek milletinin tembelligi daha anne karnindaykenmi basliyor nedir:)

Buaralar cokoprens ve 9 kat pek sever oldum.Gecen ay bir kilo almistim elhamdulillah ama bu ay bilemiyorum, su sira canim surekli bisiler yemek istiyor...

Bu haftasonu baska bir eyalete dogru yola cikacaktik, ama persembe gunune ertelemek zorunda kaldik.Hakkimizda hayirlisi diyorum aslinda kendimi bu haftasonuna yolculuga kesin cikacakmisiz gibi hissetmiyordum, hatta hatta gelecek haftaya cikariz diye kendimi alistirmistim, fakat esim oyle emindiki...hatta dun aksam beni aradiginda simdiden valizimizi ayarlasan yarin programdan sonra cikariz yola demisti, ama bir saat sonra aradiginda persembeye gitsek daha guzel olacak diyince uzuldum ama belli etmedim...uzuldum cunku her gecen gun araba yolculuklari buyuyen gobisle birlikte zorlasiyor, kisa mesafe bir yere bile arabayla gitmeyi tercih eder oldum su sira ama o bile beni acayip yoruyor, belim cok agriyor...Birde diger hafta gezi amacli gitmeyi planladigimiz yerde bir sonraki haftaya kaliyor boylece...neyse herseyde bir hayir vardir degilmi?Hatta bugun sanki o hayirlardan birini gordum:)Bloga arama motoruyla girenlerin yaptigi arama kelimelere ve cikan sayfalara bakarken Herkul'den copyledigim bir hadisi serif okudum sonra haftalik hadisi serif linkine clickledim ve Efendimiz(sav)'in sefere cikarken okudugu duayi gordum, bunun yolculuk icinde okunulabilecek bir dua olmasi yonuyle bu tevafuga pek sevindim:)Dunyada hicbirseyin tesadufi olduguna inanmiyorum, bu duaninda bugun karsima cikmasina vesile olan hicbirseyin tesadufi oldugunada.Dua ise su;


Hazreti Abdullah İbn Ömer (radıyallâhu anhüma)’dan rivayet edildiğine göre,Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) Efendimiz bir sefere çıkarken biniti üzerine oturunca önce üç defa tekbir getirir, sonra şu ayeti okur ve akabinde şöyle dua ederdi:
“Bunları bizim hizmetimize veren Cenâb-ı Hakk’ı tesbih ve takdis ederiz; O yüceler yücesidir, her türlü eksiklikten münezzehtir. Allah lutfetmeseydi biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz sonunda Rabbimize döneceğiz.” (Zuhruf, 43/13-14)
Allahım, bu yolculuğumuzda Senden her türlü iyilik, hayır, takva ve hoşnut olacağın ameller istiyoruz. Allahım, bu seyahatimizde bize kolaylıklar ihsan eyle, mesafeleri bize yaklaştır. Allahım yolculuk boyunca yegâne koruyucumuz ve geride kalan aile fertlerini görüp gözeten vekilimiz Sensin. Allahım, sefer meşakkatinden, çirkin manzaralarla ve üzücü hadiselerle karşılaşmaktan, mal, aile ve çoluk-çocuğun kötü bir akıbete uğramasından Sana sığınırım.
[Müslim, Hac 425. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cihad 72; Tirmizî, Daavât 45–46.]



*