Wednesday, September 09, 2009

Bir felaketin ardindan...

Dun okumustum bunu;

"Kainatta mukemmel bir ahenk,hassas bir nizam var. Parcalar ve noktalar habire degisir.Isimler ve mekanlar yenilenir. Ettigi her laf, verdigi her zarar insana geri gelir. Halbuki insan bunu bilmez; kendini zora kosmakda mahirdir. Basina gelenlerden hep baskalarini sorumlu tutar. Ayrintilar silinir ve sil bastan cizilir.Ama cember sabit kalir." Elif Safak/Ask

Bugun Istanbul'da yasananlarla ne ilgisi olabilir ki bunun? ne yani Ilahi ceza mi? gibi seyler soylenmek yerine sunlari yazmak isterim;

Daha bir kac ay once selin en cok zarar verdigi bolgelerdeki kacak-gocek yapilanmanin onlenmesi adina yapilan yikimlari dramatize ederek ve belediye yonetiminin gaddarana tutumundan dem vurarak haber yapan TV kanallari ve siyasiler bugun nedense o gunku soylemlerinin aksine"neden dere yatagindaki yapilanmaya izin verildi, neden kacak yapilar onlenmedi, yada yikilmadi "diye cigirtkanlik yapiyor ya ne tuhaf!

Su gun bu felaket olmussa olenlere rahmet dilemekden, ailelerine sabir telkin etmekden, ve Rabbimizin bizleri boyle musibetlerden muhafaza buyurmasini istemekden baska cozum yollarida dusunmek ve bunlari bir kac gun sonra havalar gulluk gulistanlik olduktan sonra ise unutmak degilde uygulamak gerekir.

Ve bunlari uygulayabilmek icinse o bolgedeki insanlar basta olmak uzere toplumun bilgilendirilmesi bilinclendirilmesi gerekir!

Bugun bu sel Paris'de olsaydi nasil olurdu?NY'da nelere yol acardi?'yi tartismakdansa bugun Turkiye ve bu ulkenin gozbebegi olan ve ona boylesi bir felaket yakismayan sehrinde yapici neler olabiliri tartismak konusmak en dogrusu...

Bu konusmalar, cozumler yada yaptirimlar ne kadar etkili olur bilemiyorum. Sel felaketinin ardindan suruklenen fabrika yada tirlardan akip giden zayiati paylasmaya duran, ve kaptigini aldigi gibi evine giden&goturen yada satan ve hak midir? hukuk mudur?, haksizlik midir ?diye dusunmeden bu mallarin ustune yatan, insanin kanini donduranlar kadar bu felaketten kendilerine rant saglamaya calisan siyasetcilerde ayni olcude dibe vurmus insanlar olup toplumsal bir iyilesmenin ne denli icinde bulunabilirler tartisilir.

NY'dayken Amerikali'lardaki; ertesi gunku hava durumuna gore, gunlerini planlama ozelligine hayran kalmisimdir. O gun belki meteoloji tahminleri yalnistir ve yagmurlu bir hava olacagini soylemektedir ve bu insanlar belki toplu tasima araclarina yada arabalarina 20-30 metre uzakta olabilecek sekilde bir yerlere gidecektir ama buna ragmen yanlarinda uzunca semsiyelerini tasimakdan bikkinlik yilginlik duymazlar. Yada o gun disari cikmayin mi deniyor cikmazlar. Disarida gorulebilecek olanlarin ise buyuk bir cogunlugu ya gocmenlerdir ya evsiz diye adlandirilan guruh.

Biz hala "hava durumu gaybtan haberdir itibar edilmez"der durur. Basimiza gelen her bir felakete "biz Turkuz bize bisi olmaz"mantigiyla yaklasir ve icine dalarsak bu manzaralarin bizi uzun yillar birakmayacagi gun gibi asikar.

PS:Selde vefat edenlerin olume giden yoldaki hikayeleri anlatiyor her bir TV kanalinda, ama en cok; gecenin bir vakti, uykularinda ve ailelerinden kilometrelerce uzakda olan tir soforlerinin vefati burkuyor icimi...

Thursday, August 27, 2009

Inbox'ima dusen faydali bisi:)

A Dozen Ways to Start an Incredible School Day!

Sultanahmed'de bir Ramazan aksami...

Istanbul'da Ramazan ayi gecer de Sultanahmed'e gidilmez mi?

Gidilir elbet ...

gidilmelide, hele ki kitap fuari da baslamissa mutlaka gidilmeli, uzun uzun bakilmali ,hemen her standin onunde durulmali, almasanda bakmali:)keyif cunku bu baska birseyde duyulmayan degisik bir keyif iste...Gerci cocuklarla birlikde gidilmisse o keyif biraz farkli boyutlarda oluyor, uzun sure kisaliyor ama cocukla birlikte olundugu dusunulurse aslinda cok da az bir sure olmuyor...Heleki cocugunuz icin aldiginiz kitaplari, okuyamasa bile bakmak icin sabirsizlanan yavruyu (siz bir standin onunde baska kitaplara bakinirken) kitaplarindan bir tanesi elinde hemen yakininda buldugu basamaga oturmus kitabin sayfalarini cevirip dikkatlice baktigini gormek ise tarifsiz sirinlikte birsey!

Tabi eve donuldugunde unutulanlar hatirlaniyor hatirlanmasina, aman olsun onuda kitapcidan aliverelim yada bahanesi olsun tekrar gidelim diyip avunabiliyorsunuz:)

Ben bugun neler aldim? aslinda uzun zamandir okumak istedigim Iskender Pala'nin "Babil'de Olum Istanbulda Ask"romanini birde yeni ciktiginda hatirlamadigim bir TV kanalinda hatirlamadigim bir programda soylesini izledigim Elif Safak'in son yazdigi kitap "Ask" i. Baska bisiler daha aldim ama bu ikisi benim icin onemliydi, ozellikle Ask'i, Kuaybe'nin blogunda yazdigi tavsiye niteliginde yazidan sonra kesin alinacaklar listesine yazdigimi soylemeliyim,:)buarada benim ki gri, esimde okusun diye oyle almak istedim:P

Hasili kelam, biz bugun Osmanli macunu lezzetinde, moda dondurmasi serinliginde, pamuk sekeri tatliliginda bir aksam gecirdik:)

Monday, August 24, 2009

Ne guzel...

73-...Aklınızı iyice kullanasınız diye âyetlerini size gösterir. (Bakara Suresi)
74 – Sonra bunun arkasından kalpleriniz katılaştı, artık onlar taş gibi, hatta ondan da katı!
Çünkü öyle taş var ki içinden ırmaklar fışkırır.
Öylesi var ki çatlar da bağrından su kaynar.
Ve öylesi var ki Allah’a olan tazimi sebebiyle yukarıdan düşüp parçalanır.
Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.(Bakara Suresi)

94 – De ki: Eğer Allah katında âhiret yurdu (cennet) bütün insanlar içinde yalnız size ait ise ve bu iddianızda samimi iseniz haydi ölümü istesenize! (Bakara Suresi)

Bu ayeti kerime meallerinden sonra birseyler yazmak abesle istigalden baska birsey degil!

Saturday, August 22, 2009

...

Bugun kayinvalidemin bozulan blendirinin yerine baska bir tane almak icin yakinimizdaki alisveris merkezine gittik. Ramazan ayi olmasi hasebiyle cok kalabalik olmayacagini dusunmustum ama yanilmisim:)insalar hem oruc tutup(yada tutmayip) gezebiliyormus gordum...AVM'nin girisinde Ramazan etkinlikleri kapsaminda mehteran ekibi bile vardi ve gosteri yapiyordu , farkli etkinliklerin olacagida soyleniyordu zaten anonslarda... Ramazan en guzel ve ozel ay hakediyor farklilik ve guzelligi icinde bulunduran her bir aktiviteyi...Bugune dair tek uzuldum sey, kafelerde oturup bisiler icen yada atistiran insanlari gormek oldu, icim acidi, keske onlarda farkinda olabilselerdi bu guzel ibadetin dedim, ruhun orucla baskalastigini bilmelerini cok ama cok isterdim...Rabbim selamet versin, insaallah Ramazan ayi tum insanliga hayirlar getirsin...

Friday, August 21, 2009

Ramazan ayi...

Ramazan ayi cocuklugumdan beri yilin en sevdigim zaman dilimidir...

Cocukluk ve Ramazan diyince neyi hatirlarsin deseler, sanirim ilk aklima gelen pide almaya pastaneye gittigim ve pidenin kokusunun olusturdugu mutluluk hissiyle sirada bekledigim bir gun ve dudaklarim susuzluktan kipkirmizi olmus oruclu oldugum baska bir gun olur... Insanlarin iftar vaktine yakin evlerine dogru heyecanli ve telasli kosusturmalarini izlemeyi ayrica cok severdim ben... Bizimkiler hernekadar beni uyandirmamaya gayret etselerde onlari sahur sofrasinda yakalamak ayrica keyifti...

Ramazan aylari ben buyudukce benim icin ihtiva ettigi seylerde buyudugunden, daha dolu gecirmek istedigim zaman dilimleri oldu.

Yalniz vatandan uzakda gecirdigim Ramazan aylari herzamanki havasinda gecmedi bana...
Hep Turkiye'de bir Ramazan gecirme hayalim oldu (hayirlisiyla diyede cok dua ettigimi hatirliyorum) .Cunku hep okulum vardi, cunku esim cogu zaman iftar vakitlerinde evde olamiyordu. Ve ben herkes gibi topluca yapilan iftar programlarina istirak etmeyi cok sevmiyordum,cunku vejeteryandim ve her yemek bana uymuyordu, toplulukla olmak cogu insanda karin toklugu yapsada bende oyle bir durum olamiyordu:)zaten benim iftar vakitlerime muhakkak bir dersim denk geliyordu. Gunduzleri yapilan hanim toplantilarinada hic katilmisligim olamadi maalesef dedigim gibi hep okulum oldu ...iste oyle boyle gecti birazda sanirim benim icinde bulundugum extra durumlar engelledi Ramazanlarin daha guzel gecmesini, bilemiyorum, ama iste sanki Turkiye'de baska olacakti, hersey benim icin normale donecekti. Gecen sene Turkiye'ye dondum donmesinede hayallerimdeki gibi geciremedim ben bu kutlu zaman dilimini....Cunku hem lohusaligim henuz bitmis hemde kac senedir yurtdisinda olmamin etkisiyle vucudumun buranin miktop ve bakterilerine alisma suresi beni butun ay boyunca hasta etmisti. Istedigim gibi iftarlara gidip misafirler agirlayamadigim gibi, istedigim gibi camilere yada kitap fuarlarinada gidemedim, yada yada esimle cok sevdigimiz mekanlara gidip iftarda edemedim...

Bu sene sanirim bunca seneye inad hayirlisiyla cok guzel gecirmek istiyorum Ramazan ayini... Dun mukabeleye gittim hayatimda ilk defa:)Bugun orucumu cok onceki senelerdeki rahatlikla tuttum hamdolsun,ne sIkIntisi nede mesaakati oldu, gun car cabuk doldu, iftarda yaptigim yada yedigim hersey harika oldu. Hele ki iftar vakti kizimin bu ayin bir ayricaliginin farkindaliginda olarak soyledigi" anne parkda bir cocuk Ramazan ekmeginden yiyordu biliyormusun"diyip elindeki pideden "Ramazan ekmegi cok guzelmis annecim "diye isirmasi ya, beni ne cok mutlu etti anlatamam. Tum aile hatta tum bina ayni saatte balkonlarindaki yemek masalarinda catal kasigin tatli sesleri esliginde ezan-i serifin hemen ardindan basladilar ya tabaklarindaki farkli lezzetleri yemeye. Bunu gormek, duymak,hissetmek var mi daha baska saadet!hamdolsun Rabbe su guzel gunleri bize boyle guzel yasattigi icin...



Yazmak istedigim sey cok ama vakit yok:)neyse efendim Ramazan-i Serifiniz hayirli ve berekli olsun!

Thursday, August 20, 2009

"Allah kuluna yetmez mi?..."
(Zumer Suresi,36)
"Sen o gün melekleri de Arş’ın etrafını çevrelemiş
Rablerine zikir, tenzih ve hamd eden vaziyette görürsün.
Derken, aralarında adaletle hükmolunur ve “Hamd-ü senalar Rabbülâlemin olan Allah’a mahsustur.” diye bitirilir."
(Zumer Suresi,75)

Wednesday, July 29, 2009

Olgun bir adamı dost edinmek isterseniz eleştirin, basit bir kimseyi dost edinmek isterseniz övün.
Nelson
*Bugun bir yerde okudum bunu, pek de anlamli buldum:)

Monday, July 20, 2009

Sozun bittigi yer...

C.tesi aksami ogrendik Halit Abi'nin vefat ettigini... Allah gani gani rahmet eylesin,olen kisi boylesine genc olunca insanin huznu iki katina cikiyor...Ne denir ne soylenir bilemiyorum, iki gundur surekli aklimizda, oylesine hayat dolu bir insanin bu ansiz olum haberine inanamadik. 9 ay once evlenmis 9 senedir ailesini gormuyordu vizeyle alakali problemleri yuzunden gidemiyordu Turkiye'ye...Insan kime yanacagini sasiriyor, gencecik vefat edene mi, yada genc yasta evliliginin balayi henuz bitmemis esemi, yoksa onun 8-9 yildir gormeyen, evladinin kokusuna hasret giden anneye babaya mi! Ne mutlu ona ki iyi seyler yapti, hatalari vardir muhakkak her birimizin oldugu gibi, ama insaallah onun yaptigi hayirlar ve olum anindaki caresizligi hata ve kusurlarina kefaret olmustur, Rabbim sehitlerden eylesin, Rahmetiyle muamele etsin insaallah...

Friday, May 01, 2009


Adiyy b. Hâtim radiyallahü anh’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtü vesselam) şöyle buyurmuşlardır:
Bir hurmanın yarısını ikram etmekle bile olsa Cehennem ateşinden sakının. Şayet sizden biriniz buna da muvaffak olamayacaksa, hiç olmazsa bir kardeşine onu memnun edecek güzel bir söz söylesin!
(Buhari, 3/1316)

*

Wednesday, April 29, 2009

Basimiz sagolsun.

9 yigidimizi yitirdik bugun.
Alcaklarin, hainlerin, kahpe pusularina tam 9 can daha verdik.
Havada ucusan kollar, bacaklar.
Yanik et kokusu.

Analarin, babalarin evlatlarini ilk ellerine aldiklari anlari dusunuyorum.
Kosarken dusunce yarasina kosan,
Hastalaninca basinda sabahlayan,
Davulla, zurnayla asker ocagina ugurlayan,
Simdi tek parca olarak bile goremeyecekleri evlatlarina,
Al Bayraga sarili bir tabutla kavusan,
Koklayamadan,
Gozune bakamadan...
Icinde firtinalarda olsa,
Agizlardan cikan tek cumle:
"Vatan sagolsun"

Daha dun kucucuk bir kiz cocugu babasinin tabutunu opuyordu.
Ates dustugu yeri yakar.
Alistirildik herhalde.
Her gun daha kotu bir haber oldugu icin onceki gun unutuluyor.

Haberler gecer.
Namazlar kilinir.
Sehitler olmez diye haykirip,
Doktorlar da hazir tutulur, analar babalar fenalasinca...
Sonra gobek havasi, sarkilar, turkuler.
Yarisma programlarina,
Hah bir de Yaprak Dokumu var bu aksam.

Gencecik fidanlar dokulurken sapir, sapir,
Biz gene kosusturmali hayatamiza ve bozuk ekonomiye doneriz.
"Hayirlisi" der buyuklerimiz.

Oysa:
Allah'in verdigi akli kullanmayana hayir yok!
Agzi terorist demeye varmayan teroristler meclisde oturuyor.
Kin, nefret ve olumle koruklenen guc gogsunun tam ortasina yerlesmis.
Bebek katili bir kahpe icin siyaset ortami hazirlaniyor.
Onun gorevini ustlenen baska bir kahpe guney sinirinda cubugunu yakmis keyifle oturuyor.

Kaya Boztepe
PresidentFederation of Turkish American Associations

*Bu yazi bugun yasanilan buyuk aci karsisinda duyulan uzuntunun ifadesi olarak emaillenmisti, sadece bir kismini buraya kopyaladim. Bugun bende buna benzer bir cok seyi dusundum. Su kisacik dunya hayatininda sonu var elbet, kisiye gore farklilik arzetsede sure, belki simdi belki bir yil belki 3 yil belki 40 yil sonra, ama var iste, ebedi alemde var, hesap gunude var. Haklinin hakkini alacagi gun elbette var. Cennette var Cehennemde!Zalimler icin yasasin Cehennem! demek buna inanmak ve bilmek icimi bir nebze rahatlatiyor.

Wednesday, April 22, 2009

Evolution or Religion?

A little girl asked her mother: 'How did the human race appear?' The mother answered, 'God made Adam and Eve; they had children; and so was all mankind made.'

Two days later the girl asked her father the same question. The father answered, 'Many years ago there were monkeys from which the human race evolved.'

The confused girl returned to her mother and said, 'Mum, how is it possible that you told me the human race was created by God, and Dad said they developed from monkeys?'


The mother answered, 'Well, Dear, it is very simple. I told you about my side of the family, and your father told you about his.'

:))))

source:FWD email:)

Tuesday, April 21, 2009

Anne bazen boyle birsey:)

Su sira annelik benim icin;

Burnumu yada cenemi isirmaya calisan bir bebege"aaaa, uuuuuu "diye tepki vererek guluslerini bayilmak demek.

4.5 yasindaki bir sekere cicek isimlerini ogretmek! Ogretirken "bana bir ipicu ver anne" yada"annecim sessizce soylermisin"diyisine kahkahalarla gulmemek icin kendini tutmak demek.

Yada herikisine birden sarilmak yerlerde yuvarlanmak demek:))))

Saturday, April 04, 2009

...

Yasadigimiz site, sosyal faaliyet ve etkinliklee yonuyle pek aktif bir yer. Kultur Merkezi ve bu merkez bunyesinde bir cok etkinlik mevcut, hatta Ismek'e ait kurslar bile var bu merkezde. Bizimde bugun Kultur Merkezini kesfe cikmamizin sebebi, haftalar oncesinde duydugum cocuk tiyatrosunun olmasiydi. Cuma gunude sitedeki hanimlarla gorustugumuzde bir kez daha bahsedilince artik gitmek sart oldu:) Hersey iyi hostu lakin, gidis yolunda ve tiyatro oyunu sahne almadan once yasadigim bir kac seyi paylasmak istiyorum...

Oncelikle bu sitede 6-7 aylik gecmisim olsada hala pek yeniyim ve pek bir yer bilmiyorum, Kultur Merkezi yasadigimiz binadan gozuksede gidis yolu ve tam yerini kestirmek icin yardim almak istedim. Hemen onumuzde yuruyen yanlarinda uc cocuk olan iki hanima kibar bir sekilde Kultur Merkezi'ni bilip bilmediklerini zira ilk kez gidecegimi soyleyip yerini sordum, bir tanesi tenezzul edip arkasini dondugunde cevap verdi, digeri ondan once dondugu halde cevap bile vermedi,Kultur Merkezine gittiiklerini soyledi. Bunun uzerine cocuk tiyotrosu varmis, ilk defa gidicez dedim, yanlarindaki minikler"yasasin Tiyotro diye"nara attilar ama hanimlarin ikisindende bu sozum uzerine bir tepki cumlesi alamadim. Neyse arkalarindan yuruyordum ki onlar onumden donmek uzereyken kultur merkezini isaret eden levhayi gordum. Binanin onune geldigimde bu hanimlar hizla yan tarafta bulunan bir hayli uzunca merdivenden indiler. Bende binanin giris kapisindaki giris yan taraftandir yazisini okuduktan sonra indim ayni merdivenleri:)Hanimlar oyle hizli indiki ben diger tarafa dogru yoneldigimde yardimseverlik gosterip, girisin gittikleri taraftan oldugunu soylemediler. Bu duruma cok sasirdim.Neyse salona ulastik kizimla, tabi bir baktim tiklim tiklim dolu. Anladimki yol uzerinde karsilastigimiz hanimlar bu tiklim tiklim dolan salona iki kisiden once ulassak kar kardir anlayisiyla kosturdular, bu hususda pes diyorum!baska birsey diyemiyorum!

Ikinci olaysa, biz yer olmadigi icin merdivenlere oturan guruha katilmisken kucuk bir kizin yer gosterip Aslihan'i yanina oturtmamdan sonra oldu. Aslihan oturduktan sonra, sahneyi gorup gormedigini isterse kucagima alip oyle oturabilecegimizi soyledigim halde o yalniz oturmayi tercih ettiki, bu noktada cocuguma saygim sonsuz, cocuklar icin sahnelenen bir oyun ve o koltuklarda oturmak sonuna kadar onlarin hakki! Neyse bir hanim cikti geldi bir yerden, yanima oturmus kucuk kizi kaldirdi, "kizim Bedirhan'in"yanina gitsene sen dedi. O gitmek istemeyip orda oturmayi tercih etti, ama annesi razi olmadi, aldi tuttu onu gitti Aslihan'in yanina oturttu, hani benim kizim oldugunu bilmiyor, tabi izin almamasi normal, peki kizimdan niye boyle bir izin almiyor onu anlayabilmis degilim. Kizima, "guzelim ablada seninle oturabilir mi"dese zaten Aslihan kabul edecek. Ama oyle bir oturttuki baktim Aslihan koltugun kenarina buzustu kaldi birde urkek urkek bakmaya basladi, zaten sonrasindada kalkmak ister bir hal aldi. Bende hanim yalnisini gorsun diye," kizim rahatmisin annecim" diye sordum. Bunun uzerien hanim pek piskin"rahatsiz oldu bizimkinden"dedi yuzunde cok iyi bir is basarmiscasina bir gulumsemeyle . Bende illa icimde birakmayacagim ya"izin alsaydiniz eminim rahatsiz olmayacakti"dedim. O sirada Aslihan koltuktan kalkdi"anne oturmak istemiyorum, cok rahatsiz oldum" dedi. Bende kucagima oturdugu takdirde rahat olup olmayacagini sordum, "tamam"dedi. Bende hala o kucuk kiza karsi kendimi kotu hissetsemde"Canim kalkabilirmisin kizimi kucagima alip oturayim"dedim. Gercekten cok bozuldum bu olaya. Daha dun arkadaslarla mevzumuz olmustu. Efendimiz(sav) iki kisinin arasinda yer dahi olsa onlarin izni olmadan oturmanin kul hakkina girdigini buyurmus olmasi. Bizim durumumuz arayi gecti direct koltuktan atip yer kapmaya donustu:)

Kesinlikle ben Amerika'dayken, yada Amerika'da oyle Turkiye'de boyle demek istemiyorum. Ama illa bir sekilde dedirtiyorlar:) 5 yil hic Turkiye'ye gelmeden NY'da yasamak Turkiye'deki gelismisligii daha iyi gormemi sagladi. Hatta muazzam diyecegim olcude sehirsel yasamda guzellikler gordum. Fakat tek degismeyen seyin, insanlarimizin birbirlerine olan tahammulsuzlugu olduguydu. Mesela ilk Carrefour'a(boyle mi yaziliyordu:)) gittigimde ustume ustume gelen alisveris arabalari, sonra tam donecekken pat diye onume cikan alisveris arabalarina ve bu yalnislara ragmen, "kusura bakmayin"diyen bir insan olmamasina cok sasirmistim. NY gocmenlerin cok oldugu bir kent olmasi hasebiyle Amerika'nin belki en hooottthuuuut insanlarinin doldugu yerdir. Ama orda bir marketde adam size yakin gecse doner"I am sorry"der:) Ben cogunlugu Musluman olan ve cok daha nezaketli olmasi gereken boyle bir toplumda bu nezaket eksikligine hayretler icinde bakiyorum.

Thursday, April 02, 2009

Bugun aklima geldi nerden geldiyse, cok guldum bu aklima gelen seye, yazdigimda ne var bunda bukadar gulunecek diyeceksiniz eminim, ama o tipi, o ani yasamak lazimdi:)uzerinden kac yil gecti hala guluyorum...

Sanirim bundan 3 yada 4 yil kadar onceydi. Esimin Manhattan'da zaman zaman ogle yemeklerini yedigi bir pizzaciya gitmistik. Pizzacida bir Turk gorduk:)zaten biz heryerde seklimiz, semalimiz halimizle Turk'uz diye bagiran bir milletiz:) hemen taniniyoruz:)Tabi biz orda calisani nasi tanidiysak oda bizi sip diye tanidi, esimle selamlasip, hal hatir sordular(buda bize ozgu bir davranis, yenide tanissak illa sorariz muhatabin halini hatrini), Siparislarimizi verdik,kasaya odeme yapicaz, bizim Turk abinin sesi isyerini inleten cinsten"pedrrroooo noooo taxxxxxx" Allahim Allahim Amerikalilar bakiyor da bakiyor adam ayni cumleyi ton farki olmadan tekrarliyor, birde havali, birde yaptigi bir iyilik var, oda duyulsun istiyor:) Iste o an dua ettim I.R.S'den birileri olmasin diye:))zira adamin bu cumlesinden isyeri takibe alinabilirdi. Sanirim o Turk abi bu no tax olayini bizde bazi isyerlerinde yapilan "fisini almazsak ne kadara olur" durumuna benzetti. Fakat yaptigi hata oyle ciddiydiki, surekli dolasan irs memurlari Allah'tanki o gun onlarin isyerinde degildi, zira tax almamak cok buyuk bir suc hele onu ciglik cigliga duyurup yapmak daha buyuk bir suc:)Neyse cahillik basa bela diyorum bu mevzuya baska nokta cumlesi bulamadim:)

Saturday, March 28, 2009

Mekani Cennet olsun...

“Şimdi bakın yoldan geldik, yola gideceğiz. Hiç birimizin garantisi yok. Şurada ayakta duranın da, oturanın da garantisi yok. Yani, ruh bir saniyeliktir. Küf dedi mi gitti. Bunun da nerede geleceği, nasıl geleceği, ne şekilde yakalayacağı belli değil. Bir saniyenize bile hakim değilsiniz. Bir saniyesine bile hakim olamadığınız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur."

Vefatindan bir hafta once yukaridaki satirlari soylemis Muhsin Yazicioglu. Hakikaten bir saniyesine sahip olamadigimiz bu hayat icin bu kadar bagliligimiz niye? Insan nasi yasarsa oyle oluyor yada oldukten sonra yasadigi hayata uygun aniliyor. Iyi, kalbi temiz bir insanmis diye dusunuyorum, vefatindan sonra ardindan Kuran'i Kerim okunup tekbir, salavatlar getirilip dualar edildi, cok kimseye nasip olmayacak seyler. Mekani Cennet olsun, cektigi izdirap ve sIkIntilar hata ve kusurlarina kefaret olsun insaallah!

Şems-i Tebrizi


Bir gün Mevlana’ya felsefe ile meşgul olan bir grup insan geldi. İmani konularda soruları vardı. Mevlana, bu felsefecileri Şems-i Tebrizi’ye gönderdi. Felsefeciler Şems’e geldiklerinde, O, talebelerine, bir kerpiç üzerine nasıl teyemmüm edileceğini gösteriyordu. Gelenlerden biri, en çok takıldıkları üç soruyu, peş peşe sıralayıverdi: 1- Allah var dersiniz, ama görünmez, gösteremezsiniz; gösterin de inanalım! 2- Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz, sonrada Cehennem’de ateşle ceza verilecek, dersiniz. Ateşten yaratılmış şeytana, ateş acı verebilir mi? 3- Ahirette herkes hakkını alacak, yaptıklarının karşılığını görecek, diyorsunuz. Rahat bırakın şu insanları istediklerini yapsınlar… Sorular biter bitmez Şems, elindeki kerpici, soruları soran felsefecinin kafasına vurdu. Felsefeci hemen kadıya gitti ve Şems’ten şikayetçi oldu. “Ben soru sordum, O bana kerpiçle vurdu!” dedi. Şems-i Tebrizi de kendini savundu: “O bana sordu, ben de cevabını verdim.” Kadı bu işi açıklamasını isteyince de şu açıklamayı yaptı: “Efendim, bu adam, ‘Bana Allah-u Teala’yı göster.’ dedi. Ben de elimdeki kerpici başına vurarak sorusunu açıkladım. Şimdi başının ağrıdığını söylüyor. Bana başının ağrısını gösterebilir mi?” Adam şaşırdı ve, “Ağrı gösterilir mi? Ancak hissedilir!” dedi. Şems de taşı gediğine koydu: “İşte, nasıl varolan ağrı gösterilmezse, Allah’da vardır, ama göze gösterilemez demek istedim!” Şems savunmasına şöyle devam etti: “Bu adamın ikinci sorusu, ateşten yaratılmış olan şeytanın ateşle nasıl cezalandırılacağı idi.Ben bunu açıklamak içinde başına topraktan yapılmış bir kerpiçle vurdum. Başı acıdı, ağrıdı. Oysa ki kerpicinde kendisi gibi asıl maddesi topraktır. Nasıl toprak toprağa acı veriyorsa, ateş de ateşten yaratılmış şeytana azap verecektir. Üçüncü sorusu da ‘Bırakın insanları, isteyen istediğini yapsın; niçin ahirette yapılanların karşılığı verilecek, diye korkutuyorsunuz?’ şeklindeydi. Ben de ona canımın istediğini yaptım. Ama bundan hoşlanmadı ve beni size şikayet etti.” Felsefeciler bu açıklamalar karşısında ne söyleyeceklerini bilemediler ve çok mahcup oldular.

Friday, March 20, 2009

Evlât ve mal dünyanın süsü, ziynetidir. Değerlendirilebilirse, ahiretin de zâd-u zahîresidir. Allah (cc), insanların gönüllerini bunlarla sevince, sürura ulaştırır. Bunları göze ziynet, kalbe gıda yapar. İnsan bu ziynetleri gördükçe, pratikte dünya mutluluğunu, ümitlerinde de ötelerin saadetini duyabilir. Ne var ki siz bu ziynetleri eğer bâkîleştiremezseniz, mutlu olamazsınız; olsanız da buruk yaşarsınız.. evet evlâdınız, torununuz, dünyanız sizi rahatsız edebilir. Aksine fâni ve zâil olan bu şeyleri bâkîleştirip kâinatın Yaratıcısı adına bakıp gördüğünüz, O'nun yolunda ve O'nun istediği istikamette kullandığınız ve geliştirdiğiniz zaman, son zannedilen her noktanın bir başlangıç olduğunu göreceksiniz. Dünya hayatının hitâma erip kapanmasıyla biten bütün fâni ve zâil ziynet, debdebe, ihtişam öbür âlemin açılmasıyla en mükemmel şekle bürünerek orada da devam edecektir. Bir millet ve bir toplumun mükemmeliyeti aileden, eşlerin el ele verip kurdukları yuvadan başlar. Bu itibarla terbiye, yuvadan başlamalı ki kalıcı olsun. Yuva terbiye esasları üzerine kurulamamışsa, cemiyetin terbiyeli olması da düşünülemez. Hatta kusursuz bir talim ve terbiye politikası ideal insan yetiştirmede çok önemli olsa da, yuva, verdiği ve vereceği şeyler açısından hep önemini koruyacaktır. Yuvada ve hususiyle de, şuuraltı beslenme döneminde iyi beslenebilmiş dimağlar, ciddî muhalif rüzgârlara maruz kalmazlarsa ileride bazı küçük tembihlerle şuuraltı müktesebatlarının kahramanları olarak karşımıza çıkıp bizi şaşırtabilirler. Evet yuvada başarı, umum hayatta başarının ilk merhalesidir.. ve bu merhale de sağlıklı bir izdivaca bağlıdır. 1-) Evlât ve mal dünyanın süsü, ziynetidir. Ne var ki bu ziynetleri bâkîleştiremezseniz, mutlu olamazsınız; olsanız da buruk yaşarsınız. Evet, evlâdınız, torununuz, dünyanız sizi rahatsız edebilir. 2-) Ahiret, dünyada var oluşun hesabını vermenin mahkemesi, burada bizi insan olarak yaratan ve en mükemmel biçime koyan Allah'a şükredip etmediğimizin hesap mahallidir Çocuklarımıza en güzel armağan ne olmalı? İmâm Zeynu'l-Abidin Risaletü'l-Hukuk adlı eserinde şu tavsiyelerde bulunuyor:'Sa'yinin semeresi çocuğunun senden olduğunu, hayrının ve şerrinin de sana raci olacağını bileceksin.' Efendimiz'e (aleyhissalâtu vesselâm) vefat edeceği hissettirilmişti. Bunun üzerine O, bir gün sahabe topluluğuna, 'Kul, dünya ile ahiret arasında muhayyer bırakıldı da O, ahireti tercih etti.' deyivermişti. Bu işaretle anlatılmak isteneni hemen kavramış olan Hz. Ebu Bekir (ra), 'Anam, babam, sana feda olsun ya Resûlallah!' diyerek hıçkırıklara boğulmuştu. Bundan başka Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) Veda Haccı esnasındaki bir hutbesinde de yine, 'Yakında beni sizden soracaklar, tebliğ vazifemi yaptım mı, nasıl cevap vereceksiniz?' buyurmuşlardı; buyurmuşlardı, zira O, önemli bir vazife yapmıştı ama bunu hakkıyla yapıp yapmamış olmanın endişesi içinde bulunuyordu. Böyle bir endişeye mahal olmadığını icraatı haykırıyordu; oradaki bütün gönüller de hep birden haykırdı, koca meydan onunla yankılandı ve her yanda, 'Sen vazifeni yaptın, risaletini tebliğ ettin, sorumluluğunu hakkıyla yerine getirdin.' itirafları duyuldu. O da parmağını yukarıya doğru kaldırdı ve üç kere, 'Allah'ım şahid ol, Allah'ım şahid ol, Allah'ım şahid ol!' dedi. O, ümmet dairesinde genişliği olan bir sorumluluğu derin bir endişe ile dile getiriyor ve ashabının şehadetini alıyordu. Şimdi acaba bizler de, kendi sorumluluğumuz altında bulunan ve bakıp görmekle mükellef olduğumuz çocuklarımıza karşı, "Yakında beni sizden soracaklar, nasıl cevap verirsiniz?" diyebilecek durumda mıyız? Ya da onlardan, 'vazifenizi yaptınız' cevabını alabileceğimizi ümit edebiliyor muyuz? Değilse vay hâlimize... Onun için büyük İmâm Zeynü'l-Abidin, 'Allah huzurunda sen, onlardan sorguya tabi tutulacaksın.' diyor, sonra da titreyerek, Cenâb-ı Hakk'a yönelerek, 'Allah'ım, çocuklarımın terbiyesi, te'dibi ve onlara iyilik yapmam hususunda bana yardımcı ol!' diyor. Zira bir insanın en mühim, en ciddî meselesi, aile efradını evc-i kemâlât-ı insaniyeye yükselterek onlara ebedî var olmanın hazlarını duyurmaktır. Evet, Resûl-i Ekrem'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yolunu ihya istikametinde bir terbiye, çocuğa sunulmuş en buyuk armagandir. Anne-babanın, evlâtlarını yetiştirip faziletlerle donattıkları nispette onlara "evlâdımız" demeye hakları var ise de, ihmal edilmiş yavruları hakkında böyle bir iddiada bulunmaları kat'iyen muvafık değildir. Bir milletin devam ve bekâsı, iyi yetiştirilmiş nesillerle kaimdir; millî varlığı ve millî ruhu mükemmelleştirilmiş iyi nesillerle... Milletler, geleceklerini emanet etmek üzere mükemmel bir nesil yetiştirememişlerse istikballeri karanlık demektir.
*as usual*fwd edilmis bir emailden alintidir...

Wednesday, February 25, 2009

Can Yücel'den

Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlamaYarım saat erkene kurulsun saatin.Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin...Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin...Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,Bak güzelim kahvaltının keyfine.Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin..Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,Ohhh şöyle bir hafifleBir güzel kahve ısmarla kendine,seni mutlu eden sesi duymak için "alo "de Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çıkYağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bakÇiçek görürsen kokla ,köpek görürsen okşa ,çocuk görürsen yanağından makas al.Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı? Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen araHatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak.
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun.. Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..Saklama tabakları, bardakları misafireSizden ala misafir mi var bu dünyadaAilecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil,Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..Gece evinde, dostların olsunSohbetin yemeğin, kahkahan olsun..
Arkadaşım,hayat bu daha ne olsun?Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
Can Yücel

Friday, February 20, 2009

:)))))

burç dediğin böyle yorumlanır:))))

KOÇ Canim benim. Ya ben yerim senin o duygusal , mütevazi, ince, anlayisyumagi dygularini! Sen seçildinde mi gönderildin bu dünyaya. Bir insan bukadar mi düzgün, bu kadar mi programli, bu kadar mi anlayisli olabilir.. Bukoçlar var ya, IQ seviyesi yüksek insanlarin burcudur. Dost insan,güzel insan. Insan gibi insan. Allah seni basimizdan, yanimizdan eksiketmesin. Iyi ki varsin! Allah herkese koç gibi dostlar nasip etsin insallah.Bitanem benim, canim canim...

BOGA Ayy benim güzeller güzelim. Bu bogalar var ya dünya tatlisi, yergök harikasi, seker mi seker insanlardir. Bal bunlar bal. Bunun sohbetinedoyum olmaz.! Iyi sevgili, iyi arkadas, iyi,iyi,iyi, ...... say say bitmezbunlar. Hatta bak yazmayayim dedim, ama dayanamayacagim ve sizinle depaylasacagim bu gerçegi. Biliyor musunuz ki sizler; 'bir boğa bir dünyayabedeldir'... Onlar sanli burç aleminin, yere göge sigmaz, harikulade burçgurubudur.

IKIZLER Halt etmis sana iki yüzlü diyenler. Onlar seni çekemiyorlar.Rahatligin,her ortama uyum saglayisin, pratik zekan... Taaa biii ki kiskanirlarseni sekerim. Kim senin gibi kadar özgüven sahibi olmayi istemez ki. Senhiçbir zaman unutma ikizler, seni hayatin boyunca çekemeyenler olacaktir. Senhiç takma o güzel kafani onlara. Sen burçlarin en sevimlisisin. Adınikizler ama, sen bitanesin.

YENGEÇ Allah seni yaratti, melekleri niye yaratti. Ya kardesim nedir buzerafet, karizma... Sen miknatis misin nesin? Bir insan her girdigi ortamda bukadar ilgi çekmeyi nasil basarir. Hem de hiçbir çaba bile sarf etmeden.Yoksa sen ! mükemmelligin es anlami misin? Kim istemez annesi yengeçburcu olsun,esi bir yengeç burcu olsun. Sen var ya olmazsa olmazsin.Burçlarin bas tacısın.

ASLAN Heyt bee.. gözümüzün senligi, gönlümüzün nuru. Afet-i devran,mükemmel-i cihan. Aslan mi bu aslan . Senin kadar aynalarla barisikolan var mi sudünyada. Sen ki güzelligin simgesi, yer yüzünün günesi. Seninbütün fallarinda nazar çikacaktir. Mümkündür. Baska mümkünati dayoktur. Allah seni kem gözlerden korusun insallah, emi?

BASAK Merhametlim benim. Karincayi bile incitemeyen, hassas , sevgi dolu,güzel basagim benim. Efendiligin simgesi, kibar insan. Seni varya anlatacakkelime bulamiyorum. Nesin sen? Yoksa kanatsiz bir melek mi? Herkesiniyiligini düsünen, verici , vefakar basak. Senin adin basak degil,barisin,temizligin simgesi beyaz güvercin olmaliydi. Neyse canim üzülme.Biz biliyoruz ya yeter. Üzülme tamam mi? Beyaz güvercinim benim.

TERAZIH ay sana dengesiz diyen o dengesizler. Ben onlara ne diyeyim bilmiyorum k i!Yahu sen olmasan varya, su insanoglu soyunda bir eksiklik bir yitimolurdu. Sen dengesin insanlik için. Alem buysa kral sensin. Sen susarsan birneden, konusursan ayri bir neden vardir. Marifetli, kabiliyetli, en artiliburç sensin. Senin üstüne burç taniyan, megalomandir. Söylesene seninüstüne burç mu vardir? Ben ki sahsi fikrim, senden iyisini bilmem, tanimam,görmem.

AKREP Herkes bir akrep olarak dogmayi isterdi inan bana. Güzel gözlerin,gururun, albeninin temel tasi akrep. Senin kadar hayatina hakim, senin kadaryaptigi isin arkasinda durabilen kaç kisi kaldi artik. Allah senin soyunueksik etmesin. Sen ki, bir bakisiyla buzlari eritebilen, insana senin içinFerhat olup daglari delmeyi istettirebilen insan. Kim demisse sana fesat diye,onlarin hepsi....... ........ Neyse, yine açtıracaklar agzımı. Seningüzel gözlerin bile yeter o kiskançlara. Sen görmezden, duymazdan gelo fesatlari.

YAY Kainatin bir burcu olsa , kesin yay olurdu. Sanatkar, vefakar, dogrudürüst insan dedikleri sen olsan gerek. İçinde bir tek yay olmayan birarkadas grubunu, ugruma ölecek olsalar bile tanimam ben. Senin heyecanbudalasi oldugunu sanan bir grup kendini bilmez, senin o insana hayat verenenerjini çekemeyenlerdir. Burçlar aleminin kozmik mucizesisin sen. Senin havanbile yeter güzelim. Çatlasin çekemeyenlerin.

OGLAK Sana inatçi diyorlar diye üzülme. Onlar senin istikrarina giptaylabakip, senin yarin bile edemeyen kisiler. Dürüstlük senin burç genlerindevar. Bütün alimler, bilginler genelde oglaktir. Oglak burcu olmak bile,tek basina bir sereftir. Hatta oglak burcu olarak dogamamis kadersizleriçin, oglak burcunu birinci dereceden akrabasi olmak bile ayri bir sereftir.Sen kivrak zekanla, zaten her zaman bir sifir öndesin.

KOVA Hep çevresindekileri düsünen, insancil duygulari fazla gelismis,sevgi dolu kovalar. Allah sizin iyiliginizi versin emi? Ayol bu ne vericilik, bune genis bir yürek öyle. San! a sabit fikirli diyenler, senin her fikrininbir cevher oldugundan habersiz mi? Esitlik senin için ne kadar önemli. Ahkeske herkes senin çeyregin kadar bile olabilse. Sen çok yasa emi?

BALIK Insanlar öyle duygu yoksunu olmuslar ki, senin bu yaradilisin özüduygusalligini alaya alacak kadar saçmalayabiliyorlar bazen. Senparanoyak degilsin canim, ince fikirlisin. Ama nerdeee, bu ayrimi yapacak kafabazilarinda. Ben senin o yanagina düsen göz yasini seviyorum, ohüzün dolu bakisini seviyorum, o sevgi dolu , gizemli yüregini seviyorum. Sanasıkıcı diyenler bogum bogum sikila insallah. Sen ferah tut kendini. Rahat ol,bosver, takma o çan çan çeneleri kafana

***fwd edilmis bir emailden alintidir...