Tuesday, June 22, 2010
Can...
Monday, June 14, 2010
Kaza pat diye gelir!!!
Sunday, June 13, 2010
Monday, June 07, 2010
Santili Kek
Su sira kaybetmek istemedigim tariflerden biri, o yuzden en guzeli bloga yazmak tarifi diye dusundum...
Kek:
3 Yumurta
1 su bardagi toz seker
1 su bardagi siviyag
1 su bardagi galeta unu
1 su bardagi iri kiyilmis ceviz
5 gr kabartmatozu
1 vanilya
Serbet:
2 su bardagi seker
2 .5 su bardagi su
Muhallebi:
4 yemek kasigi nisasta (dolu dolu olacak kasiklar)
3.5 su bardagi sut
1 su bardagi seker
Vanilya
Ayrica Bir bardak sutle hazirlanmis 2 poset Krem Santi.
Kek malzemeleri yumurta, seker, siviyag, galeta unu, kabartmatozu, vanilya ve en sonda cevizler ilave edilip cirpilir, karistirilir. Yaglanmis firin tepsine konulur. 20 -30 dk arasi 200 derece firinda pisirilir. Bir tarafdan serbeti hazirlanir.
Serbet icinse, oncelikle 2 bardak seker karamelize edilir, yakmamaya dikkat edin. Sivilasmis bir hal alan yani karealize olan sekere 2.5 su bardagi sicak su ilave edilir, puruzsuz serbet goruntusunu alana dek( bu da bir kac dk sadece ) kaynatilir. Sogumaya birakilir.
Muhallebi malzemeleri katip karistirilip hazirlanir. Sogumaya birakilir. Hazirlanan Krem Santi, muhallebiye eklenir, homojen bir hal alana dek karistirilir.
Kek ve Serbet gayet ilik oldugunda, serbet dilimlenmis kekin ustune dokulur. Serbetini ceken kekin uzerine ise muhallebi...Isterseniz hindistancevizi de serpebilirsiniz, ben gerek duymadim, oglumun parmak izi bile duruyor ustunde:)
Asamalari cok ugrastirir, vakit alirmis gibi gozuksede vakit almiyor carcabuk oluyor...
Thursday, June 03, 2010
Herseyde bir sozu olanlari sozsuz gormek...
Insanlarin tek yurek olup uzulmesi, ah-u vah etmesi gereken bir duruma, siyasi bir dusunce yapisiyla bakildigini gormek...
Hele 19 yasinda Israil kursunlariyla hayata gozlerini kapamis, Allah-u alem,sehit oldugunu dusundugum bir genc icin "nasil yikadilar senin beynini de gencecik yasinda olumle tanistin" diyen yazilari gormek...
Icimi acitti, acitiyor, hemde cok...Kac gundur yedigim yemekde ictigim suda bu insanlari onlarla birlikde Filistin'de abluka altina alinan, acliga, susuzluga, caresizlige, olume itilenleri ve olenleri dusunuyorum... agzimin tadi yok, gozumunse yasi cok...Duadan baska ne gelir elden?
Rabbim Kahhar ismiyle kahru pesisan eylesin zalimleri. Zulumleri kendi baslarini yesin! Onlar icin yasasin Cehennem!-demek icimi ferahlatiyor...
Furkan Dogan'in anne ve babasina saygimi anlatamam, nasi bir anne babaymis ki henuz 19 yasindaki bir cocugu boyle duyarli, boyle insan, boyle dini butun yetistirmisler... Allah cocuklarimizi O'nun rizasi istikametinde yetistirmeyi nasip etsin bizlerede...Namaz kilan hayir is yapanlardan hayra onder olanlardan olsunlar insaallah!
Tuesday, May 11, 2010
Veggie Burger
Haftasonu ev halkina hamburger yaptim. Bende kafileden ayri kalmiyim diye kendime biraz bir yerlerden etkilenmeyle ama aslinda nerdeyse tamamina yakin uydurmayla bu burgeri yaptim. Abartmiyorum, Burger King'in bean burgerina benzedi tadi:)
Malzemeler;
-1 Patlican, kup kup dogranmis.
-1kabak, kup kup dogranmis.
-bir tane cok kucuk bir yesil biber, kucuk kucuk dogranmis
-bir corba kasigi Hamburger kofte harci
-1/3 cay bardagi su
-2 silme corba kasigi un.
Hepsini karistirip, birazda yogurup, hamburger koftesi seklinde kocaman kocaman yapip, kizarttim. Acikcasi o kadar guzel birsey olmasini beklemiyordum:) Sansima oldu:)) hemde uydurdugum bir tarifim daha oldu, unutmadan hem not aldim, hem de benim gibi vejeteryanlar icin paylasmis oldum...denerseniz afiyet olsun simdiden...
Tuesday, April 27, 2010
Hic birsey bosuna degil...
Daha oncede muhakkak yazmisimdir, yazmasamda arkadaslarima bahsettigimden eminim...
Unv son siniftayken aldigim son edebiyat dersinin hocasi cok zorlamisti beni oyleki derslere gitmek istemiyordum, O doneme kadar hic bir ingilizce yada edebiyat dersinde zorlandigimi bilmem. Dersde cok fazla yazar ve eser inceledik. Donem odevi gibi arastirma isteyen konular vardi, hemen her ders boyle olurdu. Sanki bilgisayar degilde ingilizce bolumunde okuyordum. Oyle cok yilmistim dersden. En sonunda bir gun hoca yaptigim odevimi begenmedi, derse gec kaldigim icin extra bir arastirma konusumu vermisti, nedendir bilmem cok sinirlendim ve "bakin profesor, ben computer science okuyorum, ve bu sene Turkiye'ye donuyorum, bu dersde ogrendigim hic birseyinde hayatim boyunca karsima cikacagini dusunmuyorum." dedim. Hala nasi dedim bilmiyorum:) hoca biraksa birakirdi, Allah'dan acidi:)hos iyi bir notlada gecmedim ya neyse, son doneme kadar iyi olan GPA'im sayesinde dustu, sanirim bende ancak GPA dusurur baskada birsey yapamaz bana diye oyle sert cikmis olmaliyim. Yalniz hoca benim kadar sert degildi, sadece yapmami ve kendisine calismami vermemi soyledi ve ekledi"hic bir ogrencimin bu dersde ogrendigi birseyin hayatlari boyunca kullanmayacagini dusunmuyorum". Haklida cikti, inanilmaz bisi ben ingilizce okudugum siirlerin hangi saire ait olabilcegini yada sairin hangi sairden etkilenmis olabilecegini, hangi yazarin nasi bir uslubu oldugunu ogrendim o donemin sonunda. Turkiye'ye dondukden sonra kitapcilarda kendime her ingilizce kitap bakisimda aklima son donem edebiyat dersinde ogrendiklerim ve benim hocaya karsi ukalaca soylediklerim geliyor ve utaniyorum. Insan hayatta hic birseyi bosuna ogrenmiyor. Zoraki edinilmis olsa bile bilgi, ihtiyac aninda beynin bir kosesinden pit diye cikip kullanima giriyor:)
Saturday, April 24, 2010
Bu da bir sendrommus!
Televizyon izlerken birilerine bakıp da "Ya bu adam bu sığlıkla nasıl
buralara kadar gelebilmiş" diye düşündüğünüz oldumu hiç?
Ya da işyerinizde sizinle aynı ya da daha üst aşamada bir görevde olan
bazıları, sizde büyük bir şaşkınlık uyandırdı mı?; onlara bakıp "Bu
cahillik, kendini bilmezlik nasıl fark edilmez?" diye iç geçirdiniz
mi?
Justin Kruger ve David Dunning adlı iki ABD'li bu hissi çok yaşamış
olacak ki, iki psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya
attı:
"Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır."
Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel
alanda yapılan çeşitli uygulamaların sonucunda şu bulgulara ulaşıldı:
Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimin-dedir.
· Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların
niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı
niteliksiz insanlar, niteliksizliklerini n farkına varmaya başlarlar.
Bitmedi...
Cornell Üniversitesi' ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı ve
klasik "Nasıl geçti?" sorusuna öğrencilerden yanıtlar istendi...
Soruların yüzde 10'una bile yanıt veremeyenlerin "kendilerine
güvenleri" müthişti. Onların "testin yüzde 60'ına doğru yanıt
verdiklerini" düşündükleri; hatta "iyi günlerinde olmalarıhalinde
yüzde 70 başarıya bile ulaşabileceklerine inandıkları" ortaya çıktı.
Soruların yüzde 90'ından fazlasını doğru yanıtlayan-lar ise "en
alçakgönüllü" deneklerdi; soruların yüzde 70' ine doğru yanıt
verdiklerini düşünüyorlardı.
Tüm bu sonuçlar bir araya getirildi ve Dunning-Kruger Sendromu'nun
metni yazıldı:
"İşinde çok iyi olduğuna" yürekten inanan 'yetersiz' kişi, kendini ve
yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı
işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin
hakkı olduğunu düşünür!
> Ancak bu 'cahillik ve haddini bilmeme' karışımı mesleki açıdan müthiş
bir itici güç oluşturur.
'Eksiler' kariyer açısından 'artıya' dönüşür.
Sonuçta, 'kifayetsiz muhterisler' her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler.. .
Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında
'fazla alçakgönüllü' davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere
kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini
beklerler... Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye
çekerler... Muhtemelen üstleri tarafından da 'ihtiras eksikliği' ile
suçlanırlar... "
"Dünyanın sorunu,
akıllılar hep kuşku içindeyken
aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır."
Friday, April 16, 2010
...
Saturday, April 10, 2010
Yagdanlikla alakali son posttur kendisi:)(umuyorum:))
Ama bugun ne oldu begenirsiniz. Ben bir arkadasin daveti uzerine oglunun dis bugdayina katildim, dis bugdayi bardaklarda servis edilmisti ve bardaklardan sadece ikisinde su altin para gorunumunde cikolatalardan vardi. Ilkini ben bulunca hediyeyi secme hakki sunuldu, bende boyle seylerden pek sIkIldigimdan kizima verdim secim hakkini, derken ne cikti hediye paketinden dersiniz?evet bildiniz YAGDANLIK:)))bir sey bu kadar ihlasla istenirmis, keske baska bisielrde isteseymisim:P
Cok tesekkurler arkadasim!
Thursday, April 08, 2010
Kina Gecesi...
Wednesday, April 07, 2010
Sulu Kofte, Terbiyeli cinsinden:P
Saturday, April 03, 2010
Ilginc bir gun...
Evi supuruyordum...oglum huysuzlandi, supurgeyi kapattim, biraz onun gonlunu hos ettim. Sonra yine supurge fasli...
Olacak gibi degil baktim, illaki onunla bir sekilde oynamaliyim, sonrada uyumali, en son supurmeliyim evi...Ablasinin odasina gittim, koridorun en sonundaki oda, masasinin cekmecesinden oglum icin uygun tahta puzzlelara bakiniyordum..Bir gurultuyle irkildim, hatta korktum, hemde cok...
Evin icinde biri var ve sanki balyoz ama balyozdan daha az bir ses fakat cekicden de kuvvetli bir sesle, anlatamayacagim turden bir gurultuydu iste, bir seyler oluyor... Hemen kostum baktim, birsey yok gibi gorunuyor, camasir dolabinin onundeki koridordayim hemen yanimda oncesinde fisini cikardigim supurge...ses sanki supurgenin kablosundan geliyormus gibi, ama o da ne, yerdeki fanyanslardan dordu kubbe seklinde kalkti yerden gozlerimin onunde...
Korkumun tarifi yok...sanki bir film izliyorum korku filmi, yada ne biliyim kabus gibi bir sey!Hani filmlerde gerilim olsun diye mezar kubbemsi bir yapi alirda icinden birsey cikarya, yada ne biliyim deprem gibi bir afet olurda yer ikiye bolunurya, onun gibi birsey...ama bu gercek! afalliyorum. Sonra esimi ariyorum, sonra kayinpederi, sonra komsulari, sonra guvenligi, buarada cama falanda kostum deprem oluyorda ben farketmiyormuyum diye...
Sitenin ustasi geliyor bakiyor, bir anlam veremiyor, "sunca senedir insaatciyim ilk defa seramiklerin bu sekilde yerden kalktigini goruyorum, parke olsa anlayacagim da, seramik boyle olmaz"diyor. Seramikler kaldiriliyor, yerden geciyor cunku kalorifer borulari, acaba patlak falan birsey mi var diye bakilsin istiyorum. Zeminde hic bir catlaklik hic birsey yok, sadece aciklamasi guc enteresan bir olay!
Wednesday, March 31, 2010
Sabir?
Tuesday, March 30, 2010
Kek yapmak:)

Kizartma yaglari
Eve girmeden firina ugrayip hamurumuzu aldik, ben hamuru actim kestim. Esimde kizartti. Tam kizartma isi bitti, bunu dokuyorum demesiyle, benim "hayyiiiiiirrrr"im yankilandi mutfakda. "EEeee napicaz o zaman"dedi." Ben onlari biriktiriyorum " dedim. Bunu duyunca bana komik komik bakti. "Hani gelmislerdi kapiya bilgi vermislerdi, 5 litre olunca telefon edicez alacaklardi"dedim "himmm, nasi istersen dedi".

Bundan yaklasik iki ay once, bir pazar gunu zilimiz caldi. Oncesinde bina icindeki afislerden ve duyurulardan biliyorduk aslinda, Yag Atik Toplama firmasi tarafindan bilgilendirelecegimizi. Atik yaglarin cevreye verdigi zararlardan uzun uzun olmasada bizi bu hususta daha dikkatli olmamiz gerektigine inandiracak kadar bilgiler verildi. Birde brosur tutusturuldu elimize. Toplanan atik yaglar 5 litre kadar oldugunda telefon ettigimiz takdirde alacaklarini soylediler. Bende o gun bugundur biriktiriyorum kizartma yaglarini. Ilgilenenler icin firmanin web adresi bu da telefon numarasi 444 2845.
Monday, March 29, 2010
Birde merak ediyorum kizartmadan arta kalan siviyaglar ne yapiliyor. Benim bu hususda bir fikrim bir bilgim var ama daha sonra paylasicam, cunku coook uykum geldi:)
Bununda onyargisi olur mu:)
Thursday, March 25, 2010
3 cay:)
"Eee neden soylemedin caylari koydugunu?"
"sana supriz olsun dedim"
" tamam da bende cay koydum bos yere, neyse ikiser cayimiz oldu:))"
Esim iki bardagida yanyana koydu, yudumlayama basladi ve genis aileden bir cumle" 3 cay ikisi bana" koptuk sabah sabah gulmekden:))))Ikiser ikiser ictik caylari birde su bardagi ayarinda cay bardaklariyla:))
Wednesday, March 24, 2010
Yagdanlik
Suana kadar oyle cok sey kirildi, dokulduki ama hic birine uzulmedim."Kirilan, dokulen bizden degil"mantigini benimsedigimi soyler oylede dusunurdum ta ki yagdanligim kirilana kadar. Onu taaa evlenmeden once almistim. Biz NY'a gittikden sonra esyalarimiz ne cok ev degistirdi ama o hic bir tasinmada kirilmadan biz evimize yerlesene dek sapasaglam kaldi. Herkes onun tek basina kutusuda olmadan kirilmadan 7 yila inat durmasina sasti. Ben de onu zaten cok severek almisdim. Ucuz da birseydi simdinin parasiyla 3-3.5 lira gibi bir fiyata almistim iyi hatirliyorum 4 lira degildi...hem ucuz hem shIkti..Gecen hafta pat diye kirildi, inanamadim... Canim yagdanligim bir patirdi oldu gitti, yemekleri yapmak koca yag bidonundan yag bosaltmak eziyet oldu. Yagdanlik bakindim bakinmasina ama onun gibisini bulamadim, gonlume gore olmayinca kolay kolay almam birseyi, beklerim bulana dek, sabir mi denir inat mi bilemiyorum. Bugun yine bakindim bakindim, en sonunda bulamayacagim artik sunu alalim da bitsin kendime bir haftadir yaptigim eziyet dedim. Sonra market alisverinde Ravika zeytinyagi sisesini gordum, zeytinyaginin kalitesi nedir ne degildir diye dusunmedim normalde baska bir firmanin zeytinyagini kullanirim. Ama onun sisesi benim kirilan siseme benziyordu sirf o yuzden aldik. Esim otoparka giderken soruyor"nasi begendin mi? icine sindimi zeytinyagi sisesi?" ben"kaybettigime benziyor sadece, ama onun gibi degil hala" esim"ya sanki birini mezara verdin, alti ustu bir sise!!!" dogru sadece bir sise...Ben belki evlilik hazirligi suresinde aldigim icin, belkide bilinc altimdaki bilemedigim baska birsey icin gereginden fazla deger verdim...Yenisi mi? eskisinin yerini tutamasada fenada gozukmuyor tezgahda:)
