Sunday, May 27, 2007

Hz. Eyüp Sultan’ın getirdiği bayrak dalgalanıyor

Hz. Eyüp Sultan’ın getirdiği bayrak dalgalanıyor

NECDET DERVİŞOĞLU
Müslüman Arapların İstanbul’u kuşatması sırasında şehit düşen Efendimiz’in (sas) mihmandarı Hz. Halid bin Zeyd Ebu Eyyüb el-Ensari’nin İstanbul’un fethinde çok büyük yeri vardır. O Efendimiz’in işareti gereği iki kez İstanbul’un fethi için Arabistan’dan İstanbul’a kadar gelmiştir.
Vefat edince de yine Efendimiz’in bir başka mucizevi işareti gereği naaşının Bizans surlarının en yakın yerine kadar taşınmasını, Müslüman askerlerinin ayaklarının altına defnedilmesini arzu etmiştir. Bu yerine getirilince Bizanslı komutan, “Ne kadar akılsızca bir iş yapıyorsunuz. Yarın siz kuşatmayı kaldırıp gittiğinizde büyüğünüzü köpeklere yem yapacağız!” deme cür’etinde bulunmuştu. Buna verilen cevapta “Arap yarımadasındaki Hıristiyanlar ve kiliselerin “akıbetinin” düşünülmesi gerektiği ihtar edilince Bizanslıların yelkenleri suya ermişti! Bu tehdide rağmen Bizanslılar Eyyüb Sultan hazretleri’nin kabrine zarar vermek bir yana kıtlık ve darlık zamanlarında himmetinden istifade için gelip mum yakmışlardır.

Hz. Halid’in (ra) mezarının yeri fetih sırasında Akşemsettin Hazretleri tarafından tayin edilince Fatih Sultan Mehmed, mezarı üzerine bir türbe yapılmasını emretti. Türbenin inşaatına 1453 yılında ve İstanbul kuşatmasının ilk günlerinde başlandı. Fatih’in yaptırdığı türbe daha sonraki dönemlerde çeşitli ilavelerle değişime uğramış; ancak esas türbe mekanı orijinal yerinde durmuştur. Fetihten sonra Hz. Halid’in kabri etrafında ilk olarak fetih şehitleri gömüldüler. Daha sonra başta devlet adamları olmak üzere Eyüp Sultan Hazretleri’ne yakın olmak isteyen milyonlarca İstanbullu buraya defnedildi. Padişahların kılıç kuşanma merasimleri burada, onun manevi huzurunda yerine getirildi. Ancak fetihten 554 sene sonra ne yazık ki, mezarlığın bulunduğu tepeye Eyüp Sultan Tepesi adı verilemiyor. Pier Loti adlı bir Fransız’ın adı tercih edilebiliyor. Oranın kabristana dönmesi merhum mihmandar-ı Nebi (sas) sayesinde gerçekleşmiş. 400 sene sonra birisi orada çay içti diye isim değişebiliyor. Bu da çok garip tabii ki. Eyyüb Sultan hazretleri’ne “alemdar-ı Resul (sas)” de deniyor. Ancak, onun hakkında mükemmel bir çalışmaya imza atmış bulunan merhum Hacı Cemal Öğüt, bu bilginin yanlış olduğunu kaynaklara dayanarak yazıyor. Hz. Halid, sadece “mihmandar” yani “ev sahibi, yol gösterici” idi diyor. Alemdarlığı ise diğer sahabelerle birlikte şu vesileyle olacak. Ve zaten milyonlarca İstanbulluyu onun etrafında toplayan sır da burada gizli: “Hz. Halid Ebu Eyyüb, yarın ahirette, aziz vatanımızın ruhu mesabesinde olan İstanbul’da ve bu diyarın civarında medfun bulunan ne kadar ehl-i tevhid varsa hepsinin alemdarı olacağı şüphesizdir. Efendimiz (sas) buyurmuşlardır ki: Benim ashabımdan bir kimse, herhangi bir memlekette vefat ederse, şüphe edilmez ki, o memleket halkından ne kadar ehl-i iman olarak vefat eden kimseler varsa yarın kıyamet gününde o halkın önünde, nuruyla ortalığı aydınlatarak ve onların önlerine düşerek yedecek ve hepsini biiznillah, Cennât-i aliyata şefaatiyle idhal edecektir.” (Eyyûb Sultan, H. C. Öğüt, shf: 130. Timaş, 1998)*
Post a Comment