Tuesday, June 22, 2010

Can...








Ilk kalp atisiyla birlikde sevginizde buyuyor, buyuyor.. hic kuculmeden...




Ilk yillari sabrinizi cok zorluyor, sabri ogretiyor...




Zaman icinde bakiyorsunuz sizi en iyi anlayanlardan biri oluyor...




Hele bazen sasa kaliyorsunuz karsinizda kirk yasinda biri gibi kocaman seyler soylemesine..dumur oluyorsunuz sasmakdan ziyade...




Kiziniz buyuyor, abla oluyor kardesine,arkadas oluyor size...




Kendi kararlari oluyor, ikna edilmiyor bazen..




Sizin fikirlerinize her zaman deger veriyor ama ah yok mu o purple ayakkabilari, eskimis puskumus ama vazgecemedigi, en olmadik yerlerde giymek istedigi...cocuk diyorsunuz nasi istiyorsa oyle yapsin...Ama 30 derece sicakda siyah ayakkabilari degisime gittigi icin siyah, ici tuylu kislik botlarini giymek istemesi, hatirladikca terletiyor sizi...




Bir gun bakiyorsunuz, bu sirineniz, cubbe giymis, kep takmis cikiyor karsiniza, elinizde olmadan hayaller kuruyorsunuz," universite okuyup okumamak kizimin insiyatifinde olacak", dusunceleriniz ucup gidiyor aklinizdan bir beyaz bulut beliyor kafanizin hemen yaninda icinde Harvard'dan mezun bir kizin hayali...




Sonra onu sahnede izliyorsunuz, bayiliyorsunuz yaptigi danslara, arkadaslariyla birlikde harika olan uyumlarina..."Musamere cabasi icinde olan, gorsellige onemseyen anaokullari tercihim degil" dusunceleri palavradan ibaret, goruyorsunuz bunu...Yok boyle bir sey onu izlerken duydugunuz gururun, huznun, sevincin, karmakarisik dusunce ve duygularinizin benzeri yok...




Sizin kucuk kiziniz buyuyor, bugun bilmem kac kisinin onunde harika jimnastiksel hareketler yapiyor, halkoyunlarindan secmeler sunuyor, kafkas dansini profesyonelmiscesine oynuyor, ciddi ciddi bale gosterisi sergiliyor...Hele tam sahneden inerken profesyonelmiscesine o el sallamasi yok mu, sizi sizden aliyor...

Monday, June 14, 2010

Kaza pat diye gelir!!!

Haftasonu bir kac yere gittik, sonrasinda abimlere.. Aslinda hic hesapda yoktu gidecegimiz, ama isimiz bir saat once bitince ve aksam gidecegimiz yere yakinda olunca evleri bir ugrayalim dedik. Iyikide ugramisiz abimin kaza yaptigini ogrendik. Islek sayilan bir caddede normal hizda giderken, tali yoldan hizla gelen araba carpmis sofor mahallinin oldugu tarafa, abimin arabasi savrulmus yolun ortasina...Allah'dan ki arabasi iyi bir araba,kapi tarafindan olan guvenlik kisimlari korumus, baska bir araba olsaydi suan hastanede kolu bacagi kirilmis, yada yogun bakimda olabilirdim diyor.Ne oldugunu anlayamamis, bir 10 dakika arabadan cikmamis zaten, sinirleri bosalmis, eli ayagi titremis...24 yillik sofor, ufakda olsa bir tek kazasi yok..oyle dikkatli oyle titiz davranirki trafikde...Yalniz kazaya sebeb olan oyle sakin bir dangalakmis ki, abim" Ya kardesim ara yolda boyle bir hizla gidilirmi, hadi gidildi, ya insan arabayi gorurde frene basmaz mi?" diyince."Ya ne olacak abi, oldu iste, sen hic kaza yapmadin mi hayatinda " demis, olaya tanik olanlar az daha adami doveceklermis, ne manyak diye!Piskinliginde boylesi diyorum, pes ya! Hele birde olayin trafik polisi kismi varki o daha vahim. Kan cikmadi ya abim ufak bir siyrikla atlatti, boyun olusan agrida nasi olsa gecer bir gun ya, tutanak tutma zahmetinde bulunmamislar, hazir vuran durmus, kabul de etmis sebebiyet verdigini aranizda anlasin demisler!!!!Bu kismi insani bitiriyor. Henuz 15 gun once tatil icin gittigi Amerika'dan dondu. Orda kurallarin nasi isledigine birebir sahit oldu. Geldikden hemen sonra boyle bir olayla karsilasinca iyice sinirleri bozulmus, bana simdilerde diyor" Ya sen okuluda bitirdin tam rahat edecekken neden geldin Turkiye'ye?" Valla su sira bende dusunmeye basladim neden geldigimi... Gecenlerde otoyolda gidiyorum, Orta seritteyim hizim hic de fena degil 80-90 arasi gidiyorum. Esim yanimda zaten surekli"hizli olma, yavas ol, burasi Amerika degil, pat diye bir araba gecer onune pat diye biri durur, insan cikar, vs vs.." diye telkinde bulunup duruyor zaten. Derken bir kendini bilmez tam arkamizda kornaya basiyor, basiyor, sol taraf bos, sag taraf bos, bende onumdeki arabaya takip mesafesi uzakligindayim, zaten esim yanimda diye hizli gidemiyorun:)ama arkadaki gidecek baska yol yokya illa ben hizli olucam, aynadan bir baktim ona, birde elimi kaldirdim ne oluyor git surdan diye:)sonra gecti diger seride:)) madem diger seride gecebiliyorsun, kor degil goruyorsun seritler bos, hizlida gitmek istiyorsun madem, git diger seritten, kornoya basip stresse sokmaya calismanin ne manasi var! Ama tabi burasi Istanbul, yollar sadece ve sadece magandalarin!

Monday, June 07, 2010

Santili Kek


Su sira kaybetmek istemedigim tariflerden biri, o yuzden en guzeli bloga yazmak tarifi diye dusundum...

Kek:

3 Yumurta

1 su bardagi toz seker

1 su bardagi siviyag

1 su bardagi galeta unu

1 su bardagi iri kiyilmis ceviz

5 gr kabartmatozu

1 vanilya

Serbet:

2 su bardagi seker

2 .5 su bardagi su

Muhallebi:

4 yemek kasigi nisasta (dolu dolu olacak kasiklar)

3.5 su bardagi sut

1 su bardagi seker

Vanilya

Ayrica Bir bardak sutle hazirlanmis 2 poset Krem Santi.

Kek malzemeleri yumurta, seker, siviyag, galeta unu, kabartmatozu, vanilya ve en sonda cevizler ilave edilip cirpilir, karistirilir. Yaglanmis firin tepsine konulur. 20 -30 dk arasi 200 derece firinda pisirilir. Bir tarafdan serbeti hazirlanir.

Serbet icinse, oncelikle 2 bardak seker karamelize edilir, yakmamaya dikkat edin. Sivilasmis bir hal alan yani karealize olan sekere 2.5 su bardagi sicak su ilave edilir, puruzsuz serbet goruntusunu alana dek( bu da bir kac dk sadece ) kaynatilir. Sogumaya birakilir.

Muhallebi malzemeleri katip karistirilip hazirlanir. Sogumaya birakilir. Hazirlanan Krem Santi, muhallebiye eklenir, homojen bir hal alana dek karistirilir.

Kek ve Serbet gayet ilik oldugunda, serbet dilimlenmis kekin ustune dokulur. Serbetini ceken kekin uzerine ise muhallebi...Isterseniz hindistancevizi de serpebilirsiniz, ben gerek duymadim, oglumun parmak izi bile duruyor ustunde:)

Asamalari cok ugrastirir, vakit alirmis gibi gozuksede vakit almiyor carcabuk oluyor...




Thursday, June 03, 2010

Yazmak isteyip yazamiyorum...



Herseyde bir sozu olanlari sozsuz gormek...



Insanlarin tek yurek olup uzulmesi, ah-u vah etmesi gereken bir duruma, siyasi bir dusunce yapisiyla bakildigini gormek...


Hele 19 yasinda Israil kursunlariyla hayata gozlerini kapamis, Allah-u alem,sehit oldugunu dusundugum bir genc icin "nasil yikadilar senin beynini de gencecik yasinda olumle tanistin" diyen yazilari gormek...


Icimi acitti, acitiyor, hemde cok...Kac gundur yedigim yemekde ictigim suda bu insanlari onlarla birlikde Filistin'de abluka altina alinan, acliga, susuzluga, caresizlige, olume itilenleri ve olenleri dusunuyorum... agzimin tadi yok, gozumunse yasi cok...Duadan baska ne gelir elden?

Rabbim Kahhar ismiyle kahru pesisan eylesin zalimleri. Zulumleri kendi baslarini yesin! Onlar icin yasasin Cehennem!-demek icimi ferahlatiyor...

Furkan Dogan'in anne ve babasina saygimi anlatamam, nasi bir anne babaymis ki henuz 19 yasindaki bir cocugu boyle duyarli, boyle insan, boyle dini butun yetistirmisler... Allah cocuklarimizi O'nun rizasi istikametinde yetistirmeyi nasip etsin bizlerede...Namaz kilan hayir is yapanlardan hayra onder olanlardan olsunlar insaallah!

Tuesday, May 11, 2010

Veggie Burger


Haftasonu ev halkina hamburger yaptim. Bende kafileden ayri kalmiyim diye kendime biraz bir yerlerden etkilenmeyle ama aslinda nerdeyse tamamina yakin uydurmayla bu burgeri yaptim. Abartmiyorum, Burger King'in bean burgerina benzedi tadi:)
Malzemeler;
-1 Patlican, kup kup dogranmis.
-1kabak, kup kup dogranmis.
-bir tane cok kucuk bir yesil biber, kucuk kucuk dogranmis
-bir corba kasigi Hamburger kofte harci
-1/3 cay bardagi su
-2 silme corba kasigi un.

Hepsini karistirip, birazda yogurup, hamburger koftesi seklinde kocaman kocaman yapip, kizarttim. Acikcasi o kadar guzel birsey olmasini beklemiyordum:) Sansima oldu:)) hemde uydurdugum bir tarifim daha oldu, unutmadan hem not aldim, hem de benim gibi vejeteryanlar icin paylasmis oldum...denerseniz afiyet olsun simdiden...

Tuesday, April 27, 2010

Hic birsey bosuna degil...

Hayatta hic bir yasanmislik, hic bir ogrenmislik bosuna degil,pek tabi gormesini bilene...



Daha oncede muhakkak yazmisimdir, yazmasamda arkadaslarima bahsettigimden eminim...

Unv son siniftayken aldigim son edebiyat dersinin hocasi cok zorlamisti beni oyleki derslere gitmek istemiyordum, O doneme kadar hic bir ingilizce yada edebiyat dersinde zorlandigimi bilmem. Dersde cok fazla yazar ve eser inceledik. Donem odevi gibi arastirma isteyen konular vardi, hemen her ders boyle olurdu. Sanki bilgisayar degilde ingilizce bolumunde okuyordum. Oyle cok yilmistim dersden. En sonunda bir gun hoca yaptigim odevimi begenmedi, derse gec kaldigim icin extra bir arastirma konusumu vermisti, nedendir bilmem cok sinirlendim ve "bakin profesor, ben computer science okuyorum, ve bu sene Turkiye'ye donuyorum, bu dersde ogrendigim hic birseyinde hayatim boyunca karsima cikacagini dusunmuyorum." dedim. Hala nasi dedim bilmiyorum:) hoca biraksa birakirdi, Allah'dan acidi:)hos iyi bir notlada gecmedim ya neyse, son doneme kadar iyi olan GPA'im sayesinde dustu, sanirim bende ancak GPA dusurur baskada birsey yapamaz bana diye oyle sert cikmis olmaliyim. Yalniz hoca benim kadar sert degildi, sadece yapmami ve kendisine calismami vermemi soyledi ve ekledi"hic bir ogrencimin bu dersde ogrendigi birseyin hayatlari boyunca kullanmayacagini dusunmuyorum". Haklida cikti, inanilmaz bisi ben ingilizce okudugum siirlerin hangi saire ait olabilcegini yada sairin hangi sairden etkilenmis olabilecegini, hangi yazarin nasi bir uslubu oldugunu ogrendim o donemin sonunda. Turkiye'ye dondukden sonra kitapcilarda kendime her ingilizce kitap bakisimda aklima son donem edebiyat dersinde ogrendiklerim ve benim hocaya karsi ukalaca soylediklerim geliyor ve utaniyorum. Insan hayatta hic birseyi bosuna ogrenmiyor. Zoraki edinilmis olsa bile bilgi, ihtiyac aninda beynin bir kosesinden pit diye cikip kullanima giriyor:)

Saturday, April 24, 2010

Bu da bir sendrommus!

Dunning-Kruger Sendromu

Televizyon izlerken birilerine bakıp da "Ya bu adam bu sığlıkla nasıl
buralara kadar gelebilmiş" diye düşündüğünüz oldumu hiç?

Ya da işyerinizde sizinle aynı ya da daha üst aşamada bir görevde olan
bazıları, sizde büyük bir şaşkınlık uyandırdı mı?; onlara bakıp "Bu
cahillik, kendini bilmezlik nasıl fark edilmez?" diye iç geçirdiniz
mi?

Justin Kruger ve David Dunning adlı iki ABD'li bu hissi çok yaşamış
olacak ki, iki psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya
attı:

"Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır."

Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel
alanda yapılan çeşitli uygulamaların sonucunda şu bulgulara ulaşıldı:

Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.

Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimin-dedir.

· Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların
niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.

Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı
niteliksiz insanlar, niteliksizliklerini n farkına varmaya başlarlar.

Bitmedi...

Cornell Üniversitesi' ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı ve
klasik "Nasıl geçti?" sorusuna öğrencilerden yanıtlar istendi...

Soruların yüzde 10'una bile yanıt veremeyenlerin "kendilerine
güvenleri" müthişti. Onların "testin yüzde 60'ına doğru yanıt
verdiklerini" düşündükleri; hatta "iyi günlerinde olmalarıhalinde
yüzde 70 başarıya bile ulaşabileceklerine inandıkları" ortaya çıktı.

Soruların yüzde 90'ından fazlasını doğru yanıtlayan-lar ise "en
alçakgönüllü" deneklerdi; soruların yüzde 70' ine doğru yanıt
verdiklerini düşünüyorlardı.

Tüm bu sonuçlar bir araya getirildi ve Dunning-Kruger Sendromu'nun
metni yazıldı:

"İşinde çok iyi olduğuna" yürekten inanan 'yetersiz' kişi, kendini ve
yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı
işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin
hakkı olduğunu düşünür!

> Ancak bu 'cahillik ve haddini bilmeme' karışımı mesleki açıdan müthiş
bir itici güç oluşturur.

'Eksiler' kariyer açısından 'artıya' dönüşür.

Sonuçta, 'kifayetsiz muhterisler' her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler.. .

Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında
'fazla alçakgönüllü' davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere
kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini
beklerler... Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye
çekerler... Muhtemelen üstleri tarafından da 'ihtiras eksikliği' ile
suçlanırlar... "


"Dünyanın sorunu,
akıllılar hep kuşku içindeyken
aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır."

Friday, April 16, 2010

...


Herkes kendi gibi bir Cennet’e girer. Evet, insan, burada ulaştığı iman, marifet ve muhabbet ufkuna göre bir Cennet’e girecektir...


(Herkul'den alintidir)

Saturday, April 10, 2010

Yagdanlikla alakali son posttur kendisi:)(umuyorum:))

Yagdanlik, yagndanlik dedim durdum bir zaman...Buldum sonunda gonlume yakin bir tane, tam gore degil ama yakin, yazdimda zaten uzun uzun hakkinda...

Ama bugun ne oldu begenirsiniz. Ben bir arkadasin daveti uzerine oglunun dis bugdayina katildim, dis bugdayi bardaklarda servis edilmisti ve bardaklardan sadece ikisinde su altin para gorunumunde cikolatalardan vardi. Ilkini ben bulunca hediyeyi secme hakki sunuldu, bende boyle seylerden pek sIkIldigimdan kizima verdim secim hakkini, derken ne cikti hediye paketinden dersiniz?evet bildiniz YAGDANLIK:)))bir sey bu kadar ihlasla istenirmis, keske baska bisielrde isteseymisim:P

Cok tesekkurler arkadasim!

Thursday, April 08, 2010

Kina Gecesi...

Son iki senedir gidiyorum kina gecerlerine...Cok keyif almadigim adetlerden biridir kendisi. Anlayamam anlam veremem gelinin aglamasi icin verilen ugrasa...Kizim cok seviyor bu alaturka adetleri. Sirf onun icin gidiyorum desem:)Kimse kirilir, hatirdir gonuldur gibi kaygilarim yok bu hususda acik ve net kalbim sadece kizimin gonlu hos olsun diye yaptigim bir aktivite benim icin. Bu aksam gittigim kina gecesinde bir tanidik"bizim artik boyle yerlere gelmemiz lazim zira cocuklarimiz var "dedi. Acikcasi bunun bile cocuklar icin ayri bir yatirim oldugunu dusunmemistim hic:) sasirdim hemde cok:) 6 yasinda bir kizin evlenecegi gunu dusunup, yatirim olsun diye kina gecelerine katilmak cok afedersiniz dogmamis cocuga don bicmekle es deger gozumde:P Hasili kelam iki muhabbet ettik yeni tanistigim kafa dengi biriyle, tek eglencesi o oldu bana...

Wednesday, April 07, 2010

Sulu Kofte, Terbiyeli cinsinden:P

Kizim anaokuluna gittikden bir sure sonra sulu kofteyi cok sever oldu, ama sadece okulda yapilmis olani. Bu duruma bozuluyordum acikcasi, her sulu kofte yedigi gun"anne bugun mmmmmiiimmm harikaydi suylu kofte "diyince kendimi biraz yetersiz goruyordum. Sulu kofte "Terbiyeli Sulu Kofte" olarak geciyordu yemek listesinde. Ben zaten yemiyorum etli yemekleri, esimde terbiye kisminda gecen yumurta sulu bir yemege girince sevmedigini aman aman denememi soylerdi her zaman. Biraz da bu nedenle denemedim simdiye kadar, ama kizim sevince akan sular duruyor. Artik evde Sulu Kofte terbiyelisinden olmali diye reform niteliginde bir degisime gittim:P Netten tariflere bakindim durdum ama en cok sunu begendim, uygulandiginda guzel olabilecegini dusundum. Haklida ciktim:) guya yemeklerde gecen yumurtadan hosnutsuzdu esim, anlamadi bile:)A.Ihsan bile ikinci tabagi istedi:)Ben denedim begenildi. Sunu soylemeden gecmiyim, limonu ben salatada bile cok sevmedigimden, bu yemegede bir tane limon suyunun fazla gelecegini dusundugumden yarim kullandim. Kizim limonunu az buldu, siz siz olun bir limonun suyunun hepsini koyun:P

Saturday, April 03, 2010

Ilginc bir gun...

Dun ne acayip bir gundu...

Evi supuruyordum...oglum huysuzlandi, supurgeyi kapattim, biraz onun gonlunu hos ettim. Sonra yine supurge fasli...

Olacak gibi degil baktim, illaki onunla bir sekilde oynamaliyim, sonrada uyumali, en son supurmeliyim evi...Ablasinin odasina gittim, koridorun en sonundaki oda, masasinin cekmecesinden oglum icin uygun tahta puzzlelara bakiniyordum..Bir gurultuyle irkildim, hatta korktum, hemde cok...

Evin icinde biri var ve sanki balyoz ama balyozdan daha az bir ses fakat cekicden de kuvvetli bir sesle, anlatamayacagim turden bir gurultuydu iste, bir seyler oluyor... Hemen kostum baktim, birsey yok gibi gorunuyor, camasir dolabinin onundeki koridordayim hemen yanimda oncesinde fisini cikardigim supurge...ses sanki supurgenin kablosundan geliyormus gibi, ama o da ne, yerdeki fanyanslardan dordu kubbe seklinde kalkti yerden gozlerimin onunde...

Korkumun tarifi yok...sanki bir film izliyorum korku filmi, yada ne biliyim kabus gibi bir sey!Hani filmlerde gerilim olsun diye mezar kubbemsi bir yapi alirda icinden birsey cikarya, yada ne biliyim deprem gibi bir afet olurda yer ikiye bolunurya, onun gibi birsey...ama bu gercek! afalliyorum. Sonra esimi ariyorum, sonra kayinpederi, sonra komsulari, sonra guvenligi, buarada cama falanda kostum deprem oluyorda ben farketmiyormuyum diye...

Sitenin ustasi geliyor bakiyor, bir anlam veremiyor, "sunca senedir insaatciyim ilk defa seramiklerin bu sekilde yerden kalktigini goruyorum, parke olsa anlayacagim da, seramik boyle olmaz"diyor. Seramikler kaldiriliyor, yerden geciyor cunku kalorifer borulari, acaba patlak falan birsey mi var diye bakilsin istiyorum. Zeminde hic bir catlaklik hic birsey yok, sadece aciklamasi guc enteresan bir olay!

Wednesday, March 31, 2010

Sabir?

Bir kac gundur Facebook'da 2.5-3 yasinda bir kiz cocugunun komik video goruntulerini arkadaslar linkliyor bende diger arkadaslara linkliyorum. Video goruntulerinden birinin konusu kucuk kizla babasi arasinda cocuklarin makyaj yapmamasi uzerine yaptiklari bir konusma, daha dogrusu babasinin onu ikna icin ugrasmasi ve en sonunda ikna edebilmesiydi. Bunu linkledigimde arkadaslardan biri "ne kadar sabirli bir babasi var"diye yazmis. Sasirdim dogrusu. Cunku gayet normal ve sirin bir muhabbetin gidisatinda sabirli olunacak bir durum gormedim. Sonradan dusundum, yorumu yapan henuz bekar, anne olmamis biri. Belki bende anne olmasaydim bilmeyecek ogrenmeyecektim sabri bu denli iyi. Kizimla sabri biraz daha iyi ogrendim. Oglumla nerdeyse sabrim zirvelesti. Simdilerde cocuklarin yaptiklari bir cok akla gelemeyen sey normal geliyor. Pek tabi bu normal gormelerin icsel alemde farkli birikimleri olup insan patlayadabiliyor. Normallesiyor dediysek o denlide gulluk gulistanlik olmuyor duygular, hisler, sonucda 25 yil yasadiginiz seylere tepkileriniz farkli olmus, belki cokca asabi olmussunuz, birden iliman iklimlerde takilmak agir yada zor gelebiliyor bunyeye... ama sonra oyle farklilasiyorsunuzki, siz bile inanamiyorsunuz kendinize, mesela gecenin 4'unde buzdolabinda duran eklerleri yataginiza tasiyan 20 aylik veled sizin sinirinizi ziplatmiyor aksine bir daha yapmamasini soyleyip, guluyorsunuz sadece, gun icinde"eklerleri nereye koydun?"sorunuza aldiginiz"yataaa"cevabi sizi mest ediyor. Ne guzel sorumu anladi ve bana dogru cevabi verdi diye guluyorsunuz. Halbuki ekler butun heryeri batirmis, yatakdan sirtinizda bir eklerle kalkmissiniz:) Gun boyu yapilan telefon gorusmelerinde bu olaydan bahsedip, guluyorsunuz bolca. Annelik insana bir cok erdem katiyor sabirda en guzeli. Bir otu bile insan ne zahmetle buyutuyor. Haliyle dunyanin en serefli varliginida yetistirmek oyle kolay olmuyor. Sabir, sebat sIk kullanilanlariniza istemesenizde ekleniyor.

Tuesday, March 30, 2010

Kek yapmak:)


Bilmiyorum benim kizim kadar suprizlere bayilan bir tane daha var midir? Hemen her gun okuldan donunce daha henuz asansordeyken"suprizin var mi"sorusu hazirdir. Bazen, supriz yoklugu sebebiyle yaptigi huysuzlugu sessiz sakin karsilar, bazen kopurur, oylece haftayi bitirir yeni haftaya yine ayni supriz var mi yok mu dusunce ve sorulariyla gireriz. Dun yine suprizsiz bir gundu:)Oyle olunca oyalamak gerekti. Evdeki misir unununda bitmese bile azalmasi lazimdi. Nette aradik bulduk surdaki tarife bayildik. Kizim bir taneyi bitiremedi bir lokma ayirdi ama yinede ona boyle degisik birseyi yedirmek ayrica basariydi. Yemesinde kendisinin yapmasinin etkisi buyuk pek tabi. Kendisini asci beni de yamagi gormesi ona ayrica haz verdi:)

Kizartma yaglari

Dun pazara gittgimizi yazmistim degil mi:)Pazarin girisindeydik henuz, yol ustundeki evlerden birinden kizarmis hamur kokusu yayilmis, bizde butun pazari eve gidince hemen firina ugrayip hamur alip kizartalim dusunce bulutlariyla gezmistik:)

Eve girmeden firina ugrayip hamurumuzu aldik, ben hamuru actim kestim. Esimde kizartti. Tam kizartma isi bitti, bunu dokuyorum demesiyle, benim "hayyiiiiiirrrr"im yankilandi mutfakda. "EEeee napicaz o zaman"dedi." Ben onlari biriktiriyorum " dedim. Bunu duyunca bana komik komik bakti. "Hani gelmislerdi kapiya bilgi vermislerdi, 5 litre olunca telefon edicez alacaklardi"dedim "himmm, nasi istersen dedi".



Bundan yaklasik iki ay once, bir pazar gunu zilimiz caldi. Oncesinde bina icindeki afislerden ve duyurulardan biliyorduk aslinda, Yag Atik Toplama firmasi tarafindan bilgilendirelecegimizi. Atik yaglarin cevreye verdigi zararlardan uzun uzun olmasada bizi bu hususta daha dikkatli olmamiz gerektigine inandiracak kadar bilgiler verildi. Birde brosur tutusturuldu elimize. Toplanan atik yaglar 5 litre kadar oldugunda telefon ettigimiz takdirde alacaklarini soylediler. Bende o gun bugundur biriktiriyorum kizartma yaglarini. Ilgilenenler icin firmanin web adresi bu da telefon numarasi 444 2845.

Monday, March 29, 2010

Bugun pazarda ispanak almak istedim, satici" kurumu yas mi"diye sordu. Su yasima geldim kuru ve yas ispanagi ilk kez duydum. Aradaki farki sordugumda kurunun yikanip kurutulmus oldugunu, digerinin yikanmamis oldugunu soyledi. Kuru daha cok dayanirmis yas dayanmazmis vs vs... Ben bildigimden sasmadim, ama digerinide merak etmedim degil. Siz ispanagi nasil aliyorsunuz? Gerci gecikmis bir soru, ispanak sezonu bitti ama olsun aklimda bulunsun:)

Birde merak ediyorum kizartmadan arta kalan siviyaglar ne yapiliyor. Benim bu hususda bir fikrim bir bilgim var ama daha sonra paylasicam, cunku coook uykum geldi:)

Bununda onyargisi olur mu:)

Bugun esim izin almis ise gitmemisti. Bende kac gundur hasta olup olmamak arasinda gidip geliyordum, bugun ogleden sonra enerji fazlaligimi pazara enginar almaya giderek, eve donusde tulleri yikayarak kullanmak istedim. Balkon ve mutfagin tulleri su mekanizmali olanlardan. Bende kulakdan duyma hurafeler yuzunden tulleri makinede yikamayip kuru temizlemeye vermeyi dusunuyorum kac zamandir. Ama bugun esim evde olunca bir cesaret su cubuklarin dikislerini sokeyim yavastan cikarip makineye atayim sonra esimle birlikde yapar takariz diye dusundum. Tulu cikarmak cok zor ya ben mekanizmayi zorladim yerinden sokmek icin:)birden nasilsa tulun ciktli kismi acildi, aaa dedim cirtliymis bu:)Neyse cikardim tulleri.Tam makasi verdim esime, sokucez demir cubuklarin oldugu kucuk kisimlari birde ne gorelim zaten demir cubuklari cikarmak icin yapilmis yerleri. Simdi diyeceksiniz tulleri yaptirirken hic sormadin mi tulcuye, sordum sormasina, cirt cirtli oluyor, cok kolay cikacak cubuklar dedi ya ben cirt cirtlarin demir cubuklarin oldugu kisimda oldugunu dusundum. Eve takildiginda biz evde olmadigimizda anlamadim nasil oldugunu, telefon acipda sormadim. Dedim ya cok cok zor yikamasi diye anlatildigindan pek cok kereler ben zaten hic elimi surmeden direk kuru temizleme dusundugumden belkide tulcuyu aramak aklima gelmedi:)Simdilerde salonun tullerinide mekanizmali yaptirmadigima pismanim. Cok rahat estetik olarakda daha guzel duracakken onun bunun lafina baktim. Neyse zararin neresinden donulse kar. Yeni tul yaptirmayi dusunenenlerin aklinda bulunsun!

Thursday, March 25, 2010

3 cay:)

Sabah esimle birlikde Asaf Ihsan'in bezini degistirdik. Aslinda soyle ben degistirdim o ellerini tuttu. 3-5 aydir tam bezini aciyorum elleri malum bolgede. Neyse isimizi bitirdik, ben banyoya ellerimi yikamak icin girdim ciktim, caylari doldurdum. Esime kac seker istedigini sordum(sabahlari seker kullaniyor sadece)sonra bardaklari masaya goturdum, bir baktim caylar konulmus zaten.
"Eee neden soylemedin caylari koydugunu?"
"sana supriz olsun dedim"
" tamam da bende cay koydum bos yere, neyse ikiser cayimiz oldu:))"
Esim iki bardagida yanyana koydu, yudumlayama basladi ve genis aileden bir cumle" 3 cay ikisi bana" koptuk sabah sabah gulmekden:))))Ikiser ikiser ictik caylari birde su bardagi ayarinda cay bardaklariyla:))

Wednesday, March 24, 2010

Yagdanlik

Esyanin zaiyatina uzulmek maneviyattin noksanligindan olsa gerek...

Suana kadar oyle cok sey kirildi, dokulduki ama hic birine uzulmedim."Kirilan, dokulen bizden degil"mantigini benimsedigimi soyler oylede dusunurdum ta ki yagdanligim kirilana kadar. Onu taaa evlenmeden once almistim. Biz NY'a gittikden sonra esyalarimiz ne cok ev degistirdi ama o hic bir tasinmada kirilmadan biz evimize yerlesene dek sapasaglam kaldi. Herkes onun tek basina kutusuda olmadan kirilmadan 7 yila inat durmasina sasti. Ben de onu zaten cok severek almisdim. Ucuz da birseydi simdinin parasiyla 3-3.5 lira gibi bir fiyata almistim iyi hatirliyorum 4 lira degildi...hem ucuz hem shIkti..Gecen hafta pat diye kirildi, inanamadim... Canim yagdanligim bir patirdi oldu gitti, yemekleri yapmak koca yag bidonundan yag bosaltmak eziyet oldu. Yagdanlik bakindim bakinmasina ama onun gibisini bulamadim, gonlume gore olmayinca kolay kolay almam birseyi, beklerim bulana dek, sabir mi denir inat mi bilemiyorum. Bugun yine bakindim bakindim, en sonunda bulamayacagim artik sunu alalim da bitsin kendime bir haftadir yaptigim eziyet dedim. Sonra market alisverinde Ravika zeytinyagi sisesini gordum, zeytinyaginin kalitesi nedir ne degildir diye dusunmedim normalde baska bir firmanin zeytinyagini kullanirim. Ama onun sisesi benim kirilan siseme benziyordu sirf o yuzden aldik. Esim otoparka giderken soruyor"nasi begendin mi? icine sindimi zeytinyagi sisesi?" ben"kaybettigime benziyor sadece, ama onun gibi degil hala" esim"ya sanki birini mezara verdin, alti ustu bir sise!!!" dogru sadece bir sise...Ben belki evlilik hazirligi suresinde aldigim icin, belkide bilinc altimdaki bilemedigim baska birsey icin gereginden fazla deger verdim...Yenisi mi? eskisinin yerini tutamasada fenada gozukmuyor tezgahda:)